Uzun, geniş, derin bir duvar. İnsan yaşantılarında süreklilikle birlikte süregiden sonu belirsiz bir muamma. Tam düze çıkacakken aniden ortaya çıkan engellenemez bir çizgi. Ani çıkması insan aklının eseri. Dahası ani sanılması… Arka planda hep var olan bir görüntünün çıplak göz hizasına gelmesidir olan. Görüntü her zaman görülen de değil. Görünen bir oluşumun ipuçları da olmayabilir. Var olanın varlığından başka bir varlık. İlgilisinden bağımsız da olabilir aksine bağımlı bir sebepler düzeninde de. Bağımlı sebepler düzeni ilgilisinden ilgisiz bir düzlemde cereyan ediyor olabilir. Düzlemin bağlamı bağımsız olsa da düzlemdeki bütün oluşları kendi evereninde bir mülke hizalıyor olmasından ya da tam tersi bütün oluşları bağlamın katmanlarından geçirerek kendi gerçeğinde düğümlüyor. Bağlamın düğümlü hali insana sürekli bir sebepler panayırı yaratsa da sebeplerin sebebe bağlanışı bağlamın bağlaşık haline bitişikliğinden yorucu sonuçlar çıkarabiliyor. Sürekli bir daha sonraki aşama, daha sonraki aşama…
Her geçilen engel yeni bir engelin de temelini oluşturuyor sanki. İç içe kapılar aynı zamanda iç içe duvarlar meydana getiriyor. Bir duvar geçiliyor sonra bir duvar daha sonra bir duvar daha sonra bir duvar… Halka halka halkalar… Bunu geçtin tamam sonra bunu da geçmelisin. Geçmesek? Bağlam çökebilir. Bağlamın varlık nedenini devam ettirmek için her tümseği aşmak şart gibi bir durum. Varlık nedeni çökerse ne olur. İnsanın gerçeklik algısı gerçekten kopar. Her şeyin bağlı olduğu gerçekten. Ki bu mümkün değil normal zaman düzleminde. Gerçek zaman ile kayıtlı değil. Zamanla kayıtlı olanlar gerçekle bağlaşık şekilde. Her kayıtta bir görüntü insanın gördüğünü göstermeye devam ediyor. Acı çeken insan acı ile kayıtta örneğin, kayıttan silinmeyi istiyor fakat bazen siliniyor ama çoğunca silinmiyor. Mütemadiyen bir düzlem devam ediyor. Bazen düzlem esneyebiliyor ama bitmiyor. Tam tamam artık geçti/bitti derken aynı anda az sonra devam edip sürdüğü görülüyor. Bağlaşık şekilde olanlar zamanın bir kesitinde meydana gelse de asıl görünmez kesitin zamanla kayıtlı olmadan devam ediyor oluşu insan varlığını sürekli ‘törpülüyor’. Hani sürekli bir ‘bunu da geç’ engeli sanki ‘sonsuz tümsekler’ oluşturuyor ömür yolunda. Sonunda ne oluyor?
İnsan duvarları aşa aşa duvarları bitirmiyor. Tam tersine duvarlar aşıldıkça sanki duvarlar artıyor. Bitimsiz bir düzlem. Düze çıktık demeye kalmadan yeni bir tümsek bütün haşmetiyle düzlemde beliriyor. Evet yeniden bir mücadele daha. Bu da geçer/geçilir diye kendi kendine umut verirken umut oradan gülüyor adeta. Geç baba bunu da geç, daha aşılacak dağ çok. Tamam aşıldı o dağ, sonra bir dağ daha sonra bir dağ daha. Ne olacak peki. Sabredilecek. Sabır? Sonunda olacak şeyler için sabredilir. Olacağı kesin olmayan bir şey için sabretmek diye bir şey olamaz. İnsan sabrediyor düzlem sürüyor. Bazen derinden bazen açıktan devam ediyor. Sen sabrededur şu engeli şuraya koyalım da. Sabret sabır güzeldir. Sonra geçer. Kuş gibi olursun. Düzlem biter. Düzlemde kendi zamanlarında kayıtlı olanlar sonra değerlendirme yaparlar. Zamanda kayıtlı olmayanlar için dünya ha var ha yok. Fark etmiyor. Fark bağlamdadır. Sonu gelmiyor. Sürüklüyor dünya; hem heyecanlı hem yaralı.
Bir gün bir ömür dünyasız göçüp gidiyor!