Düşünüp artık bir karar verelim

Abone Ol

Hastanedeki tedavimin ardından evime dönerken ticaretle meşgul olan çok sevdiğim bir dostuma uğradım. Hem hâl hatırını sorayım hem de bu vesile ile bir çayını içeyim niyetiyle dükkânına uğradım. Selamünaleyküm aleykümselâmdan sonra gösterdiği yere oturdum. Moralinin bozukluğu besbelliydi.

Sorumu fazla geciktirmeden sordum:

-Nasılsın iyi misin? Durumun hoşuma gitmedi, dedim.

Kızgın şekilde karşılık verdi:

-Hiç iyi değilim, huzursuzum, dedi.

-Hayırdır inşallah, hasta falan mısın, dedim.

-Nasıl iyi olabilirim kardeşim. Bilirsin benim iki tane veledim (çocuğum) var. İkisi de namaz kılmıyorlar. Ne yapsam, ne söylesem kâr etmiyor. Bunlar benim evimde yatıyorlar benim soframda yemek yiyorlar. Anlayacağın ben namazsız evlatların babasıyım. Bundan da büyük bela olur mu?

Cevap veremedim. Diyeceğimi diyemedim. Düşündüm kaldım.

Adam doğru söylüyor.

Kadın namaz kılmıyorsa, çocuklar namaz kılmıyorsa, ev reisi namaz kılmıyorsa o eve “oh ne güzel mutlu bir yuva” demek mümkün mü? O evin insanları, “iyiyiz” diyebilirler mi?

Allah’ın hükümlerinin geçersiz olduğu bir beldenin insanları çok iyiyiz çok mutluyuz, bir sıkıntımız yok elhamdülillah diyebilirler mi? Derlerse korkunç bir yalan söylemiş olurlar.

“Nasılsın iyi misin?” diye soran kişi eğer Müslüman’sa muhatabından istediği cevap manevidir. Karnın tok, sırtın pek, kasan dolu mu demek istememiştir. Çünkü karın tokluğu hayvanlarla birlik ifade eden bir anlamdır. İnsanlar sofrada, hayvanlar çayırda karınlarını doyururlar. Karın doyurmak hayvanlarla birliktelik olur.

Müslüman’ın dünyada yaşıyor olmasının sebebi karın doyurmak değildir. Cinsel arzularını tatmin etmek değildir. Allah, insanın olması gereken gayesini şöyle açıklıyor:

“Ben insanları bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyat Suresi, ayet: 56). Gaye budur, hikmeti budur. Eşya toplayalım, gayr-i menkul yığalım; makam-mevki peşinde yalakalık yapalım diye değil. Allah’a kulluk yapalım diye yaratılmışız.

Şu halimize bakınca gayemize uygun yaşamadığımız görülüyor. Niye bunun farkında değiliz.

İşte “nasılsın, iyi misin?” sualine İslam âlimleri: “İnandığın gibi yaşıyor musun?”demek için sorulduğunu ifade etmişlerdir. “Allah’ın kitabına göre yaşıyor musun, yaşamıyor musun?” demek olduğunu izah etmişlerdir.

Şu halimizle “iyi misin?” diyenlere “iyiyiz!” diyebilir miyiz?

Neremiz iyi?

Müslüman’ız diyenlerin yaşadığı sokakta İslam’ın örneklerini görmek çok zorlaşmış.

Köşe başları faiz yuvası haline gelmiş.

Rüşvet almış başını gidiyor. Yolsuzluk, hırsızlık, haksızlık hâlâ diz boyu.

Nesiller kısırlaşıyor.

Siyaset, bürokrasi lekelenmiş. Hep birlikte yeniden düzenlenmeye, yeniden bir başlangıca, yeniden bir dirilişe ihtiyaç var. Sistem sıkıntılarla dolmuş, kitlenmiş. Manevi olarak gelişemeyen toplum, maddi olarak da işlerin yokluğu, paranın dolaşmaması gibi sorunlarla boğuşuyor. Birbirimizin hakkına manevi olarak girmemizin yanında maddi olarak da borçla-alacakla giriyoruz. Esnaf, iflas ve kaybetmeyle günleri kapatıyor. Böyle bir ortamda iyiyim diyenler doğru cevap vermiş olmuyorlar.

Arkadaşımı sonuna kadar dinledim. Sonra da “çok çalışalım, bir de bolca dua edelim” diyebildim.

Biraz da çaylarımızı içerken konuştuk. Sonra oradan ayrıldım. Ayrılırken dostumun ağladığını fark ettim.

Ancak bu istişaremiz beni o günden beri derin derin düşündürüyor.

Allah (C.C.) yardımcımız olsun.