Gündem

Dört yaş çocuğu

Dört yaş çocuğu

Abone Ol

4 yaş çocuğunun günlük yaşamı, etkinliklerle ve oyunlarla geçer. Çocuk hareketlidir, oturmaktan hoşlanmaz, bedensel ve zihinsel etkinliklere ihtiyacı vardır. Fiziksel çevre artık ona yetmemektedir ve çocuk sık sık bahçeye çıkar oynamak ister. Yaşıtlarıyla oynamaktan hoşlanır, ancak ilk günlerde genellikle uyumsuzluk belirtileri gösterir.

Hâlâ öz yönelim içinde olan çocuk, oyuncaklarını paylaşmaktan pek hoşlanmaz. Oyunda kendi sözünün dinlenmesini ister. Aynen üç yaşında olduğu gibi ilgisi, dramatik ve hayal gücüne dayalı sembolik oyunlara yöneliktir. Ancak bu oyunları tek başına oynamaktan çok diğer çocuklarla birlikte yürütmek ister.

Bu yaşlarda çocuğun kelime hazinesinin oldukça zenginleştiği görülür. Yeni kelime ve deyimler kullanmak için fırsat beklemektedir. Zaman zaman çocuk sahip olduğu fırsatları değerlendirmede yanılgıya düşer ve öğrendiği kelimeleri uygun olmayan biçimde ve yerde kullanır. Ayrıca arkadaşları arasındaki ilişkileri fiziksel itişmeler yerine yavaş yavaş sözel tartışmaya dönüşür. Bu dönem, çocuğun davranışları ve sözleri olabildiğince görmemezlikten ya da işitmemezlikten gelinmeli karşıt olarak arzu edilen davranış ve konuşmaları izlenip ödüllendirilerek pekiştirilmelidir. Genellikle duygusal baskı altında olan çocuklar üçüncü ve dördüncü yaşlar arası güç ve güvensiz bir dönem geçirirler. Davranışlar daha az uyumludur ve motor becerilerindeki yetersizlik değişkendir. Çocuklar arası kekelemelerin sıklığı aynen ikinci yaşın sonunda ve okul başlangıcında görüldüğü gibi yüksektir. Temelde duygusal baskının nedeni olarak görüldüğü bu dil güçlüğü çocuğu tanıyan ve anlayışla yaklaşan yetişkinlerin rehberliğinde kolaylıkla atlatılabilir.

Canlılık ve merak onun en belirgin özelliğidir

Dört yaş çocuğu, etkinliğin ve onunla birlikte giden özerkliğinin sağladığı doyum içinde karakteristik bir güven içine girmiştir. Bu güven, dili kullanmada da kendini gösterir. Çocuk zaman zaman olduğundan daha aktif bir izlenim uyandırabilir. Canlılık ve merak onun en belirgin özellikleridir. Ve çocuk sürekli soru sormaktadır. Üç yaşında olduğu gibi ilgi alanı içinde olduğu kelimeleri öğrenir. Bu yaş çocuğunun sık sık övündüğü dikkat çeker. Kararsızlık genelde alışılmışın dışında objelerle ilgili olarak görülür. Değişik objelere karşı birden bire ve sebepsiz korkular görülebilir. Hayal gücünün fazlalığı nedeniyle gerçekle gerçek olmayanı ayırt edemez.

Diğer taraftan çocuğun sosyal uyum yeteneği iyi gelişmiştir. Ancak sık sık baş eğmeyi ret eder. Bağımsız olmada inatlaşma eğilimleri gösterir. İsteklerini genellikle serkeşçe ifade eder. Çevresine emir vermekten hoşlanır. Dört yaş sürecini sağlıklı bir şekilde atlatan çocuğun benlik kavramı büyük oranda olgunlaşmıştır.

Seni taklit ediyorum

Sen benim biricik babam! Seni seviyorum ama şunu da unutma ki, anneme nasıl davranıyorsan, onunla nasıl iletişim kuruyorsan ben bunları bir sünger gibi emiyorum ve benliğimin bir parçası haline getiriyorum. Geçen gün önümde tartıştınız ve anneme, "senin zaten kafan hiçbir şeye basmaz..." dedin ve bir sürü hakaretlerde bulundun...Peki ama sen demiyor muydun, "uzmanla görüştüm evde bir sorun olduğunda onu uygun bir dille konuşmak ve rahatsız olduğumuz şeyi ona izah etmek gerekiyormuş ..."diye. Bunu üstüne basa basa vurgulamıyor muydun...? Peki şimdi neden bu şekilde davranmıyorsun? Neden öğrendiklerini hayatına taşımıyorsun? Çünkü sen de kendi ebeveyninden öğrendiğin düşünce kalıplarını yıkamıyor ve kendini değiştiremiyorsun... Evet bunu yapamıyorsun ama yapmalısın... Çünkü benim yaşımdayken sen de onların bu şekilde davrandıklarını gördün ve bunları örnek aldın...

