Duvardaki harita!

Abone Ol

Hemen sınırımızda bir terör devleti kurulması için emperyalist güçlerin yıllardan bu yana çaba gösterdiklerini biliyoruz.

Hiç kuşkunuz olmasın; 11 Haziran 2024 tarihinde, Suriye’de yerel seçim yapmak isteyen terör örgütünün hedefi de yıllardır süren bu hedefin bir parçası…

Geçen gün, işgal yönetiminin katil yöneticisi Netanyahu’nun oğlu Yair Netanyahu’nun, sosyal medya hesabından terör örgütü PKK ve uzantısı YPG'nin hayali terör devleti haritasını paylaşması, tam da bu şer ve karanlık planın dışa vurumu!

***

Emperyalist güçlerin yıllardan bu yana çabaları dedim ya, hani!

Biraz eskilere giderek bir fotoğrafı hatırlatmak istiyorum.

Yıl; 1991. Yani 33 sene önce… Körfez Savaşı yılları…

Gazeteci-yazar Güneri Cıvaoğlu şunları anlatmıştı. Dikkatlice okumanızı istirham ediyorum;

* “Körfez Savaşı sırasında Suudi Arabistan’dayım. ABD kumanda merkezi olarak kullanılan otelin bir odasında dinlediklerim dehşet verici.”    

* “Amerikalı yarbay, duvardaki harita üzerinde Türkiye’nin Güneydoğu’sunu ve Kuzey Irak’ı işaret ediyor. Avucunu o coğrafyada dolaştırırken şöyle diyor: ‘Savaş bitecek. Amerika, Irak’tan çıkacak. Giderken silahlarının büyük bölümünü bırakacak. Bunlar içinde ağır silahlar, roketler de olacak. Yöredeki Kürtler bu silahları alacaklar ve Türkiye’ye karşı kullanacaklar. Toprak isteyecekler. Türkiye ya istedikleri toprağı verecek ya da vermeyecek ve savaşacak.”

* “Yarbay, iyi derecede Türkçe konuşarak anlatıyor bunları. Kulaklarıma inanamıyorum. ‘Ya NATO ortaklığı ya ülkelerimiz arasındaki dostluk!’ diye soruyorum, oralı olmuyor! Gene de bunun ‘Amerikalı yarbayın kendi fantezisi’ olabileceğini düşünüyorum.

* “Ama... Birkaç dakika sonra bir başka odada gene Amerikalı bir rütbeliden aynı şeyleri dinliyorum. Bunun ‘bir mesaj olabileceğini’ düşünüyorum…”

***

Burada şu notu da düşelim; bu randevuyu gazeteci Güneri Cıvaoğlu’na ayarlayan isim, AK Parti’nin ilk Dışişleri Bakanı ve o zamanki Suudi Arabistan Büyükelçisi Yaşar Yakış’tır.

Amerika, İsrail ve Batı yıllardan bu yana hemen sınırımızda bir Kürt devleti kurulması için çaba gösteriyor.

Bugüne kadar ABD tarafından bölgeye yollanan binlerce TIR silah ve mühimmat bu hedef için değilse ne için?

Yine hatırlayınız lütfen; Körfez Savaşı yıllarında, ABD ziyaretinden sonra Barzani’nin, “Kesinlikle bir Kürt devleti kurulacak” demeci kamuoyuna yansımıştı.

 ANCAK AVUCUNUZU YALARSINIZ!

Emperyalist güçlerin şer istekleri, karanlık planları, -olması mümkün değil ama- diyelim ki oldu. Diyelim ki sınırımızda öyle ya da böyle bir uydu devlet kuruldu! Ne olacak, peki;

* Yıllardır kız alıp kız vermişiz; içimizden birileri “Kürt devleti kuruldu, biz Kürt’üz, ahanda gidiyoruz!” diyerek tası tarağı toplayıp o devlete mi göçecekler, yani!

* Etle tırnak gibi olduk; bulunduğumuz mahallin, köyün, ilçenin, şehrin, oturduğumuz apartmanın en zengini bir Kürt. “Ahanda Kürt devleti kuruldu!” diyerek o zengin Kürtler yallah o devletin trenine mi atlayacak yani!

* Camide omuz omuza verdiğimiz Kürt kardeşim, “Ahanda Kürt devleti kuruldu, hadi bana eyvallah!” diyerek camiyi terk mi edecek, yani!

