Düşmanın ciddiye aldığı adam olmak

Abone Ol

Adam olmak, göreceli bir deyiştir. Yiğitlik, hasbi olmak vb. çeşitli anlamlarda kullanılır. Herkes kendi yaşam tarzına göre bir adam tanımlaması yapabilir. Mesela bize göre; erkek olsun, hanım olsun karakter olarak adam olmak için Müslüman olmak gerekir. Nasıl yani, Müslüman olmayanlar adam değil midir? Olsa olsa aday adayları diyebiliriz. Bir gün Müslüman olma ihtimallerine karşı… Peki siz çok mu adamsınız? Biz bilmeyiz. Adam gibi olmak ve adam gibi ölmek için çaba sarf ederiz. Rabbimizin merhametinden umut ederiz… Bizde sonuçlar öte tarafta açıklanır zaten… Kim adam, kim hain, kim şeytanın ta kendisi… Tamamı rûz-i mahşerde naklen canlı yayında gösterilecek Allah’ın izniyle…

Müslümanlar adamdır! Tamam aldık, bir risk genelledik… Yanlış yola sapanlar vardır. Günahkârlar çok fazladır. Ekmek sporu tutacağım derken, ekmeğin ve kendinin Rabbini unutan yığınlar vardır. Namazsız hanelerin doğal olarak, abdestsiz ev adamları-hanımları vardır. Kimliksiz yetişen cahil yeni nesiller ve boy boy günahları vardır. Doğru vardır. Ama hiçbirinin cürmü, Rabbimizin ve Rasulullah’ın yoluna muhalif değildir. İsyan yoktur. Gaflet vardır. Bunun karşılığında da, ederince ateş vaat edilir zaten… Sonuçta herkes tercihlerinin bedelini öder. Ama her şartta Müslümanlar adamdır. Bize göre bir insanın adam olup olmamasının yegâne ölçüsü de budur.

Düşman kime denir?

Allah ve Rasulü’nün yoluna herhangi bir şekilde itiraz eden, kasti bir karşıtlık gösteren, yahut kasıt sayılabilecek düzeyde büyük bir gaflet içerisinde olan herkes düşmandır. Önce tatlı dil ile uyarılmalı, hakka çağrılmalıdır. Tekrar tekrar çağrılmalıdır. Yok ikna olmuyor ama zararı kendine… Uzaklaşılıp kendi haline bırakılmalıdır. Ancak bu arkadaş hem iflah olmuyor hem de mümin kullar için tehdit oluşturuyorsa düşmandır. Kur’an-ı Kerim, her türlü nefsi müdafaayı helal kılmıştır.

Müslüman’ın düşmanı olur mu? Tabii ki olur. Hatta kişinin, Allah için düşmanlık ettiği kimsenin bulunmaması iman zafiyetine delalettir. Biz hümanizmi; bir sapkınlık, bir proje, Siyonizm’e hizmet eden alçak bir yol olduğuna inanırız. Neymiş efendim, sosyalisti de bağrıma basacakmışım, LGBT bireye de merhamet edecekmişim… Ateist bir tokat atacakmış, diğer yanağımı çevirecekmişim… İsmet ağabeyin tabiri ile “o iş senin bildiğin gibi değil dostum…”

Biz yaratılanı severiz yaratandan ötürü doğrudur. Ama benim yaratıcımla kendince savaşan ahmaklarla ben nasıl bir muhabbet bağı kurabilirim? Onların son derece aşikâr bir şekilde sürdürdükleri haram ve günahlara rağmen onları nasıl sevebilirim? Müslüman’ın dine giriş nişanesi kelime-i tevhittir. Kelime-i şehadettir. İlk önce reddederiz. Neyi? Hak nizamına teslim olmayan herkesi, her şeyi reddederiz. Nemrud’u reddederiz. Firavun’u reddederiz. Yanlış yapan, dine düşmanlık eden anne babamız bile olsa… Saçlarının teli kadar başları olsa… Bu yanlış üzerine tek tek başlarını verseler gözlerimizin önünde… Vallahi davamızdan dönmeyiz!

Günümüzde öyle bir din algısı oluşturuyorlar ki, evlere şenlik… Herkes “Heidi” gibi kırlarda, ellerinde çiçekler… Haram yok. Günah kaygısı hak getire… Kimse kimsenin yanlışını uyarmıyor. Allah’ın emir ve yasaklarını dikkate alan kalmamış… Ot gibi yiyen, içen, üreyen, sadece fitne ve kan üreten sapkın bir toplum haline gelmişiz. Haram olan her şey serbest… Ama Allah için cihat dediğinde… Allah için davet dediğinde… Allah için şehadet dediğinde… Allah için düşmanlık dediğinde… Bir anda öcü ilan ediliyorsun… Niteliksiz, tepkisiz, etkisiz bir Müslüman profili istiyorlar… İşte bu yüzden Müslüman’ın dostunun da düşmanının da olması gerektiğini hatırlamak, hatırlatmak gerekir. Son olarak unutulmamalıdır ki; tarih boyunca her zaman dostundan çok daha fazla düşmanı bulunan yegâne toplum Müslümanlardır. Günümüzde de hiçbir şey değişmemiştir.

