Diyarbakır: Bir diyarı İslam

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün sahibi,

dünya ve ahiret saadetimiz için İslam ı bir nizam olarak gönderen, Allah

(c.c) a hamd, muallimimiz, liderimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa

(s.a.v) ya, âline ve ashabına salât ve selam ederiz.

Ümmül Kura Şehirlerin anası, Mekke-i Mükerreme,

kıblemiz KÂBE nin, Kudüs ilk kıblemiz MESCİD-İ AKSA nın bulunduğu şehirdir. Bu

iki şehir Kuranda birlikte anılmaktadır. Rabbimiz buyuruyor: Bir gece,

kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i

Haram dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa ya götüren Allah noksan

sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir. (isra: 1)

Medine-i Münevvere Peygamberimizin hakkı hâkim kılmak

için hicret ettiği, mescidinin ve kabrinin bulunduğu bir şehirdir.  Bu üç şehri Müslümanlar, bütün şehirlerin

önünde tutarlar ve mübarek mekânlar olarak görürler. Bu şehirleri hiçbir şehre

değişmezler. Bu şehirler Müslümanların haremi sayılmış şehirlerdir. 

Allah (c.c) bize Mescid-i Aksa yı, çevresi mübarek

kılınan bir şehir olarak tanıtmaktadır. Mübarek kılınan çevre neresidir

Peygamberimiz Şam bölgesini emin belde olarak ilan etmiştir. Zeyd İbni Sabit

(r.a) anlatıyor: Bir gün Resulüllah (s.a.v) in yanında idik. Parçalar üzerinde

Kur ân (ayetlerini) tanzim ediyorduk. Peygamberimiz: Şam a ne mutlu!

buyurdular. Ben: Bu mutluluk nereden geliyor ey Allah ın Resulü diye sordum.

Çünkü (Rahman ın) melekleri onun üzerine kanatlarını geriyorlar! buyurdular.

(Tirmizi)

Şam bölgesi ve mücavir alanlarına baktığımız zaman

ülkemiz sınırları içersinde bulunan Hatay, Gaziantep, Kilis, Urfa, Diyarbakır

illerinin içinde bulunduğu bölgeyi Şam bölgesinin içinde veya mücavir alanı

olarak görmemiz mümkündür.

İstanbul şehri İslam coğrafyasının önemli gördüğü savunma

hatlarından birisidir. Çünkü Peygamberimiz Mekke den Medine ye hicret ettikten

sonra İstanbul da metfun bulunan Ebu Eyyüb El Ensari hazretlerinin evinde

misafir olmuş ve bu evde iken İslam devletini kurmuştur. Peygamberimiz bu

şehrin Müslümanlar tarafından mutlaka fethedileceğinin müjdesini vermiş ve

müjdeye İstanbul u fetheden Fatih ve askerleri nail olmuştur.

Müslümanların İslami tebligatta ve fetih çalışmalarında

çizdikleri hatlardan birisi ve belki de en önemlisi Mekke, Medine, Kudüs, Şam,

Diyarbakır ve İstanbul hattının olduğunu görmekteyiz.

Diyarbakır; İslam varlığının Ortadoğu da ve Anadolu

topraklarında devam etmesi bakımından önemli savunma noktalarından birisidir.

Bundandır ki Diyarbakır, BOP u hayata geçirmek isteyen Irkçı Emperyalizm ve

İşbirlikçileri tarafında kontrol edilmesi gereken önemli şehirler arasına

alınmıştır. Bunun için bu her şeyiyle bir İslam şehri olan bu ilimiz,

Türkiye yi bölme çalışmalarının merkezi haline getirilmek istenmiştir.

İnancımız odur ki dün bu başarılamamıştır, Allah ın inayetiyle bugün de

başarılamayacaktır.

DİYARBAKIR IN İSLAM GEÇMİŞİ

20 Mart 2013 Çarşamba günü ÖĞ-DER Şuurlu Öğretmenler

Derneği Diyarbakır Şubesi nin düzenlediği Uluslararası Eğitim Konferansı na

katılmak üzere bu şehre gittim. Yaklaşık on gün önce yine ÖĞ-DER ın başka bir

çalışması sebebiyle bu şehri ziyaret etmiştim. Her şeyden önce bu şehrin

televizyon ve basın yayın kuruluşlarının zihinlerde uyandırdığı imajı ile,

bizzat gidip kendinizin müşahede ettiği Diyarbakır gerçeği arasında gece ile

gündüz arasındaki fark kadar fark vardır. Televizyon ve diğer işbirlikçi medya

kuruluşlarının oluşturmayı başardıkları bu imajdan Diyarbakır halkı

rahatsızdır.

Hepimiz Âdem (a.s) ın çocuklarıyız. Âdem (a.s) ise Allah

(c.c) tarafından topraktan yaratılmıştır. Bizler Âdem in çocukları olarak,

Allah tarafından kendisine bildirilen ve Onun da bize tebliğ ettiği İslam

dininin itikat ve uygulama esaslarına bağlanma görevinden başka bir işimizin

olmadığını bilmek zorundayız. Bu bağlanma işine TAKVA denmektedir. Rabbimiz

buyuruyor. Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve

birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki

Allah yanında en değerli olanınız, O ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah

bilendir, her şeyden haberdardır. (Hucurat: 13) Aramızda ki üstünlük Takva

iledir. Peygamberimiz veda hutbesinde şöyle buyurmuşlardır: Ey insanlar!  Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz

Adem in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap

olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah

üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak

takvada, Allah tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahî bir

köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah ın kitabi ile idare ederse,

onu dinleyiniz ve itaat ediniz.  Kimse

kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da

babasının suçu üzerine  suçlanamaz.

Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız: Allah a hiçbir şeyi

ortak koşmayacaksınız. Allah ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere

öldürmeyeceksiniz.  Zina etmeyeceksiniz.

Hırsızlık yapmayacaksınız. Bu esaslara tabi olduğumuz müddetçe aramızda

kardeşlik ve barıştan başka ne hâkim olabilir ki.

Diyarbakır Mekke nin fethinden 9 yıl sonra Hz. Ömer in

(r.a) hilafeti döneminde İyaz bin Ganem komutasında, içinde Halid bin Velid in

de bulunduğu 8 bin kişilik İslam ordusu tarafından 639 yılında fethedilmiştir.

Ordunun içerisinde binin üzerinde sahabeden oluşan bir birlik de bulunmakta

idi. Diyarbakır kuşatması beş ay kadar sürmüştür. İyaz bin Ganem,

Mardinkapı yı; Said bin Zeyd, Urfa Kapı yı; Muaz bin Cebel, Dağ Kapı yı; Halid

bin Velid, Yenikapı yı tutmuştur. Fetih sırasında toplam 41 sahabenin şehid

olduğu rivayet edilmektedir.

Bu kentin ilk valiliğini yapan ise sahabeden Sultan Sa sa

hazretleri olmuştur. Fetih sorası kente 500 den fazla sahabe, tebliğci olarak

yerleştirilmiştir. Bu sahabeler burada iskân etmişler şehrin en mübarek

sakinleri olarak yaşamışlardır. Bu fetihten sonra Diyarbakır hep İslam şehri

olarak varlığını günümüze kadar sürdürmüştür. Ayrıca Diyarbakır birçok

peygamberin yaşadığı yer olarak da bilinmektedir. Bütün peygamberlerin İslam ı

tebliğ ettikleri dikkate alındığında burası tarihin her döneminde İslam ın

hâkim olduğu bir şehir olmuştur. Diyarbakır ın manevi sembolü olan Ulu

Cami nin; Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa, Mescid-i Nebevi, ve Şam daki Ümeyye Camii nden

sonra inşa edilmiş beşinci büyük mescid olduğu kayıtlarda geçmektedir.

Diyarbakır Mes udiye Medresesi, Zenciriye Medresesi gibi tarihe mal olmuş

medreselerde önemli ilim ve fikir adamları yetiştirmiştir. Bunların başında

İmam Taftazani ve Ebul İz gelmektedir. Diyarbakır İslam orduları tarafından

fethedildikten sora; üç halife devri (639 750), Emeviler (661-750), Abbasiler

(750-869), Şeyhoğulları (869-899), Abbasiler (899-930), Hamdaniler (930-978),

Büveyhoğulları (978-984), Mervaniler (984-1085), Büyük Selçuklular (1085-1093),

Suriye Selçukluları (1093-1097), İnaloğulları (1097-1142), Nisanoğulları

(142-1183), Hasankeyf Artukoğlu (1183-1232), Eyyubiler (1232-1240),  Anadolu Selçukluları (1240-1302), Mardin Selçukluları

(1302-1394), Timur Hâkimiyeti (1394-1401), Akkoyunlular (1401-1507), Şah İsmail

İdaresi (1507-1515), Osmanlı Devri (1515-1923) dönemlerinde hep İslam şehri

olma özelliğini muhafaza etmiştir.

OYUNU BOZMAK

Biz Müslümanlar rengimiz, dilimiz, kavmimiz, aşiretimiz,

soyumuz ne olursa olsun İslam da ittifak ederek bizi birbirimizden ayırmaya

çalışanlara en büyük dersi vermek zorundayız. Diyarbakırlı bir arkadaşımın

Diyarbakır bize sahabelerin bir mirasıdır. Bu mirası korumak bizim boynumuzun

borcudur, tarih boyunca İslam düşmanlarının bölge ile ilgili planları

tutmamıştır ve tutmayacaktır sözü bir inancın beyanıdır.

Rabbimiz buyuruyor: Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş

ol ki sana yetecek Allah tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve müminlerle

destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Şayet yeryüzündeki şeyleri

tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat Allah

onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet

sahibidir. (Enfâl 62,63)

Bütün fitnecilerin oyununu İslam ile bozabiliriz.

Millete İbrahim e hanifa olarak bu oyunu bozabiliriz. Milli Görüş bu asrın

Millete İbrahim e hanifa sıdır. Milli Görüşün SAADET PARTİSİ ile

dillendirmeye çalıştığı çözüm teklifleri bölgeyi ve ülkemizi rahatlatacak tek

yoldur. Bu çözümler ERBAKAN hocamızın sunduğu çözümlerdir. Bu çözümün temelinde

İSLAM KARDEŞLİĞİ bulunmaktadır. Rabbimiz buyuruyor: Ey iman edenler! Hep

birden barışa (İslam a) girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o,

apaçık düşmanınızdır. (Bakara:208) vesselam.