Dualarınızı esirgemeyin

Abone Ol

BU anektodu daha önce de aktarmıştım Ama, Milli

Gazete nin yayın hayatına girdiği ilk Besmele sinden itibaren geçen her kutlu

yılımızda tekrar tekrar anlatmakta hem fayda görüyorum, hem de önemli bir

misyon hatırlatması yapmak isterim. Saadet Partisi teşkilatlarımız veya Anadolu

Gençlik Derneğimiz vesilesiyle, Anadolu da verdiğimiz Türkiye de Medya

Gerçeği konferanslarımızda bize gelen en önemli sorulardan birisi şudur:

Milli Gazete nin tirajı neden düşük Biz de genelde bu soruyu yöneltenlere

aynen şu cevabı veririz: Milli Gazete, yayın hayatına başladığı ilk gün,

logosunun altında bir sloganla insanların karşısına çıkmıştır. Bu slogan, dünya

ve insanlık var oldukça hükmü asla değişmeyecek, Allah ın (C.C.) bir ayeti

kerimesidir. Hak Geldi, Batıl Zail Oldu Bizim hangi niyetle yola

çıktığımızın , hangi niyetle medyacılık yaptığımızın , hangi niyetle

kalemimize yön verdiğimizin temel taşıdır bu ayet-i kerime Milli Gazete

hiçbir dönemin, hiçbir siyasi kudretin, hiçbir konjonktürel gelişmenin, hiçbir

ululanan anlayışın sesi olmak amacıyla yola çıkmamıştır. Kıyamete dek hükmü

baki olacak tek kutlu davanın sesi olmak, soluğu olmak, bu kutlu davaya

hizmetkâr olmak, hadim olmak için kalemine istikamet vermiştir. Bu nedenle,

Milli Gazete, farz-ı muhal çok büyük bir teknik aksaklık olsa, matbaasında bir

adet basılsa ve sayfalarında da bu teknik aksaklıktan dolayı bir satır haber,

bir kare fotoğraf bile olmasa, bu misyonu bilen, anlayan, idrak eden, feraset

ve basiret sahipleri, o gün o gazetenin hangi bayide olduğunu merak ederler ve

koşa koşa bomboş, sadece logosuyla çıkan gazetemizi satın almanın derdine

düşerlerdi.

Kısacası, nitelik ve nicelik Hak davanın niceliği değil,

niteliği önemlidir Milli Gazete, 43 yıldır yayın hayatında. Nice iktidarlar

geçti, nice dönemler geçti Hiçbir zaman istikametinden taviz vermedi. Dönem

dönem siyasi iktidarlar, darbeciler kendi tıynetlerine göre sosyal ve siyasal

yapıyı şekillendirmeye, biçimlemeye çalıştılar. Kamuoyunun bilgilendirilmesi,

enforme edilmesi bağlamında yayın yapan gazetelere, bu dönemler içinde ayarlar

verildi. Ya da bazı yayın organları, bu dönemler içinde siyasi mülahazalar veya

kendi ikballerini koruyabilmek için, kendilerini bu siyaset furyasında

dönüştürdüler, hakim ve güçlü olana angaje olarak, yandaşlığa soyundular,

konjonktür hazretlerinin kulu ve kölesi oldular. Ama Milli Gazete, hiçbir

dönemde, döneminin uluları olan kimselerin değil, hep Hakk ın sesi olmak, adil

bir yönetim, adaletli bir hukuk sistemi, din ve vicdan hürriyetinin rantiyer

anlaşışla değil tam bağlamıyla hâkim kılındığı bir sistemin kurulması yönünde

kendisine istikamet biçti. 1991 ile 1996 yılları arasında Zonguldak a mecburi

bir dönüş ve yerel gazetelerdeki serüvenimi saymazsam, Milli Gazete nin 43

yılının 30 yılına şahitlik etmiş olmaktan büyük onur duyuyorum. Belki başka

gazetelerde çalışanlar için, Şu kadar yılda, bu kadar adam eskitti gibi

tabirler kullanılabilir. Ama ben Milli Gazete de çalışanlar için böyle bir tabir

kullanıldığına hiç şahit olmadım. Zira Milli Gazete nin gazetecilik tezgâhından

ve tornasından geçmiş yüzlerce kişinin, bugün medyacılık düzleminde kendilerine

çok müreffeh konumlar ve makamlar elde ettiklerini de açıkça söylemem gerekir.

Çünkü Milli Gazete, her dönemde bir okul olmuştur, ekol olmuştur, insanları

harcamak için değil, yetiştirmek için çaba gösteren yönetimlerin elinde

bulunmuştur. Bu vesileyle, başta Milli Gazete nin kuruluş tarihinden beri bu

gazeteyi sıkı şekilde takip eden, arşivleyen, bir satırını bile atmaya

kıyamayan Milli Görüş ün sadık erlerinin ellerini hürmetle öpüyorum. Bu

gazeteye nice badireli dönemlerde bile sahip çıkan, hâlâ okumak için

dağıtıcısını dört gözle bekleyen ağabeylerim, kardeşlerimi de saygıyla ve

sevgiyle selamlıyorum. Hakk a tabi olup, ümmete sahip çıkmaya ömrümüz boyunca

devam edeceğiz, dualarınızı esirgemeyin .