Dediler ki: Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadığını biliyorsun. Ve sen bizim ne istediğimizi elbette bilirsin.
Lût: Keşke benim size karşı koyacak bir gücüm olsaydı veya güçlü bir kaleye sığınabilseydim! dedi.
Melekler dediler ki: Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir kısmında ailenle yola çıkıp yürü. Karından başka sizden hiçbiri geride kalmasın. Çünkü onlara gelecek olan azap şüphesiz ona da isabet edecektir. Onlara vaadolunan helak zamanı, sabah vaktidir. Sabah yakın değil mi
Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık.
O taşlar: Rabbin katında işaretlenerek yağdırılmıştır. Onlar zalimlerden uzak değildir.
Hicr süresi 73-77 âyeti kerimelerinde azab hakkında izahat vardır:
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı. Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Lût kavmi, homoseksüellik gibi kötü bir günahı işledikleri için ALLAH Teâla, onlara önce korkunç bir ses duyurmuş, sonra memleketlerinin altını üstüne getirmiş, daha sonra da üzerlerine taş yağdırmıştır ki, bir milletin yok olup tarih sahnesinden silinmesi için bundan daha şiddetli felaket olamaz.
İşte bunda ibret alanlar için işaretler vardır. Onlar hâlâ gözler önünde duran bir yol üzerindedirler. Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardır.
Lût kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladı. Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: ALLAH Teâlâ ya karşı gelmekten sakınmaz mısınız Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık ALLAH Teâlâ ya karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir. Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz Doğrusu siz sınırı aşmış, sapık bir kavimsiniz! Onlar şöyle dediler: Ey Lût! Bu davadan vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmişlerden olacaksın! Lût: Doğrusu, dedi, ben sizin bu işinizden tiksinmekteyim! Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapageldiklerinin vebalinden kurtar. Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık. Ancak bir kocakarı olan Lut un karısı müstesna. O, geride kalanlardan oldu. Sonra diğerlerini helâk ettik. Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Uyarılanların, fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne de kötü! Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler. Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Lût un kavmi de uyarıcı peygamberi yalanladı. Biz de üstlerine taş yağdıran bir fırtına gönderdik. Ancak Lût ailesi müstesna, katımızdan bir nimet olarak onları seher vaktinde kurtardık. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.
Andolsun ki, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu tehditleri kuşkuyla karşıladılar.
Onlar Lût un misafirlerine karşı kötülük yapmayı planlamışlardı. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik. Haydi! azâbımı ve uyarılarımı tadın, dedik.
Hz.Lût (A.S.)ın kavmi genç erkekler suretinde Hz.Lût (A.S.)a gelen meleklere tecâvüze kalkışmışlardı.
Bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı. İşte azabımı ve uyarılarımı tadın! denildi.
Andolsun biz Kur ân-ı Kerîm i, öğüt almak için kolaylaştırdık. O halde düşünüp ibret alan yok mu Çünkü:
Ey insanlar! Elbette siz de sabah ve akşam onlara uğruyorsunuz. Hâlâ akıllanmayacak mısınız âyet-i kerimelerinde buyrulmaktadır.