Doğulu olarak ölmek istemek

Abone Ol

Selamünaleyküm kıymetli büyüklerim. Can kardeşlerim… Samimi bir şekilde dertleşelim istiyorum. Ben İbrahim kardeşiniz... Soyadımdan da anlaşılacağı üzere gariban bir ailenin, kendi halinde öğretmen bir babanın, ilahiyatçı bir annenin evladıyım. Bu faslı hızlı geçelim. Anadolu Gençlik Derneğimizde, bölge başkanı olarak hem Doğu Anadolu’da hem de Güneydoğu Anadolu’da görev yaptım... Saadet Partimizin Gençlik Kollarında bölge başkanı olarak hem Doğu Anadolu’da hem de Güneydoğu Anadolu’da görev yaptım. Doğunun 18 ilini adım adım dolaşmayı nasip eden Rabbime hamd ediyorum. Şanlıurfa doğumluyum. Adıyaman’da büyüdüm. Mardin’den evlendim. Yaklaşık 11 yıldır Mardin’de yaşıyorum. Doğuyu bir de Müslüman Millî Görüşçü doğulu bir kardeşinizden dinleyin isterim. Saygılar. Hürmetler.

Doğu’da Allah’ı aramak

Allah’ı aramak başlı başına bir meseledir.Doğrudur…Ancakbozuk yollarda Allah’ı aramak… Kerpiç evlerde Allah’ı aramak… Sekiz ay kar altında Allah’ı aramak… Sağda solda kırk farklı katliamın ortasında Allah’ı aramak… Birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar eğitim öğretim gören, altmış beş öğrencinin hep birlikte aynı oda içerisinde, -40 derece hava soğukluğunda, tek soba ile Allah’ı araması daha büyük meseledir.

Şırnak’ta örgüt ile devlet arasında kalan madencinin Allah’ı araması… Kars’ta milliyetçi kazlar kovalarken Allah’ı aramak… Iğdır’da Şii-Sünni çatışmasının ortasında Allah’ı aramak… Hakkâri’de kapanan yollardan gelecek ambulansı beklerken, çekilen doğum sancısı eşliğinde Allah’ı aramak… Ağrı’da ölen bir teröristin yasını tutmadığı için öz akrabaları tarafından protesto edilen, yalnız bırakılan düğün sahibinin Allah’ı araması meseledir… Bingöl’de hem çığ, hem sel hem de deprem tehdidi altında Allah’ı aramak büyük meseledir.

Yıkılan Adıyaman’da, Malatya’da, Maraş’ta, Hatay’da Allah’ı aramak meseledir. Onca enkaz onca mezar arasında, aradığını bulmak zor bir meseledir. Camisiz Tunceli’de Allah’ı aramak… Ergani-Elâzığ arasındaki virajlı yollarda Allah’ı aramak… Şanlıurfa’nın aşiret çatışmaları, toprak anlaşmazlıkları, namus davaları, ne bakıyorsun kavgaları sonucunda ortaya çıkan binlerce cinnetinin, cinayetinin içerisinde Allah’ı aramak… Batman’ın yitirdiği Hasankeyf kalıntısının yanında Allah’ı aramak…

 

Tokat’a okumaya gittiği üniversitede milliyetçilerin saldırısına uğradığı için üniversite değiştirmek zorunda kalan, yıllarını kaybeden Mardinli gencin Allah’ı araması zor bir meseledir. Ya da hâlâ doğal gazın ulaşmadığı bölgeleri bulunan, şehir merkezinde kütüphane bulunmayan Mardin’de Allah’ı aramak büyük bir meseledir. Doğulu oğlan ile Karadenizli kızın sevdası meşhurdur. Doğulu olduğu için kızın verilmemesi çok zor bir meseledir… Hasılı say say bitmez bu meşhur doğuluların dertleri… Ama şu bir gerçek ki; doğuda Allah’ı aramak daha büyük meseledir…

Sezai Karakoç, Diyarbakırlıdır. Masal şiirinde vurgulanan doğu, sadece medeniyet çatışması deyince akla gelen Avrupa ve bizden sonrası mıdır? Ya da şöyle soralım doğunun doğusunun kaderini içselleştirmeyen biri, doğulu olarak ölmenin manasını kavrayabilir mi?

Mahmur, ağlamaklı bir ses tonuyla

Beyler, hanımlar! Bizim için doğu, Müslümanlar olduğu için kıymetlidir. Bizim için doğu, zor şartlar altında yaşamalarına rağmen ağızlarından Allah’ı düşürmeyen insanlar yaşadığı için kıymetlidir. Bizim için doğu zor şartlar altında, Allah diyebilen insanlar yalnız bırakıldığı için kıymetlidir. Bizim için doğu, sosyalist, Marksist, feminist, modernist hasılı ne kadar Allahsız varsa hepsinin işgaline maruz kaldığı için kıymetlidir. Bizim için doğunun Müslüman saflığı kıymetlidir. Bizim için doğunun Müslüman misafirperverliği kıymetlidir. Bizim için doğunun Müslüman cesareti kıymetlidir. Bizim için doğunun seydaları, medreseleri kıymetlidir. Bizim için doğunun şairleri, şiirleri kıymetlidir. Bizim için doğunun şehitleri kıymetlidir. Bizim için doğunun Allah’a olan sadakati kıymetlidir.

