Dünyaya Sığdırılamayan İnsan

Abone Ol

Bir telaş,

Zenginlerde, bilim adamlarında, medyada.

Dünyanın artık insanın çoğalmasını taşıyamayacağı görüşü ile.

Arayış içerisindeler.

Gıda krizi ile aç kalacaklarını düşündüklerinden mi,

İnsan nüfusunun azaltılmasını planlamaktalar.

Yüzyıllık savaşlarla fazla kıramadılar ki beşeri.

Salgınlarla, aşılarla, artan hastalıklarla, kanserlerle de yeterli oranda değil, ölenler.

LGBT’yi dünyanın en zengin lobisi yaptılar.

İnsanlar evlenmesin, yeni insanlar doğmasın.

Yıllarca nüfus planlaması ya da kürtajlarla insan soyunu kırmışlardı,

Lakin daha fazla kire bulaşıp günah defterlerini daha fazla doldurdular.

Buldukları formülü kendileri de beğendi,

Proje artist, erkek çocuklarını kız gibi giydirmekteydi, basını paraya boğdular, gün geçmesin ki LGBT reklamı içeren haber yayınlanmasın.

Türkiye gibi İslam ülkesinde bile toplu taşıma aracı Marmaray’da reklam filmi çekebildiler.

Erkek gelinlik modellerine kadar düşündüler.

Eşcinsellik modası aldı yürüdü.

Çocuklara bile musallat oldular.

Ülkemiz korkunç bir drama sahne oldu.

İstanbul Üniversitesi tarafından yayınlanan, 11 ismin kaleme aldığı “Cinsiyet Disforisi Olan Ergenlere Endokrinolojik Yaklaşım: Türkiye’de Üçüncü Basamak Bir Merkezde Pediatrik Endokrinoloji Bölümü Deneyimi” isimli makalede; henüz reşit olmamış 22 çocuğa “hormon tedavisi uygulanarak ve ameliyat ile desteklenerek cinsiyetlerinin nasıl değiştirildiğine” ilişkin verilerin ortaya çıkması, çok da tepki görmedi.

İnsanların azaltılmasında en önemli çıkış noktaları, gıda kriziydi.

The Economist'in kapağında, Ukrayna-Rusya Savaşı sonrası beklenen gıda krizine gönderme yapılarak, buğday başakları; kuru kafa simgesi üzerinden temsil edildi.

Paylaşımın altına dergi, "Savaş, kırılgan bir dünyayı kitlesel açlığa doğru itiyor. Bunu düzeltmek herkesin işi" notunu düştü.

Şimdi de İklim Kanunu,

Bunun ayak sesleri önceki yıllarda duyuldu.

Çok su içtikleri için Avustralya’da develer öldürüldü.

Yapay et satışlarını artırmak için ineklerin dünyayı kirlettiği tezi işlendi.

Geçmişte tarım ülkesi olan bize süttozu yardımı yapmış, zeytinyağımızı kötüleyip margarin yağlarını ülkemize satmış, türküsünü bile yaptırmış cellatlar bunlar.

Hoş şimdi de rahat durmayıp üreticimizin zeytinyağını toplayıp kendi etiketleriyle satmaktalar.

Elbette küresel ısınma mevcut,

Lakin emperyalistlerin bakış açısı kirli, niyeti kötü,

Onlar hep kendilerinin yiyip tüketebileceği, diğer halkları tarih boyunca sömürge yaparak kazanlarını kaynattıklarından bu konuya ziyadesi ile aşinalar.

Geçmişte de farklı insanları yok sayıp onları köleleştirerek emeklerini tüketen zihniyet, nasıl soykırımlarla anılmaktaysa.

Bugün de insan nüfusunu azaltmak için yapamayacağı hainlik yok.

Kovid virüsünü ve aşısını dayatıp, ne kadar insan ölse kâr bilen zihniyet.

Şimdi karbon konusu ile kafa karıştırmaya çalışmakta.

Karbon fazla salınırsa küresel ısınma olur deyip İklim Kanunu’nu dayatmaya çabalamaktalar.

Biraz daha sosyal hayatın sınırlandırılacağı, özgürlüklerin baskıya alınacağı bir alan açacaklar kendilerine.

Oysa tarih boyunca her zaman kıtlık kuraklık oldu.

Hz. Yusuf zamanında da; var yılı, yok yılı yaşandı.

İsraf edilmedi, birikimler yapıldı, buğdaylar depolandı.

O krizler, kimse kayırılmadan hakça bir paylaşımla aşıldı.