Düşmanın ciddiye alacağı adam

Adam olmanın ehemmiyetini izah ettik. Düşmanlığın da en az dostluk kadar hayati olduğunun altını çizdik. Peki düşmanın kale alacağı adam olmak ne demek? Hemen izah edelim. Örneğin İsrail terör örgütü yani Siyonizm, Müslümanların açık düşmanıdır. Ancak merhum Erbakan Hocamızın hep söylediği gibi… “Siyonizm, senin kıldığın namazdan, tuttuğun oruçtan rahatsız olmaz… Sen ne zamanki onların kurduğu bozuk düzeni yıkmaya, adil düzeni kurmaya kalkarsan, onları rahatsız edersin…” Bu bağlamda “Namaz kılan köleler olmayacağız!” derdi can Hocamız... Siyonizm’in bireysel ibadetlerimizden değil de küresel cihada yönelik hamlelerimizden rahatsız olacağının altını çizerdi. Küresel cihette hakkın nizamını tesis etmeyi idealize etmedikten sonra bireysel olarak icra edilen ibadetlerin de manasını yitireceğinden bahsederdi.

Ancak günümüzde öyle bir noktaya geldik ki canlar, bırakın küresel cihadı… Köleliğimiz devam ediyor ama kelime-i tevhidin manasını bilen kalmadı. Köleliğimiz devam ediyor ama namazımız da kalmadı… Köleliğimiz devam ediyor ama orucumuz, haccımız da kalmadı. Köleliğimiz devam ediyor ama zekâtımız, sadakamız, infakımız da kalmadı. Köleliğimiz devam ediyor ama haramlardan yana kaygımız da kalmadı. Köleliğimiz devam ediyor ama tesettürümüz, hayâmız, ahlakımız da kalmadı. Köleliğimiz devam ediyor ama aynı zamanda medya, alkol, uyuşturucu, kumar, cinsel sapkınlık, sigara gibi çeşitli bağımlılıklardan da kurtulamıyoruz. Köleliğimiz devam ediyor ama ana babaya, büyüğe hürmetimiz kalmadı.

Soru

Şimdi soralım kendi kendimize… Rabbimizin; her şeyi bilelim, öğrenelim, idrak edelim, tatbik edelim diye gönderdiği Kur’an-ı Kerim’in anlamını, ömrü boyunca bir kere bile okumamış sözde Müslüman’ı, hangi düşman neden ciddiye alsın?

Rasulullah’ın gönlümüzü, zihnimizi İslamlaştırmak maksadıyla izah ettiği yüzlerce hadisten on tanesini dahi bilmeyen sözde Müslüman’ı hangi düşman neden ciddiye alsın?

İslam tarihi, İslam düşünce tarihi, fıkıh, kelam gibi en kritik ilim sahalarına temel düzeyde dahi vâkıf olmayan sözde Müslüman’ı, hangi düşman, neden ciddiye alsın?

Bırak İslami ilimleri ömrü boyunca üç kitap, yahut üç dergi, yahut üç yazı okumamış, Allah için bir taşı yoldan kaldırıp bir kenara koymamış; vatana, millete, ümmete zerre miskal bir faydası bulunmayan sözde Müslüman’ı, hangi düşman, neden ciddiye alsın?

Kırk farklı günahın içerisinde debelenen, hayatı komple modernizmin emrettiği boşlukta yaşayan sözde Müslüman’ı, hangi düşman neden ciddiye alsın?

İman zafiyetinden kaynaklı, hayatını karartmasına izin vermediği hiçbir vesvese kalmayan, hastalık hastası tadında bir hayat yaşayan sözde Müslüman’ı, hangi düşman neden ciddiye alsın?

Aile fertleri başta olmak üzere, çevresindeki hiçbir insanın hayatında zerre miskal bir varlık gösterememiş; kuşlara, çiçeklere, kâinata bir sözü olmayan sözde Müslüman’ı, hangi düşman neden ciddiye alsın?

Hayatının her anını cihat odaklı yaşayamayan sözde Müslüman’ı hangi düşman neden ciddiye alsın?

İyiliği emredip kötülükten menetmeyi dava haline getirmeyen sözde Müslüman’ı hangi düşman neden ciddiye alsın?

Her şeyden öte şehadet arzulamayan Müslüman’ı hangi düşman neden ciddiye alsın?

Hasılı

Adam olmak, Müslüman olmak ile bağlantılıdır. Bir marifettir. Düşmanların varlığının bilincinde ve hıncında olmak idrak ile bağlantılıdır. Bir marifettir. Doğrudur. Ancak asıl marifet Allah düşmanlarının ciddiye alacağı kadar donanımlı bir Müslüman olmaktadır canlar. Bu direkt şehadet arzusu ile bağlantılıdır. Kaliteli Müslüman, kaliteli adam olmanın yolu Allah için yaşamayı, Allah için ölmeyi arzulamaktan geçer.

Abdulaziz Rantisi gibi… Saf kalite… Şeyh Ahmed Yasin şehit edilmiş. Onun yerine HAMAS’ın başına geçmiş... Adam mücahit… Adam doktor… Birkaç dil biliyor… Göreve geldiği ilk günden beri her yerde silahı işaret etmiş… Cihadı işaret etmiş… Şehadeti işaret etmiş… İsrail için çok büyük bir tehdit… Hem ihlaslı… Hem donanımlı… Hem mücahit… Bir gün kendisiyle yapılan bir röportaj sırasında diyor ki, “İnsanlar kalp krizi ile de ölebilir, bir Apachi helikopterinin saldırısıyla da. Ben Apachi’yi tercih ederim.” 17 gün canlar… İsrail, böyle bir adamın varlığına sadece 17 gün dayanabiliyor… 17 günün sonunda Apachi helikopterlerinin aracına düzenlediği saldırı sonucu şehit ediliyor…

İşte düşmanın ciddiye aldığı adam olmak böyle bir şey… Rabbim bizlere Allah için düşmanları olan ve o düşmanların da ciddiye aldığı adamlar-hanımlar olmayı nasip eylesin. Allah’a emanet olunuz inşallah…