Dost, kalbinize misafir ettiğiniz kişidir

Abone Ol

Salgın sürecinde iyilik üzere yaşamanın ve dostlarla vakit geçirmenin yapılan bütün işlerden daha önemli olduğunu kavradık. Ölümle burun buruna gelince sımsıkı sarıldığımız şeylerin incir çekirdeğini doldurmayacak meseleler olduğunu gördük ve sevdiklerimizle daha fazla vakit geçirip vakti nakde çevireceğimize dair söz verdik.

Zira salgın hastalıkla birlikte her şey ters yüz oldu ve birkaç yıl önce birlikte çay içip sohbet ettiğimiz birçok dostumuz, yakınlarımız sessizce veda edip gittiler ve çaresizliğin dibine vurduğumuzu hissettik.

Ölümler, yıkımlar ve çaresizlik bize iyilik üzere yaşamanın ve dostlara vakit ayırmanın çok daha önemli olduğunu öğretti. Fakat salgından sonra ne olduysa sular yine eski seyrinde akmaya başladı ve birbirimize ayıracağımız vakitlerin yerini yine işler ve dünyevi meşgaleler aldı.

İş hayatına, sevdiklerimizden ve Allah için yapacağımız işlerden çok daha fazla önem veriyoruz öyle değil mi? Bunu yok sayalım demiyorum ama hiç olmazsa işten kalan vakitlerde bir araya gelemez miyiz? Her nedense buna pek hevesli değiliz? Yapılacak işler hiç bitmiyor ve hayatımız bir koşuşturmacanın içinde akıp gidiyor.

Oysa salgın hastalık döneminde zamanı önem sırasına göre dizayn etmiş ve hayatımızı bu düzen çerçevesinde sürdüreceğimize karar vermiştik.

Fakat hayatımızı bütünüyle kontrol altında tutan bir tüketim ağının içinde yer alıyoruz ve bu esaretten kurtulamıyoruz. Peki, bu kabuğu neden kıramıyoruz? Kırmak zorundayız, kırabilmeliyiz…

Kardeşimizi, ebeveynimizi seçme hakkımız yoktur ancak dostlarımızı özenle seçeriz. Dert ortağımız, yol arkadaşımızdır onlar… Öyle anlar olur ki, sanki dünya boşalmıştır ve kendimizi uçsuz bucaksız bir alanda tek başına kalmış gibi hissederiz.

Göğsümüzde derin bir sızı belirir ve bu sızıyı ancak dostlarımızla bir araya gelerek iyileştirebiliriz. Dostlar kalplerimizin misafiridir ve onlarla geçirdiğiniz vakitlere hassaten önem veririz.

Dostlarımıza bizi yakınlaştıran hiç kuşkusuz müşterek değerlerimizdir. Onlarla dünyaya aynı pencereden bakar ve aynı renkleri görürüz. Benzerlikler çeker ve onca insanın içinde bir kişi ile dostluk kurar ve bunu sürdürürüz. Bize benzeyene kalbimiz daha rahat ısınır ve ortak noktalarda buluşuruz.

Dostlarımız bizi teskin eden, güçlendiren ve destekleyen öteki yanımızdır ve o yanımızla bütünleştiğimizde kendimizi çok daha güçlü hissederiz. Aldığımız nefes kadar ihtiyaç duyduğumuz bir değerdir dost… Zira biz insanlar kendimizi ötekinin yansımasında, değerlendirmesinde ararız ve sevgiyi öteki ile geliştirdiğimiz ilişkilerin neticesinde tanırız.