Dürüstlük, karşılaştığımız insanlarda öncelikli olarak
aradığımız bir özelliktir. Görüştüğümüz kimselerin dürüstlüğüne inanıyorsak
güvenimiz de tamdır. Bu kimselere inanır güvenir ve onlardan bize bir zarar
gelmeyeceğinden emin oluruz.
Dürüstlüğümüzün ölçüsü Allah a verdiğimiz söze ne kadar
sadık kaldığımızla ölçülür ve değerlendirilir. Çünkü yaratıcısına ihanet eden
kişinin, yaratılmışlara ihaneti kaçınılmazdır. O yüzden bizler, Allaha
sadakatla bağlı kalan müminlere daha çok güvenir ve itibar ederiz. Çünkü
onların dürüstlüğünden kuşku duymayız.
Bazı insanlar da vardır ki onlar, karşılarındaki kişiyi
rencide edecek söz ve eylemleri ile ortaya çıkar ve ben dürüst olduğum için
bunu söylüyorum diye bu tavırlarını savunurlar. Buna dürüstlükten ziyade
patavatsızlık demek daha doğru olur. Aklına eseni fütursuzca söyleyen ve bu
konuda hiçbir sınır tanımayan kimseler, patavatsızlıklarını genellikle
dürüstüm söylemi ile örtmeye çalışırlar. Oysa büyüklerimiz her doğru her
yerde söylenmez diyerek sözün bir ölçü ve intizam dahilinde sarf
edilebileceğini vurgulamışlardır.
Dürüstlük karşımızdaki kimseleri incitmek, sözden
kurşunlar yaparak fırlatmak, aklımıza geleni söylemek değildir. İnandığımız her
şeyi uluorta ifade etmek de değildir. Dürüstlük, doğruları yerinde ve zamanında
karşımızdaki kimseyi incitmeden ifade edebilmektir. Bu yönüyle dürüst olmak
patavatsızlıktan ayrılmaktadır. Kendisini dürüst zannederek, kibirlenen ve
duyguların da bir kalbi olabileceğini hesaba katmayan insanların, Efendimizin
insanlarla ilişkilerini tanımaya ve anlamaya ihtiyaçları vardır. İnsanların en
güzeli, en ahlaklısı, en dürüstü Hazreti Peygamber, cami duvarına bevleden
kişinin dahi bu hatasının yüzüne vurulmasını istememiş, adamı rahatsız
etmeyin, duvara su dökün demiştir.
Söylediğimiz sözün doğruluğu ve zamanlaması
ilişkilerimizdeki başarımızı etkiler. Doğru söz doğru yerde söylendiğinde karşı
tarafa daha büyük tesir bırakır. Bu nedenle, doğrudan yana olmamız fakat
doğruyu da şanına yaraşır şekilde ifade etmemiz gerekir.