Genç nüfusu ile önemli enerji ve maden kaynaklarına, tarım ve hayvancılık altyapısına sahip bulunan bu ülke neden gelişmiş 5’li değil de kırılgan 5’li içinde yer alıyor? Çünkü mevcut gidişatı değiştirecek girdilere ve dönüşümlere kapı aralayamıyor. Bu kapıyı aralamak için sormak lazım; bugün 3 demir-çelik fabrikasında üretilen kadar dışarıdan ithal eden bir ülke neden 3 tane daha demir-çelik fabrikası yapmıyor? Muş ovası gibi bir ovasını ekemediği halde neden Sudan’da tarım arazisi kiralanıyor?
Bir ekonomi yönetimi, illerin yatırım önceliklerini belirleyerek üretim seferberliği başlatmış olsa, enflasyonla topyekûn mücadele etmek zorunda kalmaz. Bölgesel gelişme gibi konularda etkin koordinasyon sağlamış olsa, işsizlik gibi bir sorun yaşamaz. Özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımlarını geliştiren uygulamalara imza atsa, cari açık gibi bir gündemi olmaz. Küresel pazarlara hitap edebilen girişimcilere, ürün, hizmet, pazarlama ve iş modeli desteği sunsa, vergi tahsilâtı sorunu yaşamaz. Yöneticilerin böyle bir hedefi varsa, borçlanma yerine kaynak geliştirici, tüketim yerine üretimi geliştirici kalkınma anlayışıyla yol almalıdır.
Bu anlayıştan o kadar uzaklaştık ki; her sektörden gelen küçülme haberleri, bütçede sürekli artan faiz oranı ve ithalata olan bağımlılık gündemimizden çıkmıyor. Bütçesinde yatırıma ayırdığının iki katını faize ayıran bir ekonomide elbette soğan depoları basılır, fırınlara zam yapmaması için baskı yapılır, istihdam sağlamak için hapishane açılır. “Dostlar alışverişte görsün” mantığıyla yönetilen bir ekonomi, milleti “dükkân senin” çaresizliğine düşürmüştür.
Bu çaresizliği, tüketici güven endeksleriyle, kapasite kullanım istatistikleriyle, kredi oranlarıyla örtmek yerine, hedeflerin gerçekleşme yüzdelerini halkımızla paylaşarak ortadan kaldırabiliriz. Yaşanan sorunları dövizin düşmesiyle değil, üretim artışı ve cari fazla sağlamakla tedavi edebiliriz. Betona gömülenleri, dönüşümü tetikleyici teknolojik sıçramalar yapılacak alanlara yönlendirebilirsek, Türkiye’nin 21. yüzyıl araçlarını kullanabilme becerisini artırabiliriz. Bu konunun oy artışından daha önemli olduğunu anladığımız gün, kazanmaya başladığımız gün olacaktır.