Biz doğunun da, batının da Rabbine inanırız. İzmirli bir çocuğun serçe parmağına bir kıymık batsa, bizim içimiz kanar. Bırak Edirne’yi, Tekirdağ’ı, oturur Ukraynalı çocuklarla ağlarız… Ne diyordu Ahmet Arif? “Nerede bir can ölse, oralı olur yüreğim. Olmalı zaten. Olmazsa insan olmaz yüreğim.” Gazze’yi sormayın. Can vatanımızın sınırları emin ellerde, gönlünüz ferah olsun. Erbakan Hocamızın buyurduğu gibi İsrail geldi sınırlarımıza dayandı. Ama atladığımız bir şey var. Mardin bir Gazze’dir. Şanlıurfa bir Gazze’dir. Gaziantep bir Gazze’dir. Kilis bir Gazze’dir. Hatay bir Gazze’dir. İsrail denen soysuz kavim sınır illerimizi dahi geçemez Allah’ın izniyle. Bugüne değin binlerce şehit verdik. Allah uğruna… Vatan uğruna… Binlercesini daha veririz gözümüzü kırpmadan… Al bende üç tane oğul var. Hanımla ben beş… Feda olsun!

 

Meselenin aslı

Osmanlı Devleti’ni yıkan Siyonist İttihat Terakki cemiyeti, ülkemiz insanlarına ümmetçiliği unutturarak, Türk milliyetçiliğini aşılamıştır. Türk milliyetçiliği düşüncesi; Sırplarından tut, Hicaz Araplarına kadar tüm kavimleri milliyetçilik düşüncesine sevk etmiştir. Her bir kavim, Türk milliyetçiliğine karşı kendi kavminin taraftarlığını yapmaya başlamış, Osmanlı bu şekilde darmadağın olmuştur.

Günümüzde Kürtlük üzerinden sürdürülen bu kavganın tam aksine, doğu illeri dindarlıklarından dolayı Osmanlı’ya sadık kalmayı tercih etmiştir. Kurtuluş Savaşı’nı tüm Anadolu ile birlikte göğüslemiş ve kâfirlerin aziz yurdumuzdan kovulmasında omuz omuza cihat etmişlerdir. Ancak ülkemizin kurucu kadrolarının başını çeken Siyonist çeteler Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan sonra da rahat durmamış, kadim kardeşliğimize nifak sokmak için Zilan ve Dersim katliamlarını gerçekleştirmişlerdir. Bu olaylardan sonra kardeşlik hukukumuzda derin yaralar açılmasına rağmen yine tamamen başarılı olamamışlardır. Ancak bu hadiseler günümüz Kürt milliyetçisi sosyalist Allahsız grupların en temel propaganda aracı konumundadır. Sonraki yıllar içerisinde de ısrarla pompalanan Türk milliyetçiliğinden dolayı doğu illerine ve insanlarına yapılmadık zulüm kalmamıştır.

Ne zamana kadar? Cennetmekân Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız İslami kimliği ile siyaset arenasına çıkana kadar… Meşhur Bingöl mitinginde kullandığı veciz ifadesiyle durumu özetlemek mümkündür. “Eğer siz Kürt’ün çocuğuna, Türk’üm, doğruyum, çalışkanım dedirtirseniz o da çıkar, Kürt’üm doğruyum, daha çalışkanım der!” Necmettin Erbakan Hocamızın kurduğu Millî Görüş hareketi ülkemizin her bir karışında üzeri örtülü olan iman tohumlarını yeşertti. Tüm etnik kimliklerin üzerine “La İlahe İllallah!” kaidesi ile birlikte beton döktü. Günümüzde her ne kadar durum eskiye nazaran daha iyi görünse de ırkçılık mikrobu hâlâ ülkemizi karıştırmaya devam ediyor.

PKK gibi DEM gibi oluşumların bu bölgeden karşılık bulmasının en temel sebebi, yukarıda anlatılan zulümler ve ilgisizliktir. Etkiye tepki meselesi… Kürt hakları savunuculuğu kisvesi ile kitleleri peşlerinden sürüklüyorlar. Ama bu, biz sözde Müslüman toplumların eksikliğidir. Eğer biz İslami hassasiyetlerimiz ile bu haksızlıkların üzerine gidebilseydik… Rasulullah’ın buyurduğu gibi ırkçılığı ayaklarımızın altına alabilseydik… Kürt’ün çocuğuna sosyalist Marksist değil de Müslümanlar yeterince el uzatabilseydi… Şehirlerine yeterince yatırım yapabilseydi… Eğitim merkezlerini geliştirebilseydi… Bu çocuklar, bu insanlar yıllarca kendilerinden tamamen uzak LGBT savunucusu ahlaksız tiplerin peşinden koşmazlardı!

Rica

Ülkemizin kuruluş yıllarından beri İslami hassasiyetlerimizden dolayı türlü sapkın ideolojinin saldırısına maruz kalan bir coğrafyada yaşıyoruz. Bir an önce ruhlarımızdaki İttihat Terakki’yi söküp atarak, bu bölgeye Müslümanca yatırımlar yapılmasını, ırkçılık yapanların Müslümanca toplumdan dışlanmasını ve Müslümanca selamlaşmayı arzu ediyoruz. Ama bu bazıları gibi sözde barış süreçlerinden bahsetmiyoruz. Evin gerçek sahipleri ile tanışmanızı, kaynaşmanızı rica ediyoruz. Ev sahibi Ahmedi Hani’dir. Ev sahibi Sezai Karakoç’tur. Ev sahibi Selahaddin Eyyubi’dir. Ev sahibi Müslüman Kürtlerdir. Diğerlerini kale almanıza gerek yoktur. Kürt = PKK değildir. Kürt = DEM değildir. Kürt = 2. sınıf insan hiç değildir. Bunun en büyük dayanağı, garantörü de Müslümanlar olmalıdır.

Hasılı

Allah için mücadelemiz doğuda da batıda da devam edecek Allah’ın izniyle… Amenna ve saddekna… Ancak üstad Karakoç’un dediği gibi… “Doğulu olarak ölmek istiyorum ben. Gömülmek istiyorum buraya hiç değişmeden!”