Gündem

Doğu Türkistan, yitirilmiş Endülüs gibi olacak

Doğu Türkistan, yitirilmiş Endülüs gibi olacak

Abone Ol

"Doğu Türkistan için "unutulmuş Filistin" deniliyor. Gerçekten de iki halk arasında müthiş bir benzerlik var. Uygurlar, İngilizlerin 1916‘da işgal edip Yahudilere teslim ettiği Filistinlilerin yaşadığı zulümleri yaşıyor. Eğer gerekli adımlar atılmazsa, Doğu Türkistan "Yitirilmiş Endülüs" gibi olacaktır!"

Uluslar arası İnsani Yardım Vakfı (İHH) tarafından düzenlenen "Hür Doğu Türkistan" Konferansı‘nın katılımcıları arasında yer alan Dr. Ekrem Hicazi ile Uygurların maruz kaldığı Çin zulmünü konuştuk.

Merkezi Kuveyt‘te bulunan Müslüman Aydınlar Konseyi‘nin kurucu üyesi olan Dr. Ekrem Hicazi, konferansın ilginç simalarından biriydi.

Zira Dr. Hicazi, Doğu Türkistan sorunu konusunda derinlemesine araştırma yapan en yetkin yabancı isimler arasında yer alıyor.

İslam dünyasının sorunlarıyla ilgili yaptığı araştırmalarla tanınan Dr. Ekrem Hicazi, Filistin asıllı bir Ürdün vatandaşı... Dolayısıyla, İsrail zulmünü çok iyi bilen biri... Bu yönüyle de Dr. Hicazi, Çin zulmüne maruz kalan Doğu Türkistanlıları çok iyi anlayan ve de hisseden bir aydın...

Konferansta "Soğuk Savaş ve 11 Eylül sonrası Doğu Türkistan-Çin tezleri ve politikalarına yönelik eleştirel bir araştırma" konulu sunum gerçekleştiren Dr. Ekrem Hicazi‘ye bu çerçevede sorular yönelttik. Ekrem Hicazi, sorularımıza çarpıcı cevaplar verdi. Moskova‘da düzenlenen bombalı saldırının ardından hiçbir ciddi soruşturma yapılmadan ve herhangi kanıt bulunmadan eylemleri Çeçen direnişçilerin düzenlediği yönündeki beyanatlar ve ardından yağdırılan tehditler Hicazi‘nin görüşlerini daha da anlamlı kıldı...

* 11 Eylül 2001‘te ABD‘de düzenlenen saldırılar sonrası oluşturulan "Bush doktrini" doğrultusunda "terörle mücadele" adı altında kamuoyuna sunulan politikaların Doğu Türkistan sorununa etkisi nasıl oldu?

11 Eylül saldırıları öncesi Çin,  Doğu Türkistanlılara yönelik olarak "ayrılıkçılar ve aşırılık yanlıları" ifadelerini kullanıyordu. Ancak 11 Eylül saldırılarından sonra söylemini değiştirdi ve Uygurlar için "terör ve terörist" ifadelerini kullanmaya başladı. Zira Çin yönetimi, 11 Eylül olaylarını kaçırılamayacak bir fırsat olarak değerlendirdi. Öyle ki; çok değil 11 Eylül olaylarından birkaç gün sonra ABD‘nin " Uluslar arası terörle mücadele" diye adlandırdığı kampanyaya katıldığını açıkladı. Ardından Doğu Türkistan‘da gerçekleştirilen gösterileri bile terörist eylemler olarak tanımladı. Daha da ileri giderek Uygurların bu eylemlerinin sadece Çin için değil tüm bölge için bir tehdit oluşturduğunu öne sürdü.

11 Eylül saldırılarını fırsat bilen Çin ayrıca, uluslar arası kampanyasına paralel olarak ceza kanunda değişiklik yaptı. Böylece Uygurlara karşı uyguladığı gayrı resmi ve hukuk dışı uygulamalarını yasalaştırmak istedi.

* Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) kurulduğunda böyle bir amaç üzerine kurulduğu açıklanmamıştı. Örgütün kuruluş hedefi; sınır anlaşmazlıklarını çözmek, sınır bölgelerinde gerilimi azaltmak şeklinde açıklanmıştı. Daha sonra farklı hedefler konuldu.  Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dikkat çektiğiniz gibi daha sonra Şanghay Beşlisi adeta Çin‘in iç hesaplarını gerçekleştiren, Çin politikalarına hizmet eden bir doluşuma dönüştü. Saldırılardan 27 gün sonra Çin ve Rusya konuyla ilgili toplanarak, " terörle işbirliği"ni (!) görüştü. 2002‘de ise bu işbirliği, " her düzeyde iç ve dış terörle mücadele" şekline büründü.

