Dürüstlük Kaybettirmez

Abone Ol

İyi insan olmanın şekille şukulle alâkası yok. İyi insan iyi insandır. İyiliğin dış görünüşle alâkası yok. Kısa boylu iyilik uzun boylu kötülükten her zaman daha uzun boyludur. İyilik her zaman uzun boyludur. İyilik her zaman üstündür. Herhangi bir makama ihtiyaç duymaz. Kendi kendine vardır kendi kendine yeterlidir. İyilik dürüst insanların dünyasından sadır olur. Dürüst insan olmanın şekille şukulle alâkası yok. Dürüst insan dürüst insandır. Dürüstlük hiçbir zaman kaybettirmez. Dürüst insanlar hiçbir zaman kaybetmez. Sadece kötüler dürüstlerin kaybettiğini zanneder. Sadece şekli düşünmenin yapaylığı kötülere hizmet etmeye namzettir. Jilet gibi giyinmiş adamlardan jilet gibi kötülük çıkabiliyor. Tam tersine hırpani giyinmiş adamlardan iyilik ve dürüstlüğün güzelliği kendiliğinden yansıyabiliyor. Örnekleri çoktur. Birini anlatalım.

Kanuni Çocuk Acil’den çıktık, eczaneye uğradıktan sonra taksi durağına gidiyoruz. Durakta kimse yok, ne bir taksi ne de bir insan. Durağa yaklaşırken iki taksi geldi durağın önüne. Biz durağa vardık varmadık bir aile geldi o taksilerden birine bindi, biz durağa geldiğimizde taksi hareket etti. Durağa geldiğimizde durakta bir tane taksi var. Taksiden hariç bir de genç. Genç, nereye gideceksiniz hocam dedi, filan yere gideceğiz dedim. Taksici oraya gitmiyorum dedi. Biz durağa vardıktan sonra dört aile daha geldi. Durak gittikçe kalabalıklaşıyor. Çocuk Acil’den çıkan durağa geliyor. Çünkü ya kucaklarında kadınların ya da elinden tutmuş, belli acilden. Durakta bekleyen diğer ailelere sordu o simsar genç, filan yere, falan yere, taksici ben feşmekân yere gidiyorum dedi gitti, duraktan kimseyi almadan. İki dakika sonra bir taksi geldi, bizden sonra gelen bir aile taksiye yöneldi, sonra o simsar genç filan yere gidecek olan vardı dedi, bize döndü hocam filan yere siz gitmeyecek miydiniz dedi, evet dedim, buyurun dedi. Ben oğluma ve eşime kapıyı açtım yardımcı oluyorum. O sırada o simsar genç taksiciden para istedi taksici 1 lira verdi, genç abi ya dedi, taksici 1 lira daha verdi, kolay gelsin iyi yolculuklar abi dedi taksiciye, 2 lirayı aldı. Taksiciye sana müşteri buldum parası, hava parası yani, genç simsarlık yapıyor. Ön kapıyı açtım taksicinin yüzüne baktım; sakallı, bıyıkları ağzına dolmuş öyle ki ağzı görünmüyor. Aklıma ilk gelen kesin Bektaşi’dir oldu. Selam verdim aleykümselâm dedi. Acilden çıktık acilen eve varmamız lazım dedim, taksi hareket etti.

Yola çıkınca ilk önce biraz trafik oldu sonra yol açıldı taksici basıp gidiyor. Taksiciyle hiç konuşmuyoruz. Hastaneden çıkmışız yorgun argın, küçük oğlum bir gece acilde yattıktan sonra. Taksici öyle seri bir şekilde araç kullanıyor ki hiç rahatsız edici değil. Hiç konuşmadan ilerliyoruz. İleride soldan karşıya geçip diğer caddeye girelim diyorum giriyoruz. Düz ilerleyelim, ilerliyoruz. Soldan girelim, giriyoruz, sağ yapalım yapıyoruz, soldan devam edelim ediyoruz. Caddeye varınca sol yapalım, yapıyoruz. Şuradan sağ yapalım, yapıyoruz, ileride bir araç dörtlüleri yakmış bekliyor, buradan gidemeyiz geri geri gidelim, geri geri gidiyoruz, tekrar caddeden devam edelim, caddeden devam ediyoruz. Sol yapalım şu caddeden devam edelim, sol yapıp devam ediyoruz. Düz devam, düz devam ediyoruz. Sağ yapalım, sağ yapıyoruz. Marketin oradan sol yapalım, marketin oradan sol yapıyoruz, şu binanın önünde duralım, duruyoruz. Bunları neden anlatıyorum; taksici hiç şuradan gidelim daha kestirme olur deyip aslında dolandırıp daha fazla para alan dolandırıcılığa kalkmadan ne dediysem seri bir şekilde yaptı. Bir de taksiciler müşterinin bilmediği yer olursa dolandırır dolandırıcılık yapar, bildiği yer olursa şurası daha kestirme diye akıl vermeye kalkar. Söz konusu taksicide böyle kötülükler olmadı. İnerken taksimetreye baktım 63 TL. 65 TL verdim, paranın üstünü vermek için elini uzatıyordu ki ben elinize sağlık kolay gelsin dedim üstünü almadım. Çünkü benim gözümde araç kullanış şekli ve mümkün olan en kısa sürede getirdiği için daha fazlasını hak etti. Taksici teşekkür edip gitti. Eve çıkarken aklıma geldi. Ulan bu taksici o simsar gence 2 lira vermişti, 63 tuttu, 65 verdim, kendisi talep etmedi ben verdim, tam da 2 lira fazla, 2 lirasını buradan kazandı. Kendisi talep etmeden. İşini dürüst yapmanın getirdiği sonuçtur bu. Talep etseydi vermezdim sırf fazla para istiyor diye. 2 lira büyük para değildir ama dürüstlük büyüktür. Meselemiz para değil meselemiz dürüstlüğün büyüklüğü. Dürüstlük hiçbir zaman kaybettirmez.

Dürüstler hiçbir zaman kaybetmez!