Dünyayı dev bir gemi zanneder ve bu gemiye kaptanlık
yaptığını düşünürsün. Düşen bir çocuğun sesini işittiğinde, olduğun yerden
çözüm aramaya koyulursun.
Bütün kötülükleri,
Kin, nefret, savaş
Ve acıya sebebiyet verebilecek her şeyi kökten silmek
istersin.
Kendini hem mükemmel hem de ulaşılmaz görürsün.
İcra ettiğin bir işte en küçük kusura dahi tahammül
edemezsin
En küçük hatayı dahi affedemezsin
Yaptığım her iş mükemmel olmalı, ben buna layığım der
durursun.
Ama sınırlı gücünle nereye kadar ulaşabileceksin
Mükemmel değilsin ki!
Demirden zırha bürünmüş bir bedene de sahip değilsin
Ruhen ve bedenen zayıfsın
Bunu kabul etmelisin.
Kardeşim
Sen yine dünyada olup biten haksızlıklara başkaldırmaya
devam et
Olduğun yerden hiddetle fırlayıp iyiliği ayağa kaldırmaya
gayret et
Sen yine yaptığın her işi en iyi şekilde yapmaya gayret
et
Ağlayanı susturmaya, yürüyenin elinden tutmaya devam et
Ama unutma ki, gücün oldukça sınırlı, unutma ki hatadan
beri değilsin.
Unutma ki, sen vaadinden dönen tek varlıksın. İyiliği
unutan, geleceğini kendi elleriyle karartan tek canlısın.
İhtiraslarına yenik düşüp, doğruyu yanlışa karıştıran
aciz varlıksın
Dünya ile kurduğun ünsiyetin ebedi devam edeceği vehmine
kapılan biçare varlıksın.
Çıkar hesapları yaparken, asıl sorumluluğunu unutan ve
önündeki uçurumun farkına varmayan tek varlıksın.
Kardeşim sen yine gayret et ama unutma ki, mükemmel
değilsin, hataya meyyalsin. Bu dünyanın yalnız bir misafirisin. Fakat nedense
yaşadığın mekânı o kadar sahiplenmişsin ki, ölümü ve ölüm ötesini çoktan
unutmuşsun. Çünkü sen unutan ve unuttuğunun farkında olmayan tek varlıksın.
Rabbimiz haber veriyor. İnsan unutkandır: Doğrusu daha
önce Ademden ahid almıştık da unuttu (Taha, 115)
İnsan cimridir. İnsan helu (haris ve cimri) yaratıldı.
Kendisine bir zarar dokunduğunda feryadı basar. Bir hayır dokundu mu
(yoksulara) yardım etmez. (sıkı sık tutar) (Meariç, 19-21)
İnsan acelecidir: Ya Rabbena, bize dünyada ver der. Bu
kimsenin ahrette bir nasibi yoktur (Bakara 200)
İnsan övülmekten hoşlanır: Yaptıklarıyla gururlanan ve
yapmadıklarıyla övülmeyi sevenlerin azaptan emin bir yerde bulunduklarını
zannetme (Ali İmran, 188)