Dünün rahmeti bugünün zahmeti

Abone Ol

İnsanın yapısal özelliklerinin farklı bakış açılarına göre

değerlendirilmesi değişik fikirlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Niye böyle oluyor

Anlamak bir anda kemal bulan bir özellik değil. Yaşam boyu

gelgitler arasında var olmaya çalışan insanın huzuru bulması önemli kararlar

alması ile bağlantılı. Bakış noktaları kör alanlar oluşturabilir bir noktadan

görebildiğimiz hakikat başka noktadan görülmeyebilir. Farklı hikmet anlayışlarını

bir potada toplamak şart.

Metafizik kitabında Descartes şöyle der; “Biz zihinlerimizle

hiçbir şeye inanmaz ve inkâr edemeyiz. Zihinlerimiz, inkâr ve kabul edilecek

şeyler için idrak malzemesi hazırlar. Asıl hüküm veren yani kabul veya reddeden

iradedir” (sh.108).

Nurettin Topçu hoca iradeyi “düşüncenin ortaya koyduğu bir

gayeye doğru gitme hareketi” olarak tarif ederek onun dört safhadan ibaret

olduğuna vurgu yapar bunları da; gaye tasavvuru, düşünüp taşınma, karar,

yapmadan ibaret olduğunu belirtir.

Amaç nedir

Sıradan yaşanan bir günün diğer vakitlerden bir farkı yok.

Her gün aynı şekilde yaşanan hayat tekdüze özellikler taşır. Sıkılıyorum ya da

hiçbir şey anlamıyorum sözlerini duymamız boşuna değil. Varlık anlamını bizim

çoğaltıp bereketlendirmemiz gerekiyor. Alışkanlık haline gelen vakitleri yeni

umut eşikleri önüne getirerek büyük dönüşümleri başlatabiliriz.

Bilgi kapısından ayrılmayın.

Harfleri tanımak, bazı kelimeleri okumak insana irfanın

sırlarını vermez. Okuryazarlıktan ötede olan bir hakikat var.

Uzun sürse de iman ve inanç arasındaki ilgiler üzerine

eğilmemiz gerekiyor. Hayatımıza yön verecek olan malumat işte burada. İman,

ibadet, ahlâk, hukuk, iktisat, estetik formatlar için anahtar elimizde

bulunuyor. Ama bu anahtarı nasıl kullanacağız

Psikoloji, sosyoloji yanında insanı tamamlayan metafizik

bilim alanlarının ortaya koymuş oldukları eserler de yer alan onlarca konu tek

tek ele alınmak suretiyle karanlık alanlar aydınlatılmalıdır.

Zor mu, kolay olmadığını ben de biliyorum.

Hayat bizden bunu istiyor aslında. Kararlı davranışlar,

iradenin eseri olarak ortaya çıkan salih amellere muhtacız. Kaç yüzyıldır İslam

düşüncesinde meydana getirilen uyuşukluk, bilinçli karartma, şer odaklarının

planları olmasın

AMEL İMANDAN CÜZ DEĞİLDİR!

Ya da başka türlü söyleyecek olursak davranışlarımız

olmaksızın inandık dememiz yeterlidir. Şimdi bu yaygın kanaat hususunda değişik

yorumlar yapmamız icap ediyor. İnancın bir üst basamağı imandır, alt

basamakları da şöyle sıralanır; ilgi, şüphe, zan, inanç ve iman.

Cahillerin kendi kafalarından uydurdukları fikirlerin İslam

dininin genel özellikleriyle ilgisi olamaz! Peygamberimizin hayatı ele

alınırken onun yaptıkları bu günün yanlış davranışlarının gerekçesi olamaz.

Modern vakitlerin şeytani tuzaklarına düşmemek için çok dikkatli olmamız şart.