Dünya için Kaçınılmaz Son; Millî Görüş ve Yeni Bir Dünyadır

Abone Ol

            “Büyük İsrail”in kurulması için 11 Eylül 2001’den itibaren başlayan Ortadoğu’nun işgal edilmesi ve İşgalci katil İsrail’in coğrafi olarak etrafının boşaltılması için Irak’ın işgali, “Arap Baharı” altında Kuzey Afrika’nın istikrarsızlaştırılması, Libya’nın işgali, Suriye’nin boşaltılması için kargaşaların çıkarılması gibi olayların sonunda geldiğimiz noktadır yaşadıklarımız.

            Tarihi bilmeseniz ana akım Siyonist medyanın uydurduğu yalana inanır, şu an Gazze’de, Filistin’de yaşananlar için HAMAS’ı suçlar, Filistinlileri “İsrail’in terörize” ettiğini konuşursunuz. Şimdi bazı iktidar destekçisi televizyon kanallarının ve iktidar kalemşorların konuştuğu gibi.

            Bunu tekrar tekrar yazmaktan geri durmayacağız. Dünya ve ülkemiz bu duruma ırkçı emperyalizmin çalışması nedeniyle gelmiştir. Hiç kimse, “Biz bu konuyu ve konuları bilmiyorduk. Buraya geleceğini tahmin etmiyorduk” deme bahanesine sığınacak durumda değil.

            Bu topraklarda ırkçı emperyalizmin hedeflerini, planlarını ifşa eden bir teşkilat var oldu. Millî Görüş’ün tüm partileri (MNP, MSP, RP, FP) ırkçı emperyalizmin ülkemizde ve dünyada yapmak istediklerine engel olduğu için kapatılmıştır. Millî Selamet Partisi’nin kapatılması ve 1980 Darbesi’nin sebebi, işgalci İsrail’in Kudüs’ü kendi başşehri ilan etmesi üzerine Konya’da yapmış olduğu Kudüs Yürüyüşü ve Mitingi olduğunu bilmeyen yoktur. Hakeza Refah Partisi’nin kapatılmasında da temel sebeplerinden biri Filistin davasına sahip çıkması, ırkçı emperyalizmin kurmuş olduğu faizci kapitalist sömürücü sistemin işleyişini bozacak D-8’leri kurmasıdır. Bu inkar edilemez gerçeğin bedelini şimdilerde tüm insanlık ve özellikle Gazze ödüyor.

            Şimdi neden bu kadar bildiğimiz konuları yazdık. Pazartesi Saadet Partisi Karamürsel Kadın Kolları’nın davetlisi olarak katıldığımız ilçe divan toplantısında şahit olduklarımız bizi bunları tekrardan hatırlatma ihtiyacı hissettirdi. Saadet Partisi teşkilatlarının ülkemizde en fazla Filistin davasına sahip çıkan teşkilatlar olduğunu bir daha gösterdi. Karamürselli Saadetli Hanımlar, rutin çalışmalarına bir yandan devam ederken diğer yandan da devam eden vahşeti durdurmak ve Filistinlilere destek olmanın yollarını açmak için çalışıyorlar, gayret ediyorlar. Bu sadece Karamürsel ilçesi ile de sınırlı değil. Türkiye’nin hemen her ilçesinde konferanslar, il divanlar, ilçe divanlarla gündemden düşürülmeye çalışılan Arz-ı Mev’ud ve Filistinlilerin on yıllardır devam eden direnişlerini, mücadelelerini anlatıyorlar.

            Aksa Tufanı’ndan sonra yaşananlar şu gerçeği de yeniden ortaya çıkarmıştır. Eğer Saadet Partisi bu dönem Meclis’te olmasaydı, işgalcinin yaptığı katliamlar ana haber saatlerinde haberlerden bir haber olarak gelip geçecekti. Saadet Partili milletvekillerin Meclis’te ortaya koyduğu çalışma sebebiyle ister istemez Filistin gündemden düşmüyor.

            Daha ötesi Saadet Partisi, ırkçı emperyalistlerin işbirlikçilerin tüm baskılarına, yıldırma faaliyetlerine rağmen yıllardır direnmeye devam ediyor. Son şahit olduğumuz katliamlar ve sonrasında ortaya çıkan tepkiler göstermiştir ki; Necmeddin Erbakan Hoca’mızın yapılması noktasında ısrarla durduğu sandık bölgesi toplantıları başta ülkemiz olmak üzere mazlumların, Müslümanların ve insanlığın kurtuluşudur. Sandık bölgelerinde yaşayan her bir kimsenin şuurlanması işgalcinin elini tutacak kuvvettir. Sandık bölgelerinde yaşayan her bir insanın yaşadığımız sistemi anladığında, katliamlar yaşandığında boykota gitmeye gerek kalmadan katliamları, zulümleri, sömürüleri önleyecek caydırıcı güç olacaktır.

            Saadet Partisi var olduğu müddetçe insanımızın gönlünden Filistinliler düşürülemeyecektir. Dünyada katliama karşı tüm insanların ortaya koyduğu tepkiler de Saadet Partisi’nin, Millî Görüş’ün kurmak istediği “Yeni Bir Dünya”nın, “Millî Görüş’ün kaçınılmaz son olduğu” gerçeğidir.