Diyarbakır: Sıcacık ruh -3-

Abone Ol

 İki ayrı Diyarbakır var. İki ayrı ruhun çatışması yaşanıyor. İki ayrı öz ve iki ayrı bakış. Bunların; sağ sol, Kürt Türk, laik anti laik olması fark etmiyor. İslâm medeniyeti ile karşıtlarının çatışmasıdır yaşanan. Veya İslâm a karşı verilen mücadeleler isim ve kılık değiştiriyor. İslâm dan uzaklaştırılmak ve ruhundan koparılmak, sekülerleştirmek, milliyetçi dalgalarla böldürülmek isteniyor. Kavga İslâm iledir.

Mimar Sinan kimdir, Diyarbakır da ne işi var Neden Diyarbakır a cami inşa etmiş. Neden bir coğrafyayı tarayarak her bir kültür merkezine camiler, köprüler, kervansaraylar, çeşmeler, imaretler yapmış. Mimar Sinan hangi ırktandır, hangi milleti temsil ediyor İslâm medeniyetine ait eserleri çekip çıkarsak Diyarbakır dan geriye ne ve kim kalır

Millet kavramının içerdiği anlam nedir Medeniyet coğrafyamızda kültür havzalarımızda derinleştirilen uçurumlar başını alıp gidiyor, onulmaz süreçler açıyor. O bölgenin insanı olmama karşın konferansımda neler anlatacağımı belleğimde evirip çevirirken, konuşmam sırasında, o bölge insanının psikolojisi, altında bulunduğu etki, ister istemez beni tedirgin etti. Konuşacaklarımı belleğimde oluştururken yoğun bir gerilim yaşamadım değil. Dedem ilim feyzini bu beldede almış. Ben, bu bölgenin insanıyım. Irk ve milliyetçilik kavramlarının çok uzağındayım.

İslâm milletinden olanların da aynı ruhu temsil etttiğini, etmesi gerektiğini anlatıp duruyoruz. Zor bir zamandan ve bir dönemden geçiyoruz. Yukarıdan inen cisim giderek hızlanıyor. Asıl sarsıntılar bundan sonradır.

Aynı coğrafyanın, kültürün ve aynı milletin insanlarının arasına gerdirilen soyut perdelerin ne gibi sonuçlar doğurduğunu görmek için Diyarbakır dan geçmek gerek.

Diyarbakır da Sultan Alp Aslan dan bahsetmek!... Ya da konuşmalarınızın arasında Türk ifadesini geçirmek... Ne garip, ne tuhaf bir durum. Benzer sorun Batı kentleri için de geçerli. Bir Kürt ten ya da Selahaddin Eyyubi den söz etmek. Aynı milleti temsil eden ve aynı ruhu taşıyan bu iki büyük kumandanın, sultanın, öncünün adlarının bir arada anılamaması açmazı. Neyse ki medeniyet düşüncemizin öncüleri ve bu doğrultunun izleği devam ediyor ve bir biçimde ana damardan, ana kaynaktan beslenmeler sürüyor.

Selahaddin Eyyubi Kürt ırkından bir İslâm kahramanıdır. Alp Arslan Türk ırkından bir İslâm kahramanıdır. Her ikisi de halifeye bağlı, birbirine yakın zamanda yaşamış Selçuklu dönemi sultanlarıdır. Selahaddin Mısır ve Kudüs ü feth etmiş, bu fetihten sonra geçen yüzyılın ortalarına kadar Kudüs Müslümanların elinde kalmış. Alp Arslan Anadolu nun fethinin en önemli adımını atmış. Anadolu nun İslâmlaşmasını sağlamış. Selahaddin, Bir Türk kumandan olan Nureddin Zengi nin yanında yetişmiş. Mısır ın fethinde etrafındakilerin pohpohlamasıyla bir ara bağımsızlığını ilân ederek Sultan Nureddin Zengi den kopmaya yeltenmiş, babası oğlunu azarlayarak evlatlıktan reddeceğini ve hakkını helâl etmeyeceğini söyleyince vazgeçmiş. Ondan sonra bağlığa devam etmiş. Tâ ki Nureddin Zengi ölünce Sultan olmuş, Allah ona Kudüs ün fethini nasip kılmış. Alp Arslan Halep şehrini kuşatmış, surlarında gedik açmış, tam ele geçirecekken vazgeçmiş, Mahmut a Halifeye bağlılık yemini ettirmiş, bir kısım askerini orada bırakarak Diyarbakır a gelmiş. Diyarbakır ın muhteşem surları önünde, atından inmiş, ellerini surların taşların, sonra da göğsüne vurmuş. Azerbaycan yönüne giderken Romen Diyojen in İslâm topraklarını ele geçirmek üzere yola çıktığını haber alınca, taktik gereği geri çekilmiş, askerlerin toparlamış. Yanında fazla bir asker yok. Diyarbakır yöresindeki Kürtlerden 10 bin asker ona katılmış. Malazgirt te Bizans askerlerinin karşısında 50 bin dolayında Müslüman asker var. Alp Arslan halifeye bağlı ve sâdık. Halifenin ve Müslümanların duasıyla, gayretiyle, katkısıyla zafer kazanılmış. Bir savaş yazısı yazmak değildir amacımız.

Bir açmaz yaşanıyor, milletimiz parçalara bölünmüş. Birbirine düşman kesilmiş.

Bu  açmazlar ve kriz son 200 yılın ürünü. Semitik ruhlu milliyetçilik akımlarının milletimizi ırklara bölünmesi ve bu milletin insanlarının birbirine düşman olması asla akla gelmez ve düşünülemezdi. Bu olgular gözden ırak tutulmamalı.