Dünya bu soykırımı ne zaman görecek?

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

Yedi eyaletten oluşan Myanmar’ın Arakan (Rohingya) bölgesinde, 60 yıldır soykırıma dönüşmüş bir vahşet yaşanıyor. Bengal Körfezi’nde yaşayan Arakan Müslümanları, insan olana reva görülemeyecek tarifsiz bir zulümle karşı karşıyalar.

Senelerdir yazılıyor, çiziliyor; paneller, sempozyumlar düzenleniyor; vahşet ve soykırım dile getiriliyor ama dünyanın gözü kör(!) İnsan haklarını korumakla görevli olduklarını ilan eden uluslararası kuruluşlar hangi deliğe girdiler? Hele Müslümanlar, onların yöneticileri!. Hani, “Müslüman kardeşini düşmana teslim etmez”di. (Buhari).

Geçen hafta Tayland’dan Arakan Müslümanlarına uygulanan vahşet ve soykırımı anlatan insaflı, hakkı teslim eden bir “rapor” geldi. Başkent Bangkok’ta hizmet veren Fortify Rights İnsan Hakları Örgütü, Myanmar terör güçlerinin Arakan’da Müslüman sivillere kapsamlı ve sistematik zulümler yaptığını ortaya koydu. “Onlara Uzun Kılıçlar Verdiler” başlıklı rapor, vahşetin ulaştığı boyutları gün yüzüne çıkarıyor.

“İnsanlığa yönelik soykırım ve suçlar işlendiği” delilleriyle anlatılan raporda, “Myanmar güçlerinin Müslüman topluma yönelik saldırı düzenlenmesi amacıyla, Budist rahip ve kitlelere kesici aletler dağıtıldığını” açığa çıkardı.

Rapor; insanlığa karşı sistematik ve planlı bir suç işlendiğini kaydediyor: “Saldırıların Myanmar güçleri tarafından, 22 polis ve askerin emir ve komuta zinciriyle gerçekleştiği tespit edildi.” Doğrusu, “Bunları yapanlar insan mı?” demekten kendimizi alamıyoruz. Ya seyredenler! İnsan, nasıl olur da bu derece bencil ve acımasız duruma gelebilir?

BU NASIL VİCDANSIZLIK!

BANGKOK’TAKİ “İnsan Hakları Örgütü”nün raporunda, Arakan’a uygulanan şiddet ve vahşet için, Myanmar güçlerinin sistematik bir hazırlık yaptığı vurgulanıyor. Saldırılar öncesi, Arakanlıların kendilerini savunabilecekleri bütün malzemelerinin toplandığı; Arakanlı olmayan yerel sivillerin silahlandırılarak eğitildiği anlatılıyor.

“Buna can dayanmaz” dedirtecek türden zulümler… Müslümanların evlerinin etrafındaki çit ve benzeri yapılar yıkılıyor; saldırılara karşı dirençleri kırılıyor. Müslümanlar, yiyecek gibi hayati gıdalardan mahrum bırakılıyor. Operasyon öncesi Arakan Bölgesi’ne bir dizi yoğun güvenlik sevkiyatı yapılıyor.

     Fortify Rights İnsan Hakları Örgütü rapor sorumlusu Matthew Smith, soykırımın, “İnsanlığa karşı suçlar için hazırlık eylemlerine benzediğini” belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Soykırım aniden başlamaz. Bu suçların cezasız kalması gelecekte daha fazla şiddet ve saldırıya kapı açacaktır. Dünya hiçbir şey yapmadan, yerinde oturup yeni bir soykırımın daha ortaya çıkışını izleyemez.”

2 Mayıs 2018’de, İslam Toplumu Milli Görüş (İGMG) Köln’de, 23 akademisyen, uzman ve gönüllünün sunum yaptığı “Arakan Krizi ve Çözüm Yolları” konulu uluslararası bir konferans düzenledi. Yukarıdaki raporun, Köln’deki konferanstan etkilendiğine dair bir işaret bulamadım. Fakat ikisinde de Arakan krizinin tam bir “insanlık sorunu” olduğu görüşü vurgulanıyor.

     Budist ve ırkçı bir devlet olan Myanmar, 60 yıldır ülkesine iç savaş yaşatıyor. Yönetime tam hâkim olan ordu, Müslümanlara Budizm inancını dayatıyor. Bu uğurda hiçbir zulmü elden bırakmıyor.

ÇAĞIN UTANÇ TABLOSU

İGMG’NİN düzenlediği uluslararası konferans, “sessiz çığlıkların sesi” olmayı amaçlıyordu. Sürekli ve barışçıl çözümler arayışı hâkimdi. Hadis-i şerifte emredilen, kötülükleri, “el, dil, kalple değiştirme” emrinin gereği yapılmaya çalışılıyordu.

Arakanlılar vatanlarından edilmişti. Şiddet eylemlerine karşı korunmasızdılar. Zorunlu göç, insan kaçakçılığı, cinsiyete karşı şiddet gibi zulmün her çeşidiyle karşı karşıyaydılar.

İGMG Genel Başkanı Kemal Ergün, “Arakan zulmünün utanç tablosu olarak tarihe geçtiğini” söyleyerek zulmün ulaştığı boyuta dikkat çekti: “Arakan’da, bizlerin hayal etmekte bile zorlandığı bir zulmün en ilkeli yaşanıyor. Bu zulmü ortadan kaldırmak için canla başla çalışmalıyız.”

Düşünebiliyor musunuz? Bütün bu cinayetler insanlığın gözlerinin içine baka baka işleniyor. Hedef, Müslüman toplumun yok edilmesi. Arakan’da, her biri “insanlık suçu” sayılan işkence, vatandaşlıktan çıkarma, sürgün, tecavüz, ev ve köylerin yakılması, izinsiz evlenememe ve çalışamama, etnik temizlik, soykırım gibi zulmün her çeşidi yürürlükte.

İnsan haklarını korumakla görevli olduğunu söyleyen uluslararası kuruluşlar bunca yıldır Arakan’a ilgisiz kaldı. İnsanlığın huzur ve barışının Batılılara emanet edilemeyeceği görüldü. Batılılarda “evrensel bir insanlık tasavvuru” yok.

Öyleyse, görev Müslümanlarda! Çünkü İslam evrensel bir din. İnsanlığın huzur ve barışını hedefliyor. Müslüman yöneticiler, ABD ve AB için ayırdıkları zaman ve ekonomik imkânı, “kardeşimiz” dedikleri Müslümanlar için ayırmış olsalardı; bugün çoktan bütün kurumlarıyla İslam Birliği kurulmuş olur, semalara yükselen ah ve feryatlar sona ererdi!