Doğruyu söylemek yetmiyor, doğru adımlar atmak gerekiyor

Abone Ol

ÜLKEMİZİN ana sorununu, problemleri bilmemek değil, bilindiği halde doğru adımların atılmayışı/atılamayışı oluşturuyor. Bu durum ülke yönetiminde olduğu gibi ferdi davranışlarımızda da geçerli. İnsanlar doğruyu bildikleri halde doğru istikametinde değil, canlarının istediği istikamette hareket edince işler bir türlü rayına girmiyor. Ferdi yanlışlar, yani doğruyu bilip de doğru adım atmamak kişisel sorumlulukları ve zararları gündeme getirir ama ülkeyi yönetme durumunda olanların doğruları söyleyip yanlış adımlar atması özellikle dış politikada yanlış uygulamalara imza atmaları ülkemizi her geçen gün biraz daha sıkıntıya sokuyor.

Söylediklerimizi biraz açacak olursak, iki açıklama ve iki haber başlığını aktarmakta yarar var. İlk açıklama TBMM eski Başkanı ve AK Parti Ankara milletvekili adayı Cemil Çiçek’e ait. Çiçek Suriye’de süren savaşa ilişkin görüşlerini açıklarken, “O bölgede ciddi bir kaos yaşanıyor. Rusya tası tarağı topladı Suriye’ye yerleşti. ABD zaten havadan bombalıyor, yukarıdan Noel Baba gibi paketler atıyor” diyor. Söylenen elbette doğru ve Suriye’de 5 yıldır yaşananların ana müsebbibi ABD. Bunun yanında bölgedeki terör örgütlerini eğitimden silahlandırmaya kadar destekleyenin de ABD olduğunu bilmeyen kalmadı.

Cemil Çiçek’in bu tespitini doğrulayan bir başka açıklama da Bayırbucak Türkmen bölgesi komutanlarından Ahmet Arnavut’tan geliyor. Ahmet Arnavut açıklamasında, PYD’ye Kobani’deki çatışmalarda IŞİD için yapılan silah yardımlarının IŞİD’e karşı kullanılmadığını, PYD’nin bu silahlarla muhaliflere karşı saldırdığını söylüyor. Olayların içindeki bir kişinin bu değerlendirmesi sanıyorum Suriye’de yaşananları izah etmeye yetecektir. Bu noktada Türkmen Cephesi Komutanı’nın söylediklerinin doğru olduğunu bilip tasdik ettiğimize göre Türkiye olarak bu konuda ne yaptığımızın değerlendirilmesi gerekiyor. Cemil Çiçek’in ifadesiyle ABD Noel Baba gibi havadan paketler attığına göre Türkiye’nin ABD ile aynı safta oluşunun sebebini birilerinin izah etmesi gerekir. Yani, Suriye’de yaşanları doğru tespit etmiş olmak, Türkiye’nin bu konuda doğru yerde ve zamanda bulunduğunu göstermiyor.

İkinci husus ise AB ile ilişkilerimiz konusunda yaşanan çelişkilerdir. AB Bakanı Prof. Dr. Beril Dedeoğlu bir gazeteye yaptığı açıklamada şunları söylüyor:

“Türkiye ile AB arasında yaklaşık beş yıldır bir durgunluk dönemi olduğu aşikâr. Türkiye müzakerelere başladığı anda Avrupa Birliği frene basıyor. Türkiye’nin üyeliğine itiraz eden Sarkozy, Merkel gibi isimler iktidara gelince bu frene daha kolay basıldı.” Bu sözlere bir itirazımız olamaz. Yaşananların ifadesi ama bu doğru tespitleri yaptıktan sonra mülteci sorunu için Ankara’ya gelen Merkel ile AB üyelik sürecinin müzakere konusu edilmesi bir çelişki değil mi Merkel bir kez olsun yarım ağızla bile Türkiye’nin AB üyeliğine ‘evet’ demiş değil. Kısacası, doğruları görmek kadar doğru yönde hareket etmek, politikalar geliştirmek gerekiyor. Bu yapılmadığı/yapılamadığı sürece bir takım doğru sözlerle toplumu oyalamak samimi bir davranış olamaz. Kaldı ki, Sayın Bakan’ın Türkiye ile AB arasında yaklaşık beş yıldır durgunluk yaşandığı ifadesi de tam doğru değil. Türkiye 50 yıldan beri AB kapısında bekletiliyor. Böyle olunca Türkiye olarak AB kapısında beklemekten vazgeçmek gerektiğini gündeme almamız gerekmez mi Doğru tespitin sonucu kapıda beklemek değil, kapıyı yüzlerine kapatmak olmaz mı