* Yıllardır üniversitede, STK’larda, kamuda (vb.) birlikte çalıştığımız Kürt kardeşim, “Hadi bana eyvallah!” diyerek yeni kurulan devlete mi koşacak, yani…

***

Şu kadarını söyleyeyim;

Ey emperyalistler! Ey Siyonistler! Ey Haçlı dünyası! Ey ülkemiz ve bölge üzerinde karanlık planlar yapanlar!

Sadece ve sadece avucunuzu yalarsınız!  

 HATAY VE ARZ-I MEV’UD!

Tam da bu çerçevede…

Yani Siyonistlerin ‘Büyük İsrail Projesi (BİP ya da BOP) kapsamında ‘Vadedilmiş Topraklar’ hedefine varmak için gece gündüz çalışırken…

CHP Milletvekili Mehmet Güzelmansur’un Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin cevaplamasını istediği sorular anlamlı. Bakalım;

1. “İsrail uyruklu yabancı tüzel kişilerin Hatay’da edindiği arsa, arazi, bağ, tarla sayısı ve büyüklüğü nedir?”

2. “İsrail uyruklu yabancı tüzel kişilerin Hatay’dan aldığı bağımsız bölüm (mesken, ofis, büro vb.) sayısı nedir?”

3. “Son üç yılda T.C. vatandaşlığı verilen İsraillilerin Hatay’da edindiği arsa, arazi, bağ, tarla sayısı ve büyüklüğü ile bağımsız bölüm (mesken, ofis, büro vb.) sayısı nedir?”

4. “Tapuyu başkası adına çıkarmak suretiyle Hatay’dan toprak ve diğer gayrimenkullerden alan İsrailliler belirlenmekte midir? Detayları nelerdir?”

5. “Hatay özelinde ve Türkiye genelinde İsrail uyruklu şirket sayısı nedir?”

***

Bakan Mehmet Özhaseki’nin bu sorulara vereceği cevapları merak ediyorum.

 (aşağıdaki yazı çerçeve içinde verilecek…)

BU ÜLKEDE ENFLASYON DÜŞMEZ! NİYE Mİ?

Şunun için; hemen her şeye, hemen her gün zam geliyor da o yüzden!

Geçenlerde üç harfli marketlerden birinden paket içinde sade galeta aldım. 16 TL idi.

Çok değil 4-5 gün sonra yine aynı marketten aynı galetayı alayım dedim. Kaç para olsa beğenirsiniz! Tamı tamına 20 TL olmuş.

Bu yazının yayınlandığı gün almaya kalksam aynı galetadan herhalde 23-24 TL olmuştur.

***

Yine… 0,5 litre su 2,5 TL idi bu marketlerde. Şimdi pet şişeyi 0,25’e düşürerek aynı fiyattan satmaya başladılar. Yani, yüzde yüz zam…

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonu düşürmek istiyorsa önce bu fiyat artışlarına bir dur demesi lazım!

Yoksa bu enflasyon böyle sürüp gider… Benden söylemesi…

“FETHETTİĞİM YERLERİ ECNEBİLERE SATANLAR, ALLAH'IN GAZABINA UĞRASIN!”

Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Bulut, İstanbul'un Fethi'nin yıl dönümü vesilesiyle kaleme aldığı köşesinde cennetmekân Fatih Sultan Mehmet'in ettiği bedduayı yazdı. Okuyalım;

“Fatih, Ayasofya önlerine geldiğinde derinlerden bir inilti sesi duyar...

Sesin sahibi bulunur ve Fatih'in huzuruna çıkartılır.

Fatih, keşişe sorar:

- Niçin hapsedildiniz?

Keşiş, ‘Kuşatma hazırlıkları sırasında Bizans imparatoru Konstantin beni çağırıp İstanbul'u Türklerin alıp alamayacağını söylemem için remil atmamı söyledi... Remilde İstanbul'un Türklerin eline geçeceğini söylemem üzerine Konstantin kızarak beni zindana attırdı’ der...

Bunun üzerine Fatih; İstanbul'un Türklerin elinden çıkıp çıkmayacağına dair remil atmasını ve doğruyu söylerse mükâfatlandıracağını söyler.

Keşiş, remil atar ve şöyle der;

- ‘İstanbul Türklerin elinden harp ve darp ile çıkmayacak, ancak öyle bir zaman gelecek ki elinizdeki emlâk ve arazi satılacak, bu suretle İstanbul, Türk malı olmaktan çıkacak...’

Bu sözler üzerine Fatih, ellerini havaya kaldırarak;

- 'Fethettiğim yerleri ecnebilere satanlar, Allah'ın gazabına uğrasın...’ der."