Şeker-İş Sendikası Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu‘nun cari açığı azaltmaya yönelik biyoyakıtların üretiminin teşviği için akaryakıta tarımsal ürün katkısı konusunda yaptığı düzenlemeye tam destek vererek EPDK Başkanı Hasan Köktaş ve yönetimine teşekkür etti. Şeker fabrikalarını yeniden özelleştirme kapsamına alan Özelleştirme İdaresi‘ni ise uyardı.
Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri ve Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök imzalı yazılı açıklamada dünya ülkelerinin alternatif enerji kaynakları üzerinde arayışlarını sürdürürken, yarattığı istihdam ve katma değer ile ülkemizdeki şeker fabrikalarının nedeni bilinmez bir şekilde özelleştirme kapsamına alınmaya çalışıldığına vurgu yapıldı.
ÖİB cellat gibi
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı‘nın ülkenin geleceğini göz ardı eden, işçinin, ve tarladaki çiftçinin çalışma motivasyonunu bozan, insan odaklı değil, ölçüsüz ve bilgisiz hareket etme girişimi ülkemizin önemli sektörlerinden şeker sanayine en büyük darbeyi vurmak anlamı taşıdığının altının çizildiği açıklamada ÖİB‘nin ‘sat kurtul‘ mantığı ile hareket ettiği iddia edildi. Açıklamada fabrikaların satışı için ÖİB‘nin ihaleye çıktığı tarihin üzerinde durulması gereken bir konu olduğuna da vurgu yapıldı. ÖİB‘nin, kelle almayı bekleyen bir cellat misali kılıcını şeker fabrikalarının üzerinde gezdirdiğine değinildiği açıklamada, biyoetanol üretimi için en doğru ürünün şeker pancarı olduğuna dikkat çekildi. İsa Gök imzalı açıklamada şöyle denildi:
"Reçete pancar üreticisi-işçi ve devlet modelinde
"Fransa örneği şeker pancarı sektörünün ne denli stratejik bir sektör olduğunun en açık kanıtıdır. Fransa önce şeker fabrikalarını özelleştirmiş, sonra kişilere kar amacıyla özelleştirmenin yapılmayacağını görmüş ve bu fabrikaları içinde pancar üreticileri ve kamunun da bulunduğu yeni bir yapıya devretmiştir. ABD‘de ise şahısların tek bir fabrikası yoktur. Ülkemizde ise sektörün kurtuluş reçetesi pancar üreticisi, şeker işçisi ve devletin içinde olduğu yeni bir yapıdadır.
Brezilya‘nın dışında Kolombiya ve Amerika Birleşik Devletleri‘nde de şeker kamışı ya da tahıllardan elde edilen etanolün kullanımı, hükümet programlarıyla teşvik edilmektedir. Öyle ki şeker üretiminde ön sıralarda olan ABD bile biotenol ihtiyacının yüzde 25‘e yakınını Brezilya‘dan ithal ederken, Türkiye genel olarak enerjide yüzde 90 dışa bağımlı bir ülke konumundan çıkamamıştır. Ülkemizde 4.7 milyar litre olan biyoetanol üretiminin tümünün gerçekleştirilmesi durumunda tarım ve sanayi olmak üzere 190 bine yakın kişi istihdam edilebilecek, böylece ülkemizin en büyük sorunu olarak işsizliğin önlenmesinde devrim niteliğinde bir iyileştirme sağlanacaktır. Bu konuda Türkiye‘nin de eylem planını çok hızlı bir şekilde hayata geçirmesi gerekmektedir. Özellikle bitkisel yağlardan elde edilen biyodizel konusunda AB‘nin henüz on yıllık geçmişi, Türkiye‘nin bu konuda çok da geç kalmadığını göstermektedir. Bu manada dışa bağımlılığı minimum seviyeye indirmenin yolu, mümkün olduğu kadar pancar ekilmesinden geçmektedir.




