Düşünmezsek düşeceğiz

Abone Ol

Sorunların daha derin, çözümün ise daha fazla hassasiyet istediği bir dönemdeyiz. Yaşanan sorunlar incelendiğinde temelinde zihniyet probleminin olduğunu yeniden müşahede ediyoruz. Üstelik söylediklerimizle yaptıklarımız arasındaki makas giderek açılıyor. Millet lehine gelişme beklenen ancak geleceğimizi kaybettiren uygulamalar sürekli artıyor.

Bu durumda, millet lehine çevirecek bakış açısına ve kuklayı değil kuklacıyı hedef alacak uygulamalara ihtiyaç duyuyoruz. Son dönemde her alanda yapılan strateji yanlışlığının ve ucuz politikalarının bedeli ağır olmaya başlamıştır. Sadece yüksek büyüme rakamlarına odaklanıp, ekonominin geri kalan dengelerini ve sorunlarını yok sayan yanlış stratejilerle ekonomi "yumuşak iniş"ten "sert düşüş"e geçmiştir. Dış politikada ise, savaş hazırlıklarının yapılıyor olması ödenencek bedelin daha da ağır olacağının bir göstergesidir.

Cezayı vatandaşa kesen bu anlayış daha derin çıkmazların habercisidir. Günü kurtarma adına geleceğimizi kaybetmekte olduğumuz bu politikalarla hiçbir yol alınmadığı ortadadır. Ortadoğu coğrafyasında haritaları yeniden çizilmeye çalışıldığı bir dönemde kendi ayakları üzerinde durmayı başaramayan bir Türkiye, kullanılmaya daha müsait bir duruma sürüklenecek ve emir almaya devam edecektir. Toprak satışının onaylanması da, emir alma düzeyinin hangi boyutlara geldiğini göstermek açısından önemli bir göstergedir.

Millet lehine olacakların bedelini ödemekten kaçarak milletin geleceğini aleyhine çevirenlere dur demek de giderek zorlaşıyor. Çünkü, insanımızın gerçekle olan bağı kesiliyor, sahte bir gerçeklik algısı oluşturularak hiçbir şeyin sorgulanmaması amaçlanıyor. Siyaset, artık millet lehinde olanı gerçekleştirmekten giderek uzaklaştırılıyor. Bu gidiş, millete ödetilecek faturaları arttırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Gerilim siyasetinin insanımızı getirdiği nokta maalesef yüksek borçlanma, siyaseti meslek olarak görmenin sonucu ise reel politik iflas olmuştur. Üstelik yapılan yanlışlara sadakat göstermesini bekleyen bir siyasi zihniyet ortaya çıkmaktadır. Bu açmaz ise, yeni bir Türkiye inşa etmenin aksine daha fazla zaman kaybı yaşatacaktır. Sadece siyaseten doğruları değil, vicdan ve ahlaken doğruları ortaya koyma vakti gelmiştir. Bunu sağlayacak tek şey de düşünmektir. Düşünmeliyiz, çünkü, düşünmezsek düşeceğiz.