Düşünün…

Abone Ol

Aslında bu hafta bu sayfaya sadece “DÜŞÜNÜN” yazmak ve başka bir şey yazmamak istedik lakin şimdi bunu izah edene kadar birkaç yazı daha yazmak icap ediyor. O yüzden düşünmeyle alakalı birkaç kopya verelim.

Öncelikle emek olmadan bereket de ecir de olmaz. Yani aslında bu hafta buraya yazdıklarımız, size iyilikten çok zarar gibi. Zira insan, kolay elde ettiği şeyleri idrak edemiyor tam anlamıyla.

İkinci olarak sayfamız düşünce sayfası. Yani sadece okumak ve hazırı almak değil aslında. Yazılarımızda bazı şeylerin kısa cümlelerle ifade edilmesi, sadece yazının sınırları ile alakalı değil. Bu sayfadaki yazılarımızla amacımız;

Meseleye dair soru soracak, düşünecek ve meseleyi doğru olarak kavramaya yardım edecek bazı özet ve temel bilgiler vermek, Meseleye daha doğru bakmaya yardımcı olmak amacıyla farklı şeylere ve konunun farklı yönlerine dikkat çekmek,

Meseleyi ana hatlarıyla akılda tutabilecek bazı cümle ve kelimeler verebilmek.

Yoksa bir konuyu bütün ayrıntıları ile verebilmek hem insan gücü dışında hem de gereksiz.

Peki, neyi düşünelim?

İlk düşünmemiz gereken şey, ne yaptığımız.

İş olarak.

Hobi olarak.

Sosyal faaliyet olarak.

Siyasi olarak.

Özel hayatımızla ilgili olarak.

Peki, bu soruyu sormamızdaki amaç ne?

Yani acaba doğru ve gerekli olan yani kendimize yakışan veya Allah’ın bize verdiği fıtrata uygun olarak mı bir şeyler yapıyoruz yoksa böyle istediğimiz ve karşımıza tesadüfen böyle şeyler çıktığı için mi?

İkinci olarak nasıl ve neye göre yapıyoruz diye düşünün.

Bu soru aslında ilk soruya dâhil ama önemine binaen tekrar sormakta fayda var.

Yani yaptığımız şeyde ölçü ve yöntemimiz nedir?

Kendi kafamıza ya da başkalarına göre mi yapıyoruz yoksa bir usul ve yöntemimiz var mı?

Bu sorunun bir başka tamamlayıcı sorusu da ne kadar ve ne zaman yapıyoruz.

Yani aklımıza esince ve istediğimiz kadar mı yapıyoruz yoksa kapasitemizi ve tüm imkânlarımızı kullanarak üzerimize düşenleri zamanında mı yapıyoruz?

Düşünmemiz gereken bir üçüncü soru kimin için ve ne için yaptığımızdır.

Yani yaptığımız şeyi, canımız öyle istediği için mi yapıyoruz?

Yoksa menfaat için mi?

Yoksa şöhret veya desinler diye mi?

Yoksa birilerine yaranmak veya birilerinin gözüne girmek için mi?

Ya da birilerinden utandığımız için mi?

Veya herkes öyle yaptığı için mi? Yahut birilerinden korktuğumuz ya da birileri bizi zorladığı için mi yapıyoruz yaptıklarımızı?

Peki, bu soruları sormak zorunda mıyız? Ya da sormazsak ne olur bu soruları? Zaten kaç kişi böyle düşünerek yaşıyor mu?

Sormak sorundayız zira sormazsak öncelikli olarak dünyada mutsuz ya da pişman oluruz. Ya da oradan oraya savrulur, döner dururuz. İlkemiz ya da bir şahsiyetimiz olmaz.

Ayrıca bu sorulara mahşerde zaten cevap vereceğiz. Orada hesabın kolay geçmesi için şimdiden bu sınava hazırlanmak, eksik varsa tamamlamak gerekiyor.

Peki, başkaları niye sormuyor?

Biz başkaları için yaşamıyoruz. Başkalarına göre de yaşamıyoruz.

Kendimiz için yaşıyoruz. Kendimizi kurtarmak için yaşıyoruz.

Başkaları cehenneme gidecek diye biz de mi cehenneme gideceğiz mesela?

Ya da daha somut bir örnek; başkaları deprem ya da mesela iflasa tedbir almıyor diye biz de almaz mıyız acaba yoksa canımız ve malımız kıymetli midir?

İnsanlar, sosyal medyada gereksiz zaman harcıyor diye biz de mi harcayalım?

Kötü bir iş yapacaksak da düşünerek yapalım.

Hatta yüzde yüz kendi yararımıza olan bir işi yaparken de yine düşünmeden yapmayalım.

E düşünmesek ne olur?

Sadece düşünmemiş oluruz.

Sadece kendimize zararımız olur.

Yoksa başka kimseye kendimizi ispat etmiş, dikkat çekmiş ya da başkalarına zarar vermiş olmayız.

Yani sizin düşünüp düşünmemeniz, başkalarının çok da umurunda değil.