Düğmeye basıldı gibi

Abone Ol

Düğme açık aslında, bakmayın benim böyle söylediğime. Düğme açık çünkü, bir mekânı aydınlatan ışık gücünün tonuyla ilgili bir sorun bulunuyor.

Kendi kendimizi aldatıyoruz. Ya da aldanmaya eğilimli bir ruh hali taşıyoruz. Çaresiz kalınınca, ya da bir şeylerin gönlümüzce olmasını arzu ediyorsak, söz konusu şeylerin dilediğimiz gibi olmasını istiyoruz.

İslâm dünyası ve Türkiye bir kuşatma altında. Bu kuşatmanın getirdiği başka önemli sorunları da var. Bizimle ilgili. Biz derken, bunu, salt kendimizle sınırlı tutmuyoruz. Genelimiz için bu böyledir.

Türkiye de düşüncelerin ayrışması ve çatışmanın boyutlarının derinleşmesi, durumu içinden çıkılamaz hale getiriyor. İnsanlarımızın, dünya görüşlerinde ciddi ayrışmalara bulunuyor. Bu ayrışmalar da ister istemez hayata bakışı etkiliyor ve yönlendiriyor.

Üzerinde durulması gereken yönü şudur. Bazı yazarlar isim vermeden ifade edelim-, yüzleştikleri bazı önemli konularda tercihlerini neden ve kimden yana kullanacaklarıdır. Önümüzde ciddî bir İran olayı duruyor. Bilgi akışı ve denetimi belli çevrelerin elinde bulunduğundan, ne kadar sağlıklı olup olmadığını bilmiyoruz. İncirlik Hava Üssü nde ciddi bir hareketlenme var. Bu hareketlenmede olay tamamen İran odaklı. Deniz ve hava limanlarımızın denetimi bizde değil. Ülkenin içinde cirit atan abedelilerin durumuna bakılırsa sadece bir izleyici konumunda bulunmak üzücü. Bir süredir üzerinde durduğumuz bir konu var. İncirlik Hava Üssü nden Muş Havaalanı na götürülen conilerin varlığı ve olayı. Bu adamların Muş Havaalanı nda ne işi var Bu sorunun karşılığı yok. Ardından da patlayan olaylar.

Abede yetkililerinin yaptığı açıklamalara göre bir tv.nin kapatılmasını istiyormuş. Sadece istiyor tabiî. İyi de bu isteyişin gerçekliği ne kadardır

Yalan imparatorluğunun bombardıman halde püskürttüğü ve yaydığı bilgilere bakılırsa İran füzeleriyle İncirlik i vuracak. Bu, biraz da Saddam ın, Ankara yı vuracak olan o meşhur füzelerini anımsatıyor. Garibim Ankara halkına az mı maskeler aldırttılar.

Putperestlik, tarihin her döneminde vardır. Bu dönemin perestliği çok daha farklıdır. Tapıcılık anlamında ifade ediyoruz. O da şudur. Korku ve yenilgi psikolojisi de bir tapıcılıktır. Abede, nasılsa Irak ı işgal edecek. Öyle ise biz de abede ile birlikte hareket edelim. Hatta BOP uygulamasında da bulunalım. Neden kaynaklanıyor bu Korku ve yenilgi açmazı, yanı tapınması, yani teslimiyeti. Gerekçeleri de hazırdır. Nasıl olsa abede Irak ı işgal edecek biz de bundan payımızı alalım. Yıllar önce yazdıklarımıza, dönem ve olanları anımsamak istiyoruz. Irak ta artık komşumuz abede dir dedik. Birileri kendilerini orada yönetici sanıyor. Ne güzel değil mi Şimdi İran konusunda benzer durumla karşılaşmış bulunuyoruz. Abede, İran dan dolayı ateşin harını hızlandırdı.

Türkiye ayak bağlarıyla bağlı ve dolanmış. Bu da bir gerekçe. Bir diğer gerekçe yazımızın başına dönersek, yarın İran vurulursa eli kalem tutanlar kimden yana olacaklar. Kurtlar sofrasında kendilerine yer ayırmaya çalıştırtacaklar. Onlar zaten suyun başını tutuyorlar. Şu anda bazı kalem sahiplerine, İran lehine yazı yazdırılabilinir mi

Eminiz ki, abede "Biz Türkiye de İslâm ı, yani şu dinci Müslümanları onların deyimiyle konuşuyorum- yok edeceğiz" dese, onlar adına kalem koşturacak çok adam bulunur. Abede de Beyaz Saray a bir başörtülü, ya da yerel giysili bir Kürt lider giriyor diye onlara sempati duyanlar varsa, bunun tam tersi durum diğerleri için söz konusudur. Bu zihni parçalanma tehlikenin en büyüğünü oluşturuyor. Korku ve yenilgi açmazıyla birlikte.

Aylardır tartışılan konuşulan konular bugün artık gerçeğe dönüşüyor. Ankara trafiği çok hareketli.

Türkiye dışişleri, abede adına sözcülüğe soyunmuş. Bu da bir başka garabet. Irak ı uyarma, Filistin liderlerini uyarma, İran ı uyarma. Söz dinlenilmeyince de "e ne yapalım siz bizi dinlemediniz, biz de onlarla birlikte hareket edeceğiz!"e getiriyorlar. "BOP ta abede ile birlikte olacağız demek bile zaten onlarla birlikte olunduğunun bir göstergesi.

Bakalım kim kimin yanında yer alacak