Teknolojiyi insan aklı büyüttü, geliştirdi. Robotlar, insan gücünü taklit eden kobaylar, bir cipe sığdırılmış bir kütüphane dolusu bilgiler… Dünyayı avuç içine indirgedik.
Eskiden, Anadolu’ya giderken, sizi klişeleşmiş sorular çarpardı… ankarada ne var ne yok diye. Artık Ankara toplumun avuç içi, göz mesafesi boyutunda.
Ankara’da kim ne biliyorsa, Şırnaklı da aynısını biliyor.
Gizli kalan bir hal yok.
Dünyayı küçülttük küçültmesine de, işlerimiz, dertlerimiz büyüdü.
Yavaş giden dünya döngüsü, başdöndürücü hale geldi. İnsan, ürettiklerinin esiri oldu. Hükmettiği eşya, bir müddet sonra, kendisine hükmetmeye başladı.
Eşyanın hükümranlığına giren insanoğlu, ne yazık ki, Allah’ın otoritesini unuttu.
Unuttu da ne oldu? Kaybeden, hüsrana uğrayan kendisi oldu… Mutsuzluk batağında toplumlar… Yeni beşeri dinler ihdasa kalkıştılar. Batıdaki tarikatların, sivrilmiş mal değneklerinin, sapıklıkların normalmiş gibi sunulması bundandır.
Allah’ın yerine yeni beşer ikonlar koyarsanız, ne kıbleniz kalır, ne insanlığınız, ne huzurunuz.
Türkiye’deki kaosun, dünyadaki karanlığın temelinde, bu berduşluk yatıyor.
Bilgisayarların, televizyonların içinde kaybolan aklımız, duygularımız, bizi bilinmeze doğru götürmektedir.
Güçlü olanların, güçsüzleri güttüğü, yönlendirdiği bir dünyada, aslında eskinin, feodal yapının, ağalık düzeninin modern haliyle, en kötü sömürücü yanıyla devam edip gittiğini görmekteyiz.
Peki, ne yapmalı bütün bu olumsuzluklar karşısında?
İnsanlığımıza dönmeliyiz. Neden yaratıldığımızın hikmetine dönmeliyiz. Allah’ın dışında kimseye kul olmamanın anlamını bilerek yürümeliyiz.
Aynada kendimize bakamazsak… Allah’a dönemez isek… Ellerimizle ürettiğimiz araçlara ram olmaya devam edersek, sadece kaybeden biz olmayacağız… İnsanlık kaybedecek, dünya kaybedecek.
Kendimizi değiştirmek yerine, ürettiğimiz araçların bizi değişime zorladığı bir hayat zemininde bulunuyoruz.
Bu dolaylı ve garip değişim sistemini durdurmalıyız.
İrademizi, ürettiğimiz araçlara teslim etmemeliyiz
Dünyanın yeni bir sedaya, bir nidaya ihtiyacı var… Bu nida ve seda, mutlaka sonsuz güçten nemalanmalıdır. Allah’ın razı olacağı, hoşnut olacağı ağı, ilişki şeklini yeniden kurmak mecburiyetindeyiz.
İnsan eşya ilişkisini… İnsan Yaradan ilişkisini… İnsan insan ilişkisini, yeniden Kur’anî açıdan ve öğütle, belirlemek, şekillendirmek zorunluluğu vardır.
Eşyanın hükümranlığına kendimizi bırakırsak, bizi bekleyen kuyuların haddi hesabı olmayacaktır. Eşyaya karşı aklımızı, idrakimizi koymamız kaçınılmazdır.
Eğer, yarınlara, adaletli bir isim koyacaksak… Eğer yarınlar daha yaşanılır ve ucu ahiretin mutluluğuna, muştusuna varacaksa, Kur’anî adımlarla, isimlerle, ürettiğimiz her şeye düzen vermemiz, tertip vermemiz gerekir.
Aksi takdirde, hem bu dünyada hem ahirette cehennemi yaşamış oluruz...
Bu kötülük çukuruna düşmemek için, her birlikte, Allah’ın boyasıyla boyanmamız farzdır.