Doğru iş yapın; sizi alkışlayalım

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm!

HÜKÛMET 2016 yılında “Paris İklim Anlaşması’nı imzaladı. AKP Genel Başkanı Erdoğan, 11 Mart 2019’da yaptığı açıklamada, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” söylemiyle, Türkiye Cumhuriyeti özelinde konuşmalar yaptı. G20 ülkelerinin 18. Liderler Zirvesi 9-10 Ekim 2023’te Hindistan’ın Delhi şehrinde yapıldı. Paris İklim Anlaşması en geniş anlamda ilk defa bu toplantıda konuşuldu. Toplantıda işlenen “Tek Dünya, Tek Aile, Tek Gelecek” teması “iklim”in “küresel plan” olduğunu gösteriyordu.

İktidar, imzaladığı Paris İklim Anlaşması’nın TBMM’de onaylanması için, konuyu geçtiğimiz hafta Meclis’e getirdi. Fakat ortada kafa karıştıran pek çok endişe vardı. Hükûmet küresel Paris İklim Anlaşması’nın neler getirip götüreceği konusunda kamuoyuna “bilgilendirme” yapmamıştı. Yoksa, bazı torba yasalarda olduğu gibi, milletvekilleri yasanın içeriğini bile bilmeden konu oldubittiye mi getirilecekti! Teklifin TBMM’ye sunulması, endişeleri daha da artırdı.

Mart ayında “iklim” üzerindeki görüşlerini açıklayan Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, “İklimin küresel sömürgeciliğin aracı haline getirilmek istendiğini” belirterek, “İklim Düzenlemesi”nin anayasanın pek çok maddesine aykırılık içerdiğini”; “Türkiye’nin üretim özgürlüğünü kısıtladığını, milletimizin sağlığını dikkate almadığını” anlattı.

Getirilmek istenen yasanın Tarım ve Orman Bakanlığı komisyonunda konuşulmadığını söyleyenler oldu. Bu süreçte Saadet Partisi milletvekilleri İklim Kanunu teklifine “ret” oyu vereceklerini açıkladılar. İlk günlerde yasanın 4 maddesi kabul edildi. Don olaylarının da etkisiyle haklı tepkileri gören hükûmet, yasa teklifini TBMM’den çekmek zorunda kaldı.

TBMM’DE SAADET VAR

PARİS İklim Yasası’nı daha çok Avrupa’nın önde gelen ülkeleri benimsiyor. ABD ve Çin “ticarî” gerekçelerle anlaşmadan uzak duruyor. Türkiye kamuoyunda, İklim Yasası ifsat projesidir. Dünya nüfusunu azaltmayı ve tüm inançları yok etmeyi amaçlıyor. İnsanlığı tam kontrol altına almak, köleleştirmek istiyorlar, türünden görüşler seslendirildi.

Saadet Partisi’nin İklim Yasası’na “kararlı” tepkisi, “Meclis’te Saadet Partisi var” söylemini güçlendirdi. Erbakan Hoca’nın deyimiyle, “hayra motor, şerre fren” olmayı sürdürdükleri görüldü. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Kayseri İl Kongresi’nde etkili söylem ve delillerle Paris İklim Anlaşması’nı reddetti.

Sayın Arıkan, dünyayı en çok kirletenlerin, şimdi temiz çevreden dem vurarak “çevreci” kesilmeleri “en büyük kirlilik”tir, görüşünü savundu. “Türkiye’yi emperyalist çevrelere teslim etmeyeceklerini” vurgulayarak çözümler sundu: “Çevre, bize Allah’ın emanetidir. Onu muhafaza edeceğiz. Ama üreteceğiz; daha çok üreteceğiz. Bu oyunu bozacağız.”

Saadet lideri, İklim Yasası’nın iklimle, doğayla, çevreyle bir ilgisinin bulunmadığını söyleyerek, emperyalistlerin gerçek amacını açıkladı: “Bu yasa iklim düzenlemesi için değil, piyasa düzenlemesi için dayatılmaktadır. Asıl amaç; çevreyi, doğayı korumak değil; küresel şirketlerin, sanayileşmiş devletlerin menfaatini korumaktır.”

Sayın Arıkan, sömürgecilerin Gazze’de çocuklara karşı fosfor bombası kullandıklarını hatırlattı. Binlerce çocuğun ölümüne neden olanların karbondan söz etmesinin “tam bir ikiyüzlülük” olduğunu anlattı. Sanki “iklim” bahane edilerek tuzaklar kuruluyordu.

TABİÎLİĞİ BOZMAYIN!

İKLİM Yasası sürecinde oldukça “uyarıcı” görev yapan kardeşlerimiz oldu. Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, “Buna ‘İklim Kanunu’ demek doğru değildir. Olsa olsa bir ‘ticaret kanunu’dur” diyerek şunları hatırlattı: “Doğaya olan duyarlılığı ticarîleştirdiği için büyük zararlar verecektir. Her açıdan dünyayı tehdit etmektedir. Küresel ağababalar düzenlerinin bozulmaması için İklim Kanunu’na sarılıyorlar.”

Araştırmacı yazar Sema Maraşlı da, İklim Yasası’nın tehlikesini hatırlattı: “İklim Kanunu geçerse Kurban Bayramı’nı unutun; çünkü et tüketimine izin verilmeyecektir.” Bu küresel projenin bilimsellikten uzaklığını delilleriyle özetledi: “Son özgür düşünen nesiliz. İnsanlar özgür düşünemeyecek; evlerinden çıkamayacaklar.” (TV5, Buluşma Noktası)

Ülkeler hukuken uluslararası sözleşmelerden ayrılabilir. Pratikte bu iş o kadar zor ki! Anlaşma gereği başka ülkelerle yol yürümeye başlıyorsunuz! Birtakım sorumluluklar oluşuyor. O alanda iç içe girmiş oluyorsunuz! Meselâ, ülkesinin zarar görmesi sonucu BM, NATO, AB gibi birlikteliklerden çekilen kaç ülke var? İşi önceden sıkı tutmalı; pişman olacağımız oluşumlardan uzak durmalıyız.

Abdurrahman Dilipak, İklim Yasası’nın ortaya çıkaracağı tehlikeyi şöyle özetledi: “İklim Yasası, İstanbul Sözleşmesi’nden 100 kat daha tehlikelidir.” Şimdilik bu tehlike atlatılmış görünüyor. Ne olur, sömürgecilere karşı her an uyanık olalım. Bu yüzden, uyarılar sonrası İklim Yasası teklifini Meclis Genel Kurulu’ndan geri çeken AK Parti Meclis Grubu’na teşekkür ediyorum. Hep böyle yapın ki, sizi alkışlayalım!