İşte, senin annemle kurduğun ilişki tarzın da bir model olarak bana geçecek ben de öfkemi tıpkı senin gibi karşımdaki kimseleri aşağılayarak ifade edeceğim ve belki ben de çocuklarımla buna benzer sorunlar yaşayacağım..

Sorumluluğunuzun farkına varın!

Sevgili annem ve babam! Sizler önemli bir sorumluluğu sırtında taşıyan değerli insanlarsınız. Bakmayın sizleri eleştirdiğime ben bu eleştirilerimi sadece birbirimize daha faydalı olalım diye yapıyorum. Çünkü ciddi bir sorumluluğunuz var. Nesiller yetiştiriyorsunuz, bizleri hayata hazırlıyorsunuz ve sadece dünya hayatına değil ahret yurduna da hazırlıyorsunuz.... Bu nedenle lütfen sorumluluğunuzun farkına varın. Ve bunun, yaptığınız işten, kariyerinizden, dünyevi hesaplarınızdan çok daha önemli olduğunu bilin... Kendinizle, ailenizle ve yakın çevrenizle ilişkilerinizde bizlere örnek olmanız gerektiğini unutmayın. Bakın, geçen gün arkadaşım sınıfta birisiyle tartıştı ve ona vurmaya kalktı... Ben de psikoloğumun bana öğrettiği şekilde ona yol gösterdim kendini ifade etmenin başka yolları da vardır dedim. Çocuk bana ne dese beğenirsiniz "ama ben babamdan böyle görmüşüm kardeşim.." dedi. Burada bütün babalardan, bizlere doğru örnek olmalarını istiyorum. Çünkü baba kavramı bizim dünyamızda gücü ve güveni temsil eder. Böylesine büyük bir sorumluluğun müntesibi olan babalarımız bizlerin eğitimine bir bütün olarak dahil olmalıdırlar. Babalar hayat tarzlarıyla, sözel ve davranışsal ifadeleriyle, kurdukları iletişim tarzlarıyla, ev içinde ve ev dışındaki tutumlarıyla bizlere yol göstermeli ve doğru davranışı kazanmamıza katkı sağlamalıdırlar.

Babalar lütfen sözüme kulak verin!

Sizler sadece para kazanan eve para getiren kimseler değilsiniz aynı zamanda, bizlere örnek olan ve sorumluluk bilinciyle hareket eden örnek kişilersiniz...

Birbirimizin aynasıyız

Okul öncesi dönemde çocuklar anne ve babalarını model alırlar ve onların tutum ve davranışlarını taklit ederler, benimserler. Çocuk okula başlayıp ta dış dünyaya açıldığında ise, buna okuldaki arkadaşları ve öğretmenleri de eklenir. Bu dönem çocuk sosyal çevreye uyum sağlamaya ve yaşadığı topluma adapta olmaya çalışmaktadır. Ergenlik döneminde ise, genç artık çeşitli sorumluluklar almaya hazırlandığından özdeşim alanını daha da genişletmektedir. Sosyal çevre, arkadaşlar ve toplum tarafından kabul görmüş önemli kişiler onun için bir özdeşim modeli olmaktadır. Özdeşim ihtiyacı bir noktaya kadar normaldir ve çocuk özdeşim kurduğu kişilerden de esinlenerek kendi kişiliğini inşa etmeye çalışmaktadır.

Ancak bu dönem genç kendisini beğenmez sevmez ve kaydadeğer görmezse, özdeşim kurduğu kişiye saplanıp kalabilir ve kendine haslığını kaybedebilir. Bu anlamda özdeşim modeliyle kurulan gizil diyalogda denge önemlidir. Gencin, beğendiği ve model aldığı kişiyi bazı yönleriyle içselleştirmesi doğal ancak burada kendi kararlarını, kendi seçimini ve kendi etkinliğini de korumak zorundadır. Bunun için, özdeşim nesneleriyle ilişkilerindeki dengeyi dikkate almalı ve çocuklarımızı da, kültürümüzün ve değerlerimizin mimarlarıyla özdeşim kurması noktasında teşvik etmeliyiz.

Aileler çocuklarının duygularını aktarmasına fırsat tanımalı ve onların seçtiği özdeşim modellerinin doğru kişiler olması için, teşvik etmeli ve yardımcı olmalıdırlar.

Umut onların bahçesinden uçmuştur

Bazı insanlar vardır, geçmişin içinden hiçbir zaman çıkamazlar. Bu kimseler küçük yaştan itibaren hayatlarında ne kadar olumsuz olaylar varsa biriktirirler ve patlayacak bir bombaya dönüşürler. Küçük bir şeyde patlayan ve biriktirdiği her şeyi ortaya döken bu kimseler hayattan keyif alamazlar, insanlarla pozitif ilişkiler kuramazlar, sürekli geçmişin acılarıyla meşgul olduklarından geleceğe umutla bakamazlar.