Dünyanın Çivisi Çıkmış!

Abone Ol

Halkımız, hayret verici, tuhaf hâdiseleri duyunca, “dünyanın çivisi çıkmış!” der.  Son zamanlar bu gibi havadisler o kadar çoğaldı ki, insan, hem “dünyanın çivisi çıkmış” hem “şirazesi çıkmış” demeden edemiyor. Düşünün siz, INTERPOL’ün, yani Uluslararası Polis Teşkilatı’nın Başkanı kayboldu. Hanımının, “Kocam kayıp!” demesi üzerine, dünyadaki bütün polis teşkilatının neredeyse lideri durumundaki kuruluşun başı aranmaya başlandı. Interpol Başkanı MıngHongei, Fransa’dan ayrılıp Çin’e gitmiş. Gidiş o gidiş… Kendisinden tam bir hafta haber alınamadı. Sonunda Çin, koskoca Interpol Başkanı’nın, “Yasaları ihlal ettiği iddiasıyla gözaltına alındığını” duyurdu.

Interpol Başkanı bulundu, ama koskoca gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın cesedi hâlâ bulunamadı. O da Suudi Arabistan Konsolosluğu’na girdi. Giriş o giriş. Öldürüldüğü kesin. Bu gerçeği, ülkemizin polis teşkilatı, bütün delilleriyle, ses kayıtlarıyla dünya kamuoyuna sundu. Ancak ceset hâlâ kayıp. Asitle mi eritildi, yoksa parçalara ayrılarak dışarı mı çıkarıldı? Parçalara ayrılarak çıkarıldıysa nereye gömüldü yahut nasıl yok edildi? Bu hâlâ sır…

Interpol başkanı, gazeteci derken bir kayıp haberi de Gabon’dan geldi. Gabon Cumhurbaşkanı bir aydır kayıp. Riyad’da düzenlenen “Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı” için Suudi Arabistan’a giden ve Riyad’da düzenlenen toplantıya katılan Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo’dan bir aydır haber alınamamakta. Ülkesine dönmediği kesin. Peki nerede? Koca Cumhurbaşkanı nereye gider? Koca bir Cumhurbaşkanı bir ülkede güvende değilse, gariban insanlar nasıl güvende olacak? Hac ve umre için o ülkeye gidenler ne düşünecek?

Interpol başkanı, gazeteci, cumhurbaşkanı derken, bir kayıp haberi de bizim ülkemizden: 300 yıllık köprü sırra kadem bastı. Yanlış duymadınız, koca köprü kayboldu. Gümüşhane’de Balahor Deresi üzerindeki mühendislik harikası, harçsız yapılmış olan kınalı taş kemer köprü ortadan kayboldu. Hani tekerlemede var ya; “Şeytan aldı götürdü, satamadan getirdi!” diye. Değerine paha biçilemeyen köprü kayıp. “Sel götürdü” dense, ortada bir tek taşı yok. Anlaşılan birileri bu tarihî köprüyü komple söküp götürdü.

Başlıkta da dediğimiz gibi dünyanın çivisi çıktı. Bütün insanlık, emniyete, huzura hasret vaziyette. Dünyanın en medenî denilen ülkelerinde olup bitenleri anlatmaya kalkışsak, mideniz kaldırmaz. Amerika’nın pek çok eyaletlerindeki şehirlerde gece sokağa çıkmak yürek ister. Soygun, gasp, tecavüz hâdiseleri rekor kırmakta.

İslâm dünyasının hali orta yerde. Birçok belde işgal altında. Emniyet yok. Huzur yok. Can, mal, namus emniyeti yok. Irak, Suriye, Doğu Türkistan, Arakan… Zulmün her çeşidi olan ülkeler…

Suriye’de bizim Mehmetçik’in olduğu yerlerde az buçuk emniyet ve huzur var. Orada da başka başka gruplar var. Geçenlerde Afrin’den gelen bir âlimle görüştüm. “Biz Afrinliler kendimizi öksüz ve yetim gibi hissediyoruz” dedi ve anlattı: ÖSO içerisinde bazı gruplar türemiş. Evlere girip eşyaları alıyorlar, insanları kaçırıp fidye istiyorlar. 70 yaşında bir avukatı kaçırmışlar, 20 bin dolar fidye istemişler. Bir başkasını kaçırmışlar 10 bin dolar istemişler. Zeytinyağları varmış, ellerinde kalmış. Ne Türkiye’ye götürebiliyorlarmış, ne de Halep’e… Daha pek çok yürek burkan hâdise anlattı. Bunları yazmak üzere bir taraf not ettim. Bu görüşmeden birkaç gün sonra, ordumuzun, o hırsızlık, soygun yapan çetelere karşı operasyon yaptığı haberini aldık. TSK’ya Afrinliler adına teşekkür ederiz.

Aslında bütün dünya, emniyet, huzur, refah içerisinde; can, mal ve namus emniyetini hissederek yaşamak istiyor. Züccaciye dükkânına dalan filler gibi, “Size demokrasi, özgürlük getirdik!” diyenlerden ise köşe bucak kaçıyor.