Medyada sürekli dolaşan bir “rivayet” var!
Bu “rivayete” göre eski başbakanlardan Tansu Çiller, yakın çevresine “ekonomide dümenin arkasında ben varım” diyormuş.
Yine “rivayete” göre Hazine ve Maliye Bakanı Nebati’nin kendisini sık sık ziyaret edip fikirlerini aldığını söylüyormuş.
Ve de Ankara’da ekonomi kurmayları ile yapılan toplantılara katıldığını ifade ediyormuş.
Evet, bunların hepsinin bizim açımızdan birer “rivayet” olmaktan başka değeri yok!
Doğru da olabilirler!
Doğru olmayabilirler de!
Ancak ekonomideki vahim gidişata bakınca “rivayetlerde” ortaya atılan görüşlerin doğru olabileceği gibi bir düşünceye sahip oluyoruz.
Çünkü ekonomideki vahim gidişat bizlerde “Çiller dönemi” çağrışımı yaptırıyor.
O günlerde de ekonomide böyle zorluklar yaşamıştık.
Şimdi de benzer zorluklar yaşanıyor. Hem o dönemlerde hem de bu günlerde benzer sıkıntılar yaşanıyor olunca ister istemez medyada dolaşan bu rivayetlerin doğru olabileceğini düşünüyoruz.
Medyada yer alan bir başka rivayette ise eski başbakanlardan Çiller’in parti kurmakta ısrarcı olduğu ve “benim halkıma vereceklerim var” dediği iddia ediliyor.
Sayın Çiller “benim halka vereceklerim var” diye düşünebilir.
Ama bu konuda halkın ne düşündüğü daha önemli değil mi?
Bakalım halk ne düşünüyor?
Türk halkı, yaşadığı onca badireden sonra hâlâ “bizim Tansu Çiller’den alacağımız var” diyorsa mesele yok!
Ama halkın böyle bir beklentisi olduğunu hiç sanmıyoruz.
Çünkü halkın arasındayız ve böyle bir beklentiye hiç tanık olmadık.
Şayet bu rivayet doğru ise yani Tansu Çiller böyle bir şey söylemişse olsa olsa “hüsnü kuruntu cinsinden bir kelamdır” diye düşünürüz.
Bu rivayetin doğru olması halinde biz Tansu Çiller’den çok, ondan medet umanlara şaşarız.
Tansu Çiller’in kendi ekonomik modelini savunmasından daha doğal bir şey olmaz.
Ama tüm sonuçları ile nasıl bir model olduğu belli olan bir ekonomik programdan medet ummayı anlamakta güçlük çekeriz.