Kur an-ı Kerim Ali İmran suresi 91. ayette Yüce Mevlamız:
Kafir olup da aynı inanç üzere ölenler yer dolusu altını fidye (kurtuluşu
parası) olarak verseler bile hiçbirinden kabul olunmayacaktır; onlar için acı
işkence vardır ve onlar için hiçbir yardımcı da yoktur uyarısını yapmaktadır.
Bu ilahi uyarı imanın çok değerli ve onun zıttı küfrün (imansızlığın) ise çok
mu çok kötü olduğunu vurgulamaktadır.
Allah inancı olmayanların suçlarının bu kadar ağır olması
ilk bakışta aklımıza sığmayabilir. Ancak ateist (Allah a inanmayan) bir insanın
tüm insanlara imansızlık örneği olması ve bunun da gerçekleşmesi halinde dünya
üzerinde nasıl bir kargaşanın olacağı düşünülürse anılan cezanın gerekli olduğu
kanaatine varılır. Çünkü bir arazinin veya bir evin sahibi olan kişinin bu
sahipliği inkâr edilince onun arazi veya evine tecavüz etme niyetleri gündeme
geldiği gibi Allah ın da dünyanın sahibi olduğu inkâr edilince dünyanın da
tecavüze uğrayacağı, Allah ın rızası dışında kullanılabileceği gündeme gelir ki
imansızlık gerçekte Allah ın mülkü olan tüm dünyaya tecavüz anlamına gelir ve
bu nedenle cezası da çok büyük olur.
Maide suresinin 36. ayetinde de Yüce Yaratıcı:
Yeryüzünde ne varsa bir o kadarı daha kâfirlerin olsa, onu verseler bile
onlardan kabul olunmayacaktır ve onlar için acı işkence vardır uyarısını
yapmaktadır. Demek oluyor ki dünyada imandan daha değerli bir şey olmadığı gibi
küfürden (imansızlıktan) daha kötü bir mana da yoktur.
İbrahim suresinin 18. ayetinde ise Yüce Allah:
Kâfirlerin (Allah inancı olmayanların) işleri kasırgalı bir günde rüzgârın
savurduğu küle benzer ki ondan bir şey elde edemezler; işte bu hak yoldan çok
uzak bir sapmadır uyarısında bulunmaktadır. Demek oluyor ki İslam inancı
olmayanların yaptıkları hayırlı işler bile onlara manevi (uhrevi) bir kazanç
sağlamayacaktır.
Elhamdülillah biz Müslümanlar dünya ve onun
üzerendekilerin iki katı değerindeki Allah inancına, manevi bir cevhere sahip
bulunuyoruz. Ancak Ra d suresinin 18. ayeti bizi de düşündürmektedir. Burada
Yüce Mevla: Rablerinin davetine icabet edenler (dediklerini yapanlar) için
(mükâfatların) en güzeli vardır; ama ona (olumlu) cevap vermeyenler için yerde
neler varsa ve bir o kadarı daha olsa onu elbette verirler; fakat onlar için de
kötü hesap vardır ve onların yeri cehennemdir; (orası) ne kötü beşiktir
ikazını yapmaktadır. Bazı müfessirler bu ayetin de hiç inancı olmayanlar hakkında
olduğunu söyleseler de ayette öyle bir kayıt olmadığından inandığı halde hiçbir
ilahi emri yapmayan ve ilahi yasakları çiğneyen insanların da cehenneme
düşmemek için dünyada ne varsa bir o kadarı daha olsa onu fidye olarak vermek
isteyecekleri manası çıkıyor karşımıza.
Gerçekten Cehennem öyle korkunç bir azap (işkence)
yeridir ki günahı çok olanlar oraya atılmamak için dünyada ne varsa iki katıyla
birlikte vermek isteyebilirler. Bu nedenle günahlardan titizlikle kaçmalı,
yapılmış iseler bir daha yapmamak üzere tövbe edilmeli ve ibadetlerimizle
birlikte iyi işlerimizi de ibadet olarak yazdıracak nitelikte hilesiz bir
şekilde çalışmalı, hem dünyamızı ve hem de ahiretimizi kazanmaya gayret
göstermeliyiz.