Doğu Türkistan‘da yaşananların tamamen kendisine has olaylar mı olduğu yoksa başka hesapların uzantısı mı olduğu hususunda epey kalem oynatıldı. Çin‘in uyguladığı karartma dolayısıyla tam olarak ne olduğunu bilmemenin verdiği sıkıntının yanında, oradaki masum insanların, mahiyetini bile bilmedikleri birşeyler için sıkıntı çekiyor olabilmeleri ihtimali de epey can sıkıcı. Mustafa Özcan Vakit‘deki ‘Uygurlar, devletler oyununun kurbanı mı?‘ başlıklı yazısında, Murat Yetkin‘den ve Enis Berberoğlu‘ndan yaptığı alıntılarla konuyu masaya yatırmış:

" (...) Türkmenler bir taraftan Rusya‘ya petrol ve doğal gaz verirken Rusların düşen fiyatlar karşısında tekel olmakta zorlanmasıyla Nabucco‘ya da açılmışlardır. Bu Türkiye‘nin yaranına olmuştur. Sadece bununla da kalmamışlar ve bir boru hattını da Çin‘e uzatmak istemişlerdir.

İşte Murat Yetkin, Urumçi ve Doğu Türkeli‘deki gelişmeleri buna bağlamaktadır. Bu hususta şunları yazıyor :" 11 Haziran‘da ABD Enerji yetkilileri ve Exxon ile Chevron şirketi yetkilileri Aşkabad‘ta Türkmenlerle (Nabucco dahil) stratejik görüşmeleri yaptılar.

(...)ABD ile Rusya bu çekişme içindeyken, aynı 24 Haziran günü Berdimuhammedov, Aşkabat‘ta Çin Başbakan Yardımcısı Li Keqiang ile bir doğalgaz boru hattı anlaşması üzerinde anlaştıklarını açıklayıverdi. Anlaşma ile Türkmenistan 30 yıl boyunca Çin‘e yılda 10 milyardan başlayıp 40 milyar metreküpe çıkacak kadar gaz sağlayacaktı. En kilit unsurlardan birisi, Çin‘in bu anlaşmayla Türkmenistan‘a 1 milyar doları Berdimuhammedov‘un şahsına tahsis edilmek üzere 4 milyar dolarlık kredi vermiş olmasıydı. Türkmen gazını Çin‘e taşıyacak boru hattı ise, Çin‘in batısındaki Uygur özerk bölgesinden, bölgenin başkenti Urumçi yakınlarından geçecekti. Urumçi‘deki ilk olaylar 30 Haziran‘da patlak verdi. 3 Temmuz‘da Gül, Obama ziyareti öncesi Medvedev‘i, 5 Temmuz‘da da Obama‘yı aradı, ‘Kafkasları görüştüler‘. 6 Temmuz‘da Moskova‘daki Obama-Medvedev görüşmesi sırasında Uygur bölgesinde olaylar zirveye tırmandı, sıkıyönetim ilan edildi. Erdoğan, 9 Haziran‘da İtalya‘da Uygur Türklerinin laik lideri, yeni Asena Rabia‘ya Türk vizesi verileceğini açıkladı.

(...) Uygur olaylarını komplo üzerinden yorumlayan bir başka isim de Enis Berberoğlu idi. (...) Berbeberoğlu‘nun tezi de şu :"...ABD, tarihinin en ciddi ekonomik krizini yaşıyor.İflasları, işsizliği önlemek için durmadan para basıyor.Amerikan para biriminin değer kaybı kaçınılmaz görülüyor. Ama işe bakın ki, ABD Doları dünyanın rezerv para birimi. Merkez Bankaları kasalarının üçte ikisi dolarla dolu. Son günlerde, "Dolar rezerv para olmasın" diyenler çoğaldı. Dolar rezervi en yüksek ülke kim biliyor musunuz? Çin. 1.3 trilyon dolardan fazla rezervi olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca Çin, ABD tahvili satın alarak faizi düşük tutuyor. Karşılığında Çin, ABD‘ye ucuz mal satarak istihdam sağlıyor. Çin geçen ay Rusya ile buluştu, yeni rezerv parayı tartıştı. Zirvede yeni paranın adı bile konuldu: "Şio". Dün başlayan G-8‘de doların tahtının sarsılması işten değildi. Ama Sincan‘da olaylar patladı, Çin‘in karizması çizildi. G-8‘e hareketinden önce Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı açıklama yaptı. "Dolar uzun yıllar ana rezerv para birimi olacak" dedi. Hiçbir hayat milyarlarca dolarla bile ölçülmez. Ancak bu dünyada, para için çok cinayet işlenir..."

Acaba ?"

(Mustafa Özcan  / VAKİT)

Muhabir: Haber Merkezi