* Bu adımla Çin ne yapmak istedi?

Doğu Türkistan‘daki Uygurları bastırmak için bölgesel bir meşruiyet kazanmak istedi. Böylece Rusya‘da ve ŞİÖ‘nün üye ülkelerindeki yüz binlerce Uygur‘u takip etme, her türlü faaliyetini engelleme hakkını elde etti.

Bunun karşılığında Rusya da Çeçenistan konusunda Çin‘den destek aldı. Öyle mi?

Evet... Bunun üzerine Çin, Çeçenistan‘ın Rusya‘nın iç olduğu açıklamasını yaptı.

Sunumunuzda Çin‘in 11 Eylül‘ü bahane ederek çok sert yasalar çıkarttığından söz ettiniz. Ne gibi yasalar, onlar?

Çıkarılan yeni yasalara göre örneğin protesto gösterilerine katılmak bile idam cezasıyla sonuçlanabilir.

* 11 Eylül olaylarını bahane olarak sadece Çin kullanmadı...

Çin‘in yanı sıra Rusya, Hindistan, Pakistan ve bazı Orta Asya ülkeleri iç düşmanlarını bertaraf etmek için bu olayı kullandı ya da kullanmaya çalıştı.

Doğu Türkistan, yitirilmiş Endülüs gibi olacak

* Konuşmanızda Doğu Türkistan-Filistin benzetmesi yapmıştınız...

Bu benzetmeyi çok sayıda yazar ve araştırmacı yaptı. Onlar, Doğu Türkistan için "unutulmuş Filistin" ifadesini kullandılar. Gerçekten de iki halk arasında müthiş bir benzerlik var. Uygurlar, tıpkı İngilizlerin 1916‘da işgal edip Yahudilere teslim ettiği Filistinlilerin yaşadığı zulümleri yaşamaktadır. Hatta daha fazlasını...  Eğer gerekli adımlar atılmazsa, Doğu Türkistan " Yitirilmiş Endülüs" gibi olacak, Filistin‘den çok daha kötü bir durumla karşı karşıya gelecektir.

Uygurlar şanlı bir mücadele veriyor

* Tüm bu olumsuz şartlara rağmen Uygurların verdiği mücadeleyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Uygurların mücadelesi; dünyanın en acımasız sömürgeci güçlerinden biri olan ve kendilerini yok etmek için her türlü fırsatı kullanmaya çalışan Çin‘e karşı tek başına verilen şanlı bir mücadeledir. Uygurlar, dünya üzerinde ender görülecek bir mücadele sergilemektedir. Bu halk, dün ve bugün kabul etmedikleri gibi görünen o ki; yarın da Çin‘in işgal ve dayatmaları karşısında pes etmeyecektir. Çin‘in dinle savaşarak, bu bölgenin kimliğini yok etme savaşı da başarısızlığa uğrayacaktır. Zira Uygurlar, sağlam bir İslami mirasa ve köklü bir medeniyete sahip bir halktır.

* Çin‘in Doğu Türkistan konusunda bu denli acımasız oluşunun kaynağı nedir, sizce?

Doğu Türkistan Çin için birçok yönden çok önemlidir. Öncelikle, sahip olduğu yeraltı ve yerüstü zenginlikleri dolayısıyla Doğu Türkistan, Çin için çok önemlidir. Nükleer deneme alanı oluşuyla da Doğu Türkistan, Çin için önemlidir. Kendisine yönelik bir saldırıya karşı tampon bölge oluşturması açısından da Doğu Türkistan, Çin için önemlidir. Çin‘deki kalabalık nüfus yoğunluğu dolayısıyla km başına 160 kişi düşerken, Doğu Türkistan‘da km başına 5 kişi düşmektedir. Dolayısıyla kalabalık nüfusunu yerleştirecek bir alan olması bakımından da Doğu Türkistan, Çin‘in iştahını kabartmaktadır.

* Doğu Türkistan‘ın bağımsızlığı konusunda nasıl bir öngörünüz var?

Çin‘in izlediği politikalara ve mevcut koşullara baktığımızda maalesef bağımsızlık ihtimali oldukça zayıf görünüyor.

* Doğu Türkistan‘ın Türk yurdu olmadığı yönünde Pekin tarafından öne sürülen iddialar konusunda neler söyleyeceksiniz? Arap tarihçileri bu bölgeden nasıl söz ediyorlar?

Elbette ki Doğu Türkistan ve Türk yurdu olarak söz etmektedirler. Tarih kitaplarında bu şekilde geçmektedir.