Dünya sarhoşlarına uygun İslam tahrifi

Abone Ol

Sarhoş köşe başına durup gelip geçenlere söverken hiç birinin anasına hanımına sövmezmiş.

Deneme-yanılma yoluyla görmüş ki kişinin namusuna söverse adamdan veya adamlardan dayak yiyor.

O da sahipsiz birini bulup ona sövmeye başlamış.

Meydan yerinde biri değil, gazetenin köşe başında, televizyonun ekranında yer tutan dünya bağımlısı insanlar, kızdıkları yetkililere hakaret ederlerse dünyalığının elinden gittiği gibi dünyanın kaç bucak olduğu kendisine öğretildikten sonra dünyası karartılıyor.

Ama aynı adam, Allah’a, peygamberine ve peygamberlerine, gönderdiği kitaplara ve Kur’an- ı Kerim’in ayetlerine hakaret ettiğinde sahipsiz kalıyor.

Geçimini din adamlığından sağlayarak öne çıkan bazıları da, baskılar karşısında ayetlerin bin dört yüz yıllık anlaşılması ve uygulanmasına karşı gelerek ayetleri şu anda geçerli olan Grec ve Roma putperestlerinden, tahrif edilmiş Hristiyanlıktan devşirilmiş inkarcı, ateist anlayışa uydurmaya çalışıyor.

Halen yaşamakta olan emekli vaizimiz anlattı, “Otobüsle yolculuk yaparken yanımda oturan, hâkim olduğunu söyleyen bey, benim vaiz olduğumu öğrenince derhal dine saldırma ihtiyacı hissetti.

“Bu çağda hırsızın elini kesme ayetini nasıl anlıyorsunuz ve nasıl anlatıyorsunuz?” dedi.

Ben de ona hırsızın elinin kesilmesi için,

Çalanın ergenlik çağında olması,

Deli olmaması,

Zaruri ihtiyaçlarını karşılayacak imkânın bulunması,

Hırsızlık yaptığını ya kendisinin itirafı veya adil iki erkeğin şahitlik yapması lazım.

Bugün ergenlik çağında olmayan çocuğun bir dilim baklava çalması sonunda 20 yıl hapis cezasını veren hâkim mi bana bu soruyu soruyor?

Ergenlik çağına gelmiş, deli olmayan, zaruri ihtiyacı da karşılanan bir adam senin emekli olunca alacağın emekli ikramiyeye güvenerek aldığın evin taksitleri için verdiğin senet veya çekleri karşılayacak o ikramiye parasını bankadan çektiğin gün evinden çalan adam eline geçse ne yaparsın?

-Boğazını sıkarak öldürürüm.

-Dinim öldürmüyor, elini kesiyor. Yirmi yıl hapis cezası vererek annesini, babasını, eşini, çocuklarını ve akrabalarını da cezalandırmıyor.” Der.

Ayrılırken telefonumu aldı. Uzun uzun telefonlaştık. Okuyacak kitapların listesini istedi ve şimdi bulunduğu şehirde verdiği yanlış kararlar için tevbe yaparken İslam’ı öğrenmek için gayret gösterdiğini söyledi.

Biz, Rabbimizin kitabında, Peygamberimizin sahih sünnetinde olanları eğmeden, bükmeden, artırmadan, eksiltmeden yaşamak ve duyurmakla görevliyiz.

Rabbimiz buyurur:

“Bizim üzerimize düşen açıkça tebliğ etmektir.” (Ya-Sin suresi ayet 36/17)

Biz Rabbin rızasını gözetmekle görevliyiz, kâfirlerin hoşuna gitsin diye din tahribi yapmakla görevli değiliz.

“Peygambere düşen yalnızca apaçık tebliğdir. Allah, açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilir.” (Maide suresi ayet 5/99)

Hakkın yanında yer almakla görevliyiz. Haksız Trump’ların, Putin’lerin sayısı trilyon olsa değişmez.

On ton taşın olacağına on karatlık elmasın olsun.

Bin tane bozuk yumurtan olacağına on tane taze yumurtan olsun.

Beş milyar insana tapan adamın olacağına 313 tane hakiki Müslüman olsun.

Rabbimiz buyurur:

“De ki: “Pisin çokluğu tuhafına gitse de pis ile temiz denk olmaz. Ey akıl sahipleri, Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide suresi ayet 5/100)