Doğum günü kutlamak caiz mi?

Abone Ol

Son 50 yıldır teknolojinin hızla gelişmesiyle Müslümanların Batı’dan etkilenmesi böylece maymun meslekiyatı olan taklitçilik önü alınmaz bir âfet hâlini almıştır. Gayr-i Müslim Batı hep örnek alınır olmuştur. Doğum günleri, sevgililer günleri, anneler günü, babalar günü ve milâdi yılbaşı ( noel ) vesaire örnek alınan hezeyanlardır.

Müslümanlar açısından bunların kılıf uydurulacak hiçbir mesnetleri yoktur.

Pardösünün, çarşafın altına kadınların pantolon giymesi câizdir diyen bir güruh, doğum günü kutlamak da câiz diyorlar. Bunlar neyin sözcüsü demeden duramıyoruz.

Sevgili Peygamberimiz Yesrib’e Hicret edince oranın adını Medine-i Münevvere olarak değiştirdi. Medinelilerin kutladıkları iki bayramı kaldırıp yerine Kurban ve Fıtr bayramlarını koydu. Öncekileri seyretmeyi bile yasakladı.

Eğer ashab-ı kiram radiyallahu anhüm hazeratı Rasûlüllah (s.a.v.)’in emrini yerine getirmemiş olsalardı, o günleri kutlamaya devam etselerdi, muhakkak dinden çıkarlardı.

Mü’min şahsiyetini dininden alır. Şahsiyetini İslâm’a göre şekillendirir. İslâm’ın reddettiği sistemlerin âdet ve ananelerini taklit etmez. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki:

Kim bir topluluğun sayısını artırırsa o da onlardandır. Kim bir kavmin amellerinden razı olursa onların amellerine ortak olur.’ (İbn-i Kesir, Câmi’u- Mesanid ve’s Sünen (27/308) hadis no: 589)

Bu hadis Müslümanlara İslâmi olmayan topluluklardan onların adet ve ananelerinden uzak durmayı ve aslâ onlarla birlikte olmamayı emreder.

Çünkü Müslüman olduklarını ileri süren birçok kişi, Yahudi ve Hristiyanların yollarını izleyerek, cahiliye ehlinin İslam’a uymayan fiillerini işler hâle gelmişlerdir. Oysa onların kendilerini taklit ettikleri bu kimseler Allah’ın düşmanıdırlar. Allah (c.c.)  bu kimselere benzeyenleri Müslümanların başına çorap örmüşler.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Yahudi ve Hristiyanlara tâbi olmayı onları taklit etmeyi, günlük hayatlarında onlar gibi davranmayı yasaklamıştır. Dolayısıyla Müslümanların kafirlerin âdet ve alışkanlıkları gibi, doğum günlerini, evlilik günlerini kutlamaları câiz değildir.

Bunun isbatı olarak verebileceğimiz birçok örnekleri vardır. Bunlardan birini arz edeyim:

Rasûl-i Kibriya ( s.a.v.) Efendimiz, görünürdeki işlerinde Müslümanların küfür taraftarlarına benzemelerinden korkup endişe etmesi konusunda çok titiz davranmıştır. Çünkü bir Müslümanın görünürde kâfirlere benzemesi, zamanla onlarla uyum sağlamasına onları sevip dost edinmesine yol açabilir. Nitekim Müslüman olduğunu ileri süren birçok kimse, farkında olmadan böyle bir duruma bulaşmışlar, buna rağmen yaptıkları işi iyi görmüşlerdir.

Dikkatinizi çekiyorum: Rasûlüllah (s.a.v.) Müslümanları namaza nasıl dâvet edeceği konusunda çok önem gösterdi. Ashabı ile bu konuda istişarede bulundu. Kendisine, Yahudilerin yaptığı gibi boru çalınmasını teklif ettiler. Bu O’nun hoşuna gitmedi ve:

- O, Yahudilere aittir, buyurdu.

Bunun üzerine Hristiyanlara ait çanı hatırlattılar.

- O da Hristiyanlara aittir, buyurdular. (Ebu Davud, Salât 27)

Ehl-i küfrü taklit İslâm’ın kesinlikle reddettiği bir davranıştır. Dolayısıyla yaş günü kutlaması da böyle bir hezeyandır. Allah (c.c.) muhafaza eylesin.