Sen ey İnsan!
Fıtratındaki lambaları bir bir söndürüp de nereye
gitmektesin
Neden koşarsın hain ve çakalın peşinde
Neden okşarsın katilinin başını
Hain misin Ahmak mısın
Varlığından gafil misin
Baksana!
Önünde, arkanda, sağında solunda onlarca lambalar var
Sana hizmet ediyor, yolunu aydınlatıyor lambalar
Hangi yana dönsen seni hakka çağıran bir ses yankılanır
kulaklarında
Kiminle karşılaşsan, hangi olaya tanıklık etsen, içinde
hakikatten bir şeyler mutlaka bulursun
Dağ konuşur
Toprak konuşur
Su konuşur
Peki, sen niye suskunsun
Bataklığa doğru gitmektesin fakat göremiyorsun yolun sonunu.
Taşları cansız sanırsın değil mi Sen ki o taşın esrarını
görebilseydin, o taşın teslimiyetini hissedebilseydin belki de kitaplar dolusu
bilgiye ulaşacak ve varlığının mahiyetini kavrayabilecektin. Ama ne olduysa
gözlerin görmez kulaların işitmez oldu Vicdanının sesini kısmakla aslında her
şeyini kaybettin sen.
Dur ve dinle! Varlığının mahiyetini unutmuş ve nesnelerin
kölesi haline gelmişsin
Kral iken köleye dönüşmüşsün
Taçlı iken tacını kaybetmiş ve yoksullaşmışsın
Fakat ilginçtir hiçbir şeyin farkında değilsin.