Düşünmede hayır var

Abone Ol

Düşünmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışmak, bizim için çok da kolay olan bir şey değildir. Ama şu kadarını biliyoruz ki düşünmeden konuşulan söz, davranış veya yapılan iş sonunda keşke dedirttirecek birçok olumsuzluklara kapı açmaktadır. Düşünerek konuşmak ve davranmak ise Atiyi görmek, doğru icraatlar ortaya koymak demektir. 

Şairin dediği gibi, “Eğer ben beni bilseydim, inceldikçe incelirdim, ben aklı-kâmil olsaydım, yüceldikçe yücelirdim” İnsan düşündüğü zaman incelebilir. Kâmil akıl ile de yücelir. Düşünürün biri şöyle demiş “Bir düşünürde şöyle söylemiş diyerek; çok örnekler verilir”. Demek ki ilim adamları, bilim adamları düşünen insanlardır. Hatta birisi “Madem ki düşünüyorum, o halde varım” demiş. Demek ki düşünmek var olmanın da bir ispatıdır.

Yukarıda dediğimiz gibi, düşünmek geleceği görmek ve bir feraset ortaya koymaktır. Bunun bariz örneklerini geçmişte merhum Erbakan hocamızda da bizatihi gördük. Yıllar önce neler söylemişse onları bizzat yaşadık. Hatta gelecekte yaşanabilecek, birçok öngörüleri de var.

Düşünmeden konuşup icraat yaptığımızda ise, birçok yanlış ve yanılmalar olabilmekte ve sonunda da yanılmışız, aldanmışız Allah bizi affetsin diyebilmekteyiz. Saadet Partisi Genel Başkanı da düşünmenin önemine binaen, düşünmeden evet, düşünürsem hayır diyerek, her işi düşünerek yapmanın hayır getireceğini bariz bir şekilde ortaya koymaktadır. 

Bu günlerde, gündemimizi meşgul eden Anayasa Değişikliği (yani sistem değişikliği) hususunda “Evet mi, Hayır mı” diyelim sorusu, vatandaşın kafasını meşgul etmektedir. Hemen her ortamda otobüs durağında, dolmuşta ve metroda hatta gittiğimiz berberde bu soru soruluyor ve cevabı aranıyor. Biz hayırın, evetçilere de hayır getireceğini düşünüyoruz. Bunu geçmişte yaşanan bir örnekle ortaya koyabiliriz. Kıbrıs’ta “çözümsüzlük çözüm değildir” diyerek getirilen Annan planının kabul edilmesi için zamanın iktidarı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarını ikna etmek için baskı bile yapmıştı. Yine o günlerde Merhum Erbakan Hoca hayatta idi ve bu planın kabul edilmesi felaket olur diyerek, hem Türkiye Cumhuriyeti İktidarını ve hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni uyarmıştı. Allah’tan ki Kuzey Kıbrıs’ın evet demesine rağmen, Güney Kıbrıs Rum vatandaşları hayır dediler de, Kıbrıs’ı felakete götürecek bir badireden de kurtulduk.

“Hayır”ın “evet”çilere nasıl bir hayır getirdiğini bariz bir şekilde yaşadık ve de anladık. Bugünkü durum da ondan farklı değil. Her türlü yanlışa ve haksızlığa “Hayır” dediğimiz gibi, önümüzdeki günlerde yapılacak referandumda da “Hayır” dememiz her kesime yani bütün ülkeye hayır getireceğine inanıyor ve öyle düşünüyorum. Düşünmenin bir getirisi de geçmişte yapmış olduğumuz hataların, yanlışların düzeltilmesi ve bir daha bu hatalara düşülmemesi hususunda gereken gayretleri göstermek ve ders almaktır. Eğer hatalarımızdan dönemiyor ve geçmişten ders alamıyorsak, o zaman bizim insanlığımız sorgulanmalıdır. Allah bizleri hatalarından dönen ve geçmişten ders alan kullarından eylesin. Âmin.