Dokuz Çocuklu Bir Aile

Abone Ol

İki yıl önce köyünü terk edip İstanbul’a taşınan komşum, şehirli anne babanın rızık endişesiyle çocuklarını kardeşsiz bırakmalarını esefle karşılıyor ve kendi hayatından örnekler vererek bu endişenin yersiz olduğunu vurguluyordu. Her canlının rızkı ile birlikte doğduğuna işaret ediyor ve çocuksuz evler için hayıflanıyordu.

Dokuz çocuğu ile kıt kanaat geçinmeye çalışan biriydi fakat ne geçim sıkıntısından ne de çocukların eğitimine para yetiştirememekten yakınırdı. Çocuklar kendi aralarında öyle bir dayanışma ağı kurmuşlardı ki, el ele verip anne babanın yükünü hafifletiyorlardı. Mesela en büyük ağabey üniversitede okuyor, kalan vakitlerinde çalışıyor kazandığı para ile hem ihtiyaçlarını karşılıyor hem kız kardeşine destek veriyordu.

Kızlardan biri İHL’de okuyor, kalan vakitlerinde ise bir öğrenciye ders veriyordu. Diğer iki kızdan biri dikiş atölyesinde çalışıyor ve eve katkı yapıyordu. Çocuklardan ikisi ilkokula gidiyor eşyalarını ortak kullanarak birbirlerine yardımcı oluyorlardı. Çocuklar kendi aralarında oluşturdukları bu dayanışma düzeneğine uyum sağlayarak aileye yardımcı oluyorlardı.

Dokuz çocuğu ile birlikte mutlu bir hayat yaşan bu aile “maddi ihtiyaçlarını karşılayamam ya da özgürlüğümden ödün veremem” deyip çocuklarını yalnızlığa iten anne babalara örnek olmalıdır. Zira günümüz ebeveynleri çağa uyum sağlayarak, çocuklarını kardeşsiz ve desteksiz bırakıyorlar. Çocuğun masrafı, eğitimi, yaşamı, iş hayatı, evliliği anne babanın gözünde büyüyor. Oysa tek çocuklu bir aileye karşın çok çocuklu ailelerde yükün bir kısmını kardeşler üstlenerek anne babaya destek oluyorlar.

Tek çocuk olmanın getirdiği bazı sorunlar da var. Aileler, bir tek evladım var, her şeyin en iyisine sahip olmalı duygusu ile hareket ettiklerinden bu çocuklar topluma uyum sağlamakta zorlanıyorlar.

Çocuğun eğitimine katkı sağlayacak kişilerden biri de kardeştir. Çocuk kardeşi sayesinde kuralları öğrenir ve uygular. Anne babaların çocuklarına yapabilecekleri en geçerli iyilik ona kardeş vermektir.