Dostun attığı gül ve görmediği diken!

Abone Ol

Siyaset temsil mekanizmasıdır. İnsanın kişiliğini,

inancını ve şahsiyetini temsil eder. Esas itibarıyla siyasi partilerde aynadan

kendimizi görürüz.

Kişi nasıl biriyse, kişiliğinin ete kemiğe bürünmüş hali

partilerdir. Bunları aşağıdan yukarıya doğru tasnif etmek gerekirse; mesela

sayıları az da olsa din düşmanları, vatansever ateistlik iddiasındakiler bir

partide toplanmıştır. Laik ve çağdaş yaşam tarzı olan, kendini sosyal demokrat

olarak tanımlayanlar başka bir partinin okları altındadır. Bazen cuma

namazında, bazen okey masasında görebileceğiniz, oruç tutmayıp, tutturanların

bulunduğu yerin bayrağında kaç hilalin olduğunun önemi yoktur. Zaten dinimiz

hangi ırktan olursa olsun ırkçılığı kökten reddetmiştir. 

 Literatürümüze

yeni giren, kendini muhafazakâr, ılımlı , ya da Avrupalıların deyimiyle

Müslüman demokrat kimlikte görenler, bir çatı altında toplanmıştır. Tabi şunun altını da çizmek gerekir ki;

Müslüman Demokrat kimliği, Avrupalıların Hristiyan demokrat tanımlamasının bir

esintisi ve uzantısıdır. Kilisenin hayata karışamayacağı ilkesinin bir

yansımasıdır. Bu da 5 vakit namaz kılıp, rüşvet, kayırmacılık, tesettür, kredi

vs. gibi bazı haramların rahatlıkla işlenmesi sonucunu doğuruyor.   İlave çıkarma olmadan sadece Müslüman olanlar

da başka bir yerde bulunuyor. İnandığını gibi yaşamak isteyen, inancım sadece

camide değil; caddede de olmalı, sosyal hayatımıza yön vermeli diyenleri

kuşatıyor. Kişinin gönlüyle gövdesinin ayrı yerlerde olması iyi bir mümin

sıfatı olamaz. Kişi şahsiyetini en iyi temsil ettiğini düşündüğü yerde yani ait

olduğu yerde bulunmalı. Nerede olmak istersin, daha dikkat çekici soru sorayım,

kıyamette kiminle haşrolmak hoşuna gider

***

Çok ilginç bir seçim yaşıyoruz. Sahada Saadet Partisi ne

yalnızca dini tandanslı STK lar -bağışlayın- düşmanlık ediyor. Sebebini anlamak

mümkün değil. Duygusal sebepler ne kadar etkili acaba Mahalle ateş çemberinde

iken, biz evimizde rahatız ya mantığı. Bana dokunmayan bin yaşasın!

Suriye de, Libya da, Bangladeş te, Arakan da akan kanı durdurmaya geliyoruz

kardeşin ölüyor diyorsun. Bak biz de savaş yok diyor, umurunda değil. Öyle

eften püften saldırılar var ki hayret edersiniz.  Paralelciler! 13 yıldır birlikte olan,

bunları besleyip büyüten, her türlü yardım ve yaltaklık yapanlar paralelci

değil. Sadece onların televizyon kanalına çıkan paralel öyle mi Susuzluktan

boğulmak üzere olan bir kimse, kendisine bir bardak su verenin kim olduğuna

bakmaz. Bugün bu kitle vesilesiyle medya ambargosu kısmen deliniyor. Ağzını

açan 28 Şubat daha kötüydü diyor. Ölümü gösterip kansere razı ediyorlar.

Sanki bunların olmadığı her gün 28 Şubatmış gibi. Beşşarcılık ithamı. Bu

camia yıllar önce tek bir kişinin burnu kanamasın, derhal barış sağlansın. Bu

savaş yıllarca sürer, yalnızca Müslüman kanı dökülür dedi diye Beşşarcı oldu.

Üslubunu yanlış bulabilirsiniz, ama niyetin bu olduğunu dünya âlem biliyor.

Ateş çemberine dönen bölgedeki olaylardan ülkemizin ne kadar sorumlu, hatta rol

aldığı göz ardı edilmemelidir. Irak İncirlikten, Libya İzmir den kalkan

uçaklarla bombalandı. Suriye içişlerimiz diyerek tahrik ettiğimiz halkı

sokağa döktük. Mısır da yanlış politikalar maalesef nelere mal oldu. Şimdi

kurtuluş seçim meydanlarında rabia işareti yapmaya kaldı. Gönül isterdi ki

kendi bakış açılarıyla Saadeti eleştiren bu dostlar; kanunla zinayı serbest

bırakanlara, kumarı yasaklamak yerine çeşitlerini artıranlara, faizi yasaklamak

yerine meşrulaştıranlara, içki fabrikası açmakla övünenlere, domuz etini

serbest bırakanlara, AB Bakanlığı kuranlara, eşcinsel özgürlüğü savunanlara,

neslin tahrip olmasına aldırış etmeyenlere bir eğitim ve kültür politikası

olmayanlara da cesaretle bir çift söz edebilseydi. Saadet kötülüğü eliyle

düzeltmek üzere yola çıkmış ve zoru seçmiş bir tercih. Ülkemizin, bölgemizin ve

İslam âleminin içinde bulunduğu şartlar Saadet Partisinin TBMM de varlığını

zorunlu kılıyor. AKP li kardeşim bilmeli ki, Saadetin bulunduğu Meclis, AK

Parti ye de büyük bir rahatlık sağlar. 

Tarihi Miting

Seçimlerin altı günden ibaret olduğunu bu köşede

okumuştunuz. Özetle (aday miting sandık) üçgeniydi. Bu açıdan Pazar günü

İstanbul da yapılacak olan Saadet Mitingini çok önemsiyorum. Kanaatimce

Türkiye nin her tarafından insanlar İstanbul a gitmeli ve alan yüzbinlerle

dolmalı. Oradaki coşku ve katılım, seçim sonuçlarını direk etkileyecektir.