Fikret Ertan Zaman‘daki ‘Doğu Türkistan‘ın önemi...‘ yazısında, Doğu Türkistan‘ın özellikle son 15 yıl içerisinde ciddi bir şekilde stratejik önem kazandığına vurgu yapıyor:
"(...) Batısı Çin, doğusu Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan (Vakhan Koridoru) kuzeyi Moğolistan ve Rusya, güneyi Pakistan ve Hindistan ile çevrili Doğu Türkistan bu saydığım ülkelerle ortak sınırlara sahip. Pakistan-Hindistan bağlamında Keşmir‘de hem Pakistan kontrolü altındaki Azat Keşmir ve hem de Hindistan kontrolü altındaki Keşmir‘in öteki kesimiyle de ortak sınırları var. Ayrıca 1950 yılından bu yana Çin işgali altında bulunan Tibet ile de sınırdaş.
Çin‘in toplam yüzölçümünün altıda biri kadar çok geniş bir coğrafi alana sahip Doğu Türkistan tabii kaynaklar bakımından da son derece zengin. Özellikle petrol, doğalgaz, kıymetli madenler (150 civarında maden çeşidi olduğu söyleniyor) ve kömür bakımından bu bölge son yıllarda Çin‘i besleyen çok önemli bir kaynak olarak da ortaya çıkmış bulunuyor. Bu bağlamda mesela Çin Milli Petrol Şirketi‘ne (CNPC) göre, bölge bugün 17,4 trilyon metreküp ispatlanmış doğalgaz rezervlerine sahip. Ham petrol bakımından, yine bazı Çin kaynaklarına göre bölge, Çin‘in toplam ham petrol rezervlerinin yüzde 25‘ini barındırıyor. Bugünkü ham petrol üretimi bakımından ise bölge, Çin‘in toplam üretiminin yaklaşık yedide birini gerçekleştiriyor. Kömürde de bölge hatırı sayılır rezervlere sahip. Söylenenlere göre, bölgede Çin‘in toplam kömür rezervlerinin beşte ikisi mevcut.
Esasen Çin son 15 yıldır çeşitli politikalarla bölge kaynaklarını geliştirmeye çalışıyor. Madencilikten yeni yol inşaatlarına, yeni boru hatlarından nüfus dengesini bilinçli olarak değiştirmeye kadar pek çok politika uyguluyor.(...)"
(Fikret Ertan / ZAMAN )