Dünyadaki zenginlik ve itibar gerçekten önemli mi?

Abone Ol

Pek çok insan dünyada eksiksiz bir yaşantı kurarak, son derece mükemmel bir hayat sürdürebileceğini zanneder. Buna göre, hayal ettiği zenginliğe sahip olduktan sonra mutlu olacak, istediği itibarı kazanacak, bu durum hayatının sonuna kadar da böyle devam edecektir. Oysa Allah ı ve ahireti unutan bir insanın hiçbir zaman tam istediği, hayalini kurduğu gibi bir hayatı olamaz. Çünkü istediği ilk şeye kavuştuğunda daha da iyisini ve fazlasını istediğini anlar. Parası olur, yetinmez çok daha fazlasını kazanmak için çalışır. Evi olur, beğenmez; muhakkak daha hoşuna giden bir ev görüp, onu almak için çaba harcamaya başlar. Her sene değişen zevklerinden dolayı evinin içini de, kendi kıyafetlerini de beğenmez, sürekli olarak daha güzel mobilyaların ve giysilerin hayalini kurar.

Şuurlu bir insanın düşünmesi gereken şudur; en fazla evi olan, en pahalı arabaları satın alan, en çok kıyafeti olan kısacası en zengin olan insanın da, oturabileceği ev, kullanacağı araba, yiyeceği yemek, yatacağı yatak, giyeceği kıyafet sınırlıdır. Dünyanın en büyük sarayında oturan bir insan aynı anda kaç odada birden oturabilir Veya en güzel kıyafetlere sahip insan bir seferde bu kıyafetlerin kaçını üstüste giyebilir Bu insanların hayatlarına baktığımızda görürüz ki, onlarca odadan oluşan malikanelere sahip olsalar dahi, aynı anda bütün odaları kullanamayacakları için evlerinin en fazla bir odasında oturabilirler. Dolaplar dolusu kıyafetleri olsa da aynı anda sadece tek bir kıyafeti giyebilirler. Allah ın yarattığı binlerce çeşit yiyeceğe sahip olabilseler bile, en fazla 2-3 tabak yemek yiyebilirler; daha fazlasını yemeye kalksalar bu, onlar için bir işkence haline dönüşür

Tüm Zenginliğin Sahibi Allah tır

Oysa Allah n tüm zenginliğin sahibi olduğunu, dünyadaki mal n ve itibar n yine orada kalacağ n bilen insanlar hiçbir zaman dünyan n peşine düşmezler. Bu insanlar sahip olduklar bir zenginlikten dolay ş marmazlar, Rabbimizi unutmazlar, verilen bütün nimetlere şükrederek çal ş rlar, kendilerine verilenle yetinirler. Allah dünyadaki değerlere h rsla bağlanmayan bu insanlara da zaten onurlu ve rahat bir yaşant vaat etmiştir. Allah gereği gibi takdir eden ve O na güvenen bu insanlar, dünyan n geçiciliğinin, mal ve mevkinin dünyada ancak k sa bir fayda ve ç kar sağlad ğ n n, ahiretteki sonsuz yaşant n n yan nda da çok az bir değeri olduğunun fark ndad rlar. Böyle düşünen bir insan mal sahibi olur, ancak bunu haks zl k yapmak ve insanlar ezmek için kullanmaz. Zenginlik onu daha da çok dünyaya bağlamaz, aksine Allah a olan yak nl ğ n ve şükrediciliğini art r r. Kimsenin hakk n yemez, Allah n ona verdikleriyle hep iyi iş yapmaya çal ş r. İtibar n ve as l övgünün Allah kat nda olduğunu bilir, bundan dolay dünyada zenginlik peşinde koşmaktansa kendisini ahirette as l zenginliğe kavuşturacak olan seçkin bir ahlak n peşinde olur ve onu yaşar. Nitekim bu konuda bizim için en güzel örnek Hz. Süleyman n tavr d r. Çok büyük bir zenginliğe ve mülke sahip olan Hz. Süleyman, bu zenginliği ne amaçla talep ettiğini "gerçekten ben, mal sevgisini Rabbimi zikretmekten dolay tercih ettim" (Sad Suresi, 32) sözleriyle en aç k biçimde ifade etmiştir.