Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.
Bir toplum İslam’dan kopunca ne günlere kalacağı belli olmuyor. Bir özentidir gidiyor. Yaklaşık üç asırdır Batı ve değerlerini üstün görme hastalığının etkilemediği bir tek Müslüman kalmadı desek yerindedir. Batı taklitçiliği iliklerimize kadar işlemiştir. Zihin dünyamız, batının sakat ve inkârcı fikirlerinden etkilenmiştir. Dinimiz İslam’ın bile, onlara şirin gözükmek için bazı hükümlerini yok saymaktan, ılımlı İslam, medeniyetler ittifakı, dinler arası diyalog gibi mefhumlar ile güncelleyip özünü değiştirmekten geri durulmamıştır.
Allah’ın rızasını kazanmak yerine, batılıların rızasını kazanmayı adamlık sayacak kadar ileri gidilmiştir. Dünya hayvanları koruma günü, babalar günü, anneler günü, sevgililer günü, dünya kadınlar günü ve benzeri günler, batı cahiliyesinin ürünüdür. 8 Mart Kadınlar Günü’nü biz de kutluyoruz.
Niçin? Zalim batı medeniyetinin kadını ucuz iş gücü olarak kullandığı dönemlerde, ABD’nin New York kentinde bir dokuma fabrikasında ağır çalışma koşulları altında, düşük ücretler ile çalıştırılan kadın işçiler, 8 Mart 1857’de greve çıkarlar. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi ölmüştür.
26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde, 2. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda, Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden ClaraZetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanması önerisi, oybirliğiyle kabul edildi. Lenin’in önerisiyle 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Komünist Partili Kadınlar Konferansının adı “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti.
Türkiye’de 1921 tarihinde 8 Mart “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1984’ten itibaren de daha da geniş kitleler tarafından kutlanmaya devam ediliyor.
Dünya Kadınlar Günü kutlamalarının kısaca hikâyesi budur. Senede bir gün anılan kadın olmayı hedefleyenler için böyle bir gün iyi olabilir. Bizim bin beşyüz yıllık tarihimizde hiçbir zaman kadın, batıda olduğu gibi kötü muameleye tabi tutulmamıştır. Bilakis kadın, 365 günün her birinde kendisine sevgi ve hürmet ile yaklaşılan bir ana ve eş olmuştur.
ONURLU OLAN
Biz Müslümanlar meselelerimizi İslam’ca ele almaya ve çözüme kavuşturmaya mecburuz. Batı kültürünün her şeyimizi etkilediği bir dönemde, buna olan ihtiyacımız her zamankinden daha fazladır. Müslümanların iyiliği emreden, kötülüğü engelleyen tek bir ümmet olması, inançlarının gereğidir. Ümmetin yarısını erkekler, yarısını da kadınlar oluşturur. İslam toplumunda kadın da erkek de insandır. Kadın, kadın olarak, erkek de erkek olarak insanlıkta eşittirler. “Kadınlar sizin için ayıplarınızı örten bir elbise, siz de kadınlar için ayıplarını örten bir elbisesiniz” esası İslam’ın temel hükümlerindendir.
Hem erkeğin, hem de kadının, İslam’ın her biri için çizdiği sınırları koruyarak kulluk görevlerini yapmaları, sağlam bir toplum için gereklidir. Kadın ve erkek, toplumun en önemli kurumu olan aileyi birlikte inşa ederler ve korurlar.
Aile kurumunun korunması ise, kadın ve erkeğin aile içi görevlerini, İslam dininin icaplarına göre yapmalarına bağlıdır. Yine tespit etmemiz gereken bir gerçek de, ırkçı emperyalizmin toplum ve milletleri köleleştirmek için kadını ifsat etmeyi gaye edinmiştir. Irkçı emperyalizm, ailenin temel direği olan kadına aile sorumluluğunu unutturmak için, ona başka bir kimlik ve görevler ihdas etmektedir.
Kadının sosyalleştirilmesi, kamusal alanda daha fazla görünür hale getirilmesi gibi söylemler ile kadın, kadınlığından uzaklaştırılmış ve bireysel hayata razı edilmiştir. Bilinmelidir ki kadının ifsat edilmesi erkeğin de ifsat edilmesidir. Kadının ifsadı üzerinden erkeğin de ifsat edilmesi şeytanın ve Siyonizm’in stratejisidir. Müslümanlar için onurlu olan şey, batıyı taklit etmek değil, İslam’ca düşünen, yaşayan kadın ve erkekler olmaktır.
GERÇEKLER
Kadını ve erkeği birlikte ele alıp değerlendiren, birinin diğerine olan haklarını adil bir şekilde belirleyen İslam’dan başka bir din ve düzen yoktur. İslam; tebliğ, cihat, ilim öğrenme ve öğretme, hakkı bildirip batıldan sakındırma gibi görevleri, kadın ve erkeğin fıtratına uygun olarak tanzim etmiştir. TEVBE 71: “Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir.”Batı’nın cahili değerlerine uymak, kadını ve erkeği alçaltır.
TEVBE 67-68: “Münafık erkekler ve münafık kadınlar (sizden değil), birbirlerindendir. Onlar kötülüğü emreder, iyilikten alıkor ve cimrilik ederler. Onlar Allah’ı unuttular. Allah da onları unuttu. Çünkü münafıklar fasıkların kendileridir. Allah erkek münafıklara da kadın münafıklara da kâfirlere de içinde ebedi kalacakları cehennem ateşini vadetti. O, onlara yeter. Allah onlara lanet etmiştir. Onlar için devamlı bir azap vardır.” İslam’ın emir ve yasaklarına uymak ise kadın ve erkeği yüceltir.
TEVBE 72: “Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetti. Allah’ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluş da budur.” İslam, kadını erkek için, erkeği de kadın için bir iyilik ve hayır unsuru olarak görmektedir.
ASLIMIZA DÖNMEK
Biz İslam ümmetinin evlatlarıyız. Bu şuura Milli Görüş diyoruz. Milli Görüş, Batı cahiliyesinin etkisinden kurtulup yeniden şuurlu Müslümanlığa dönmek hareketidir. Bunun için Saadet Partisinin mücadelesi, yeniden tarihteki şerefli yerimizi almak içindir. Selam hidayete tabi olanlara…