Siyaset temsil mekanizmasıdır. İnsanın kişiliğini,
inancını ve şahsiyetini temsil eder. Esas itibarıyla siyasi partilerde aynadan
kendimizi görürüz.
Kişi nasıl biriyse, kişiliğinin ete kemiğe bürünmüş hali
partilerdir. Bunları aşağıdan yukarıya doğru tasnif etmek gerekirse; mesela
sayıları az da olsa din düşmanları, vatansever ateistlik iddiasındakiler bir
partide toplanmıştır. Laik ve çağdaş yaşam tarzı olan, kendini sosyal demokrat
olarak tanımlayanlar başka bir partinin okları altındadır. Bazen cuma
namazında, bazen okey masasında görebileceğiniz, oruç tutmayıp, tutturanların
bulunduğu yerin bayrağında kaç hilalin olduğunun önemi yoktur. Zaten dinimiz
hangi ırktan olursa olsun ırkçılığı kökten reddetmiştir.
Literatürümüze
yeni giren, kendini muhafazakâr, ılımlı , ya da Avrupalıların deyimiyle
Müslüman demokrat kimlikte görenler, bir çatı altında toplanmıştır. Tabi şunun altını da çizmek gerekir ki;
Müslüman Demokrat kimliği, Avrupalıların Hristiyan demokrat tanımlamasının bir
esintisi ve uzantısıdır. Kilisenin hayata karışamayacağı ilkesinin bir
yansımasıdır. Bu da 5 vakit namaz kılıp, rüşvet, kayırmacılık, tesettür, kredi
vs. gibi bazı haramların rahatlıkla işlenmesi sonucunu doğuruyor. İlave çıkarma olmadan sadece Müslüman olanlar
da başka bir yerde bulunuyor. İnandığını gibi yaşamak isteyen, inancım sadece
camide değil; caddede de olmalı, sosyal hayatımıza yön vermeli diyenleri
kuşatıyor. Kişinin gönlüyle gövdesinin ayrı yerlerde olması iyi bir mümin
sıfatı olamaz. Kişi şahsiyetini en iyi temsil ettiğini düşündüğü yerde yani ait
olduğu yerde bulunmalı. Nerede olmak istersin, daha dikkat çekici soru sorayım,
kıyamette kiminle haşrolmak hoşuna gider
***
Çok ilginç bir seçim yaşıyoruz. Sahada Saadet Partisi ne
yalnızca dini tandanslı STK lar -bağışlayın- düşmanlık ediyor. Sebebini anlamak
mümkün değil. Duygusal sebepler ne kadar etkili acaba Mahalle ateş çemberinde
iken, biz evimizde rahatız ya mantığı. Bana dokunmayan bin yaşasın!
Suriye de, Libya da, Bangladeş te, Arakan da akan kanı durdurmaya geliyoruz
kardeşin ölüyor diyorsun. Bak biz de savaş yok diyor, umurunda değil. Öyle
eften püften saldırılar var ki hayret edersiniz. Paralelciler! 13 yıldır birlikte olan,
bunları besleyip büyüten, her türlü yardım ve yaltaklık yapanlar paralelci
değil. Sadece onların televizyon kanalına çıkan paralel öyle mi Susuzluktan
boğulmak üzere olan bir kimse, kendisine bir bardak su verenin kim olduğuna
bakmaz. Bugün bu kitle vesilesiyle medya ambargosu kısmen deliniyor. Ağzını
açan 28 Şubat daha kötüydü diyor. Ölümü gösterip kansere razı ediyorlar.
Sanki bunların olmadığı her gün 28 Şubatmış gibi. Beşşarcılık ithamı. Bu
camia yıllar önce tek bir kişinin burnu kanamasın, derhal barış sağlansın. Bu
savaş yıllarca sürer, yalnızca Müslüman kanı dökülür dedi diye Beşşarcı oldu.
Üslubunu yanlış bulabilirsiniz, ama niyetin bu olduğunu dünya âlem biliyor.
Ateş çemberine dönen bölgedeki olaylardan ülkemizin ne kadar sorumlu, hatta rol
aldığı göz ardı edilmemelidir. Irak İncirlikten, Libya İzmir den kalkan
uçaklarla bombalandı. Suriye içişlerimiz diyerek tahrik ettiğimiz halkı
sokağa döktük. Mısır da yanlış politikalar maalesef nelere mal oldu. Şimdi
kurtuluş seçim meydanlarında rabia işareti yapmaya kaldı. Gönül isterdi ki
kendi bakış açılarıyla Saadeti eleştiren bu dostlar; kanunla zinayı serbest
bırakanlara, kumarı yasaklamak yerine çeşitlerini artıranlara, faizi yasaklamak
yerine meşrulaştıranlara, içki fabrikası açmakla övünenlere, domuz etini
serbest bırakanlara, AB Bakanlığı kuranlara, eşcinsel özgürlüğü savunanlara,
neslin tahrip olmasına aldırış etmeyenlere bir eğitim ve kültür politikası
olmayanlara da cesaretle bir çift söz edebilseydi. Saadet kötülüğü eliyle
düzeltmek üzere yola çıkmış ve zoru seçmiş bir tercih. Ülkemizin, bölgemizin ve
İslam âleminin içinde bulunduğu şartlar Saadet Partisinin TBMM de varlığını
zorunlu kılıyor. AKP li kardeşim bilmeli ki, Saadetin bulunduğu Meclis, AK
Parti ye de büyük bir rahatlık sağlar.
Tarihi Miting
Seçimlerin altı günden ibaret olduğunu bu köşede
okumuştunuz. Özetle (aday miting sandık) üçgeniydi. Bu açıdan Pazar günü
İstanbul da yapılacak olan Saadet Mitingini çok önemsiyorum. Kanaatimce
Türkiye nin her tarafından insanlar İstanbul a gitmeli ve alan yüzbinlerle
dolmalı. Oradaki coşku ve katılım, seçim sonuçlarını direk etkileyecektir.