Dünyayı sömürgecilerin elinden kurtarmak!..

Abone Ol

Dünyanın sömürgeciler tarafından perişan hale getirildiğini

görmek, onların elinden kurtarmak gerekir. Özellikle İslam dünyasının huzur ve

refahının sömürgecilerin kontrolündeki bir dünyada sağlanmasının mümkün

olmadığını görmek ve harekete geçmek mecburiyeti. Özellikle de dünya üzerinde

barışın sağlanması iddiası ile kurulmuş, ama 5 devletin kontrolüne teslim

edilmiş Birleşmiş Milletler ve bu teşkilata bağlı olarak oluşturulmuş çeşitli

uluslararası örgütlerin dünya üzerinde barışın sağlanması, refahın

yaygınlaştırılması gibi bir işlev yapmadığını bilerek harekete geçmek

mecburiyeti var. Her ne kadar sık sık BM nin kuruluş amacına hizmet etmediğini

uygulamalara bakarak sıkça dile getiriyoruz ama bu dile getiriş BM nin kuruluş

gayesine dönmesini sağlamıyor. O zaman en azından İslam ülkelerinin bu bozuk

yapıya daha yüksek sesle itiraz ve isyan etmesi gerekiyor.

Bunun iki yolu var. Bu iki yol ya birbirini tamamlamak üzere

birlikte ya da ayrı ayrı uygulamaya konulmalı. En önemli olanı İslam

Birliği nin sağlanması. Yani, önce Müslüman ülkeler kendi aralarında bir birlik

sağlayarak Birleşmiş Milletlerin karşısında yeni bir örgüt oluşturulması

gerekiyor. Adının Müslüman Ülkeler Birleşmiş Milletleri olması çok önemli

değil. Zaten İslam Birliği nin kurulmuş olması Avrupa Birliği benzeri bir yapı

ortaya çıkartacağı için bu örgütün ortak bir parlamentosu ya da Genel Kurulu

olacak, burada tüm üyeler eşit şartlar içinde meselelerini gündeme getirecek,

tartışılacaktır. Yeryüzünde huzurun, barışın sağlanması, refahın

yaygınlaştırılması için Birleşmiş Milletler Teşkilatının 5 devletin

kontrolünden çıkartılmasını sağlayacak zorlamaya ihtiyaç var. BM yi sadece

kendi çıkarlarını korumanın bir vasıtası olarak kullanan 5 ülkenin denetiminden

çıkarmak gerekiyor. Bunun için ya özellikle İslam ülkeleri birlikte harekete

geçerek Güvenlik Konseyi nde daimi üyelerin sayısını artırmaya ve eşit oyla

kararların alınmasını sağlamaya çalışmaları ya da İslam ülkeleri toplu olarak

BM yi protesto ederek üyelikten çekilmeleri, en azından bunun için harekete

geçmeleri gerekiyor. Çünkü sömürgeciler laftan anlamaz, anlamıyorlar. Bir

yandan dünyalı çıkarları uğruna kan gölüne çevirenlerin birde tüm dünyanın

gözünün içine baka baka bu kan deryasını özgürlük, insan hakları ve demokrasi

getirmekle izah etmeleri artık mazlumların kanına dokunmalı. Sadece sözlü tepki

koymakla yetinmeyerek harekete geçmek gerekiyor. Belki ülke yöneticilerinin,

Biz artık BM üyesi olarak kalmak istemiyoruz demeleri yeterli olmayabilir.

Gerekirse bunun için üyeliğe girişte hangi mekanizmalar uygulanmış ise çıkışta

da o mekanizmaları harekete geçirmek mümkündür. Sömürgeciler, Bizim iznimizle

girdiniz, çıkışta da bizim iznimiz gerekli diyorlar ve bu dayatma geçerli

oluyorsa Güvenlik Konseyi nin 5 daimi üyesi dışında kalan ülkelerin zincirli

kölelikleri tescillenmiş olur ki, bunda rıza göstermemek gerekir.

Irak, Suriye ve Afganistan başta olmak üzere İslam

dünyasının tam bir katliam ve soykırım ile karşı karşıya olduklarını,

zenginliklerini kendi insanlarının refahı için değil sömürgecilerin refahının

hizmetine sunduklarını görmek yeterlidir. Kimi yerde Müslümanların başına terör

örgütlerini musallat ediyorlar, kimi yerde bir takım gönüllü taşeron

yöneticileri kullanıyorlar. Kısacası özellikle Irak ve Suriye de sürekli kan

dökülüyor. İşin garip tarafı akan kanları BM denen barış ve özgürlüğü sağlamak

adına kurulduğu ileri sürülen örgütün kılı kıpırdamıyor. Çünkü bu örgüt 5

üyenin inisiyatifine terk edilmiş durumda.

Özellikle Müslüman ülkeler, adına BM denen örgütün kölelik

zincirlerinden kendilerini kurtarabildikleri takdirde yeryüzünde bugünkü kadar

kan dökülmeyecek, yeryüzünde 3 milyar insan açlık sınırı altında

yaşamayacaktır. Çünkü İslam zenginin malında fakirin hakkı olduğunu emrediyor.

Kısacası, varlıklılara sorumluluk yüklüyor. Sonuç olarak, dünyanın beşten büyük

olduğunu söyleyelim ama bunu gösterecek bir hareket sergileyelim. Bir yandan

dünyanın beşten büyük olduğunu söyleyip, gelişmeleri izlemeyi sürdürdüğümüz

sürece zalimler zalimliklerini, sömürülerini sürdürmeye devam edeceklerdir.

İslam dünyası kendi haline bırakılırsa yeryüzünde özellikle

refahın, huzur ve barışın nasıl temin edilebileceğinin örneğinde yarın ki

yazımda vermek istiyorum.