Düşünce Yolculuğunda İniş ve Çıkışlar

Abone Ol

Bir düşünce ve inanış yolculuğunda bulunanların önünde

zorlu yollar var. Veya yol desek buna. İdeal sahibi kimselerin tek bir yolları

olur. Çünkü böyle bir yola düşenlerin ve yolculuğun belli bir yönü olur. O yol

bilinen sahih bir yön üzerinde ise, kuşku duyulmadan yola çıkılır. Söz konusu

yola çıkanlar kendilerinden emindirler. Sağa sola sapmadan, yanıltıcı olanlara

kulak vermeden yoluna ve kendine bakar. Bu tür yolculuklar insanı istenilene

eriştirir.

Yolculuk ve varılmak istenen hedef hemen her insanın

hayatında ve doğasında var. Hiç kimse bulunduğu yerde kalmaz. Öyle ya da böyle

bir yol tutturur. Bunlar kişinin bulunduğu duruma göre konumlanır. Kişi de

kendisini ona göre yola hazırlar. Uzun ve sağlıklı yol hedefi bulunanlar her

tür zorluğu göze alır, almak zorundadır. Müslümanların yolculuğu her halükârda

zorluklara gebe. Çünkü onun hayat disiplini ve dikkati, duyarlığı yolculuğunu

görünürde zorlaştırabilir. Çileli de olabilir. Fakat bu bir Müslüman için bir

kazanım. Sahih yol üzerinde bulunanların asla bir kaybı yoktur. Kazansalar da

kaybetseler de ol yol üzerinde bulundukları sürece kazanım sahibidirler.

İnsanın kendi varlığı anlamlı. Varlığı ve düşüncesi onu

sorumluluk altına alır ilk gününden itibaren.

Yolculukta önümüze çıkabilecek, çekici ve yanılsatıcı çok

şey olabilir. Bu insan hayatında olabilen bir durum. Her an insan bir sürçme

veya bir yol kaymasıyla yüzleşebilir. Yol kazaları ise ayrı bir durum. Dikkat

ve duyarlığı ile bunu anında atlatır. Ya da farkında olunmadan bir sapmaya da

girilebilir. Dikkat ve duyarlığı olanlar bunu anında ya da çok geçmeden fark

edebilirler. Sapmalar zaman ve yol kaybına neden olur. Bunun telafisi, telâşa

kapılmadan biran önce toparlanılarak aşılabilir.

Yolculuklarda kimi yanılsatmalar kişinin yakasını

bırakmaz, sapılan yolun sahihliğine kapılır ve gider. Yolun sonu uçurumu mudur,

bataklık mıdır belli bir yere gelindikten sonra farkına varılır ama o zaman da

iş işten geçer. Pişmanlığın bir yararı olmaz, asıl yere dönmek istese bile çok

geç olur.

Bir Müslümanın hayatında bireysel çıkarın hiçbir kıymeti

yoktur. Kişi çıkar odaklı bir yol ve hedef tutturuyorsa bunu bir hırsa

dönüştürüyorsa onun yol sezgisi ve bakışı yiter. Çünkü o kendisini bir tek şeye

odaklamış olur. Gözü o şeyden başka hiçbir şeyi görmez ve asla düşünmez. Kalp

gözü kapanır. Bir insan için en tehlikeli olanı sezgi ve algı yollarının

tamamına kendisini kapatması. Bu tipler kendilerine hedef seçtikleri yere ermek

için her tür yol geçerlidir, meşrudur. Orada ne kul ne de bir başka varlığın

hakkı gözetilir.

Günümüz hayatında yanılsatıcı ve göz alçı o kadar çok şey

var ki. Sahih yol nedir, nasıl gidilir hedef neresidir bilinmez. Büyüleyici

olanlar öne çıkar. Göz kamaştırıcı bir dünya ve bir ortam. Kişi sağlam bir teme

ve sağlam bir iradeye sahip değilse anında kapılabilir. Kapıldığı bu

büyüleyiciliğin de savunucusu olur. Bunu ısrarla sonuna kadar sürdürür ve

yanlışını da kabul etmez.

İnsanın kendisiyle bir sınanmasıdır bu. Yol ve yolculuk,

yön ve gidiş kişinin durumunu belirler ve tanımlar. Kişi veya kitleler böyle

bir durumda savrulurlar. Toz dumana karışır ve asla yön bulunamaz. Burada göz

ve kalp bütünlüğü devreden çıkar. Akıl ve çıkar öne çıkar. Akıl bir başına

kaldığında sezgi yiter. Sezginin olmadığı yerde kuru akıl kendi başına tıkanır.

İnsan sevgisi ve hoşgörüsü kalpten geçer. Akıl katıdır, ön görüşsüzdür,

acımasızdır.

Üzerinde bulunulan yol kıymeti her zaman için önemli ve

tek çıkarı, başka seçenek yok.