Diyarbakır Ateş Çemberinde

Abone Ol

Diyarbakır a ateş yağıyor. Diyarbakır ateş çemberinde ve kuşatmasında.

Irkçılığın ırkçılıkla, sekülerizmin sekülerizmle savaşı. Öfkenin öfkeyle kinin kinle savaşı. Ateşin ateşle savaşı, kanın kanla. Psikolojinin psikolojiyle savaşı.

Diyarbakır a telefon açtım. Telefondaki sesin titreşimlerinde, panik hali. "Alo" yerine kimsiniz, burada savaş var. Üç gündür dükkânlar kapalı, hayat felç." Feveran haldeki bu sese nasıl karşılık vereceğimi bile bilemedim. Bu ses tanıdık birinin sesi değildi. Türkçe yi zorla konuşan, sözcükleri zorla toparlayan, yaşlı birinin sesi. Kendimi tanıtınca, Kürtçe den Türkçe ye dönüşteki yuvarlak bir ifadeyle: "Büslümanlıktan başka çare yoktur. Biz kardeşiz. Nasıl oluyor " demekle yetindi. Müslümanlıktan başka çare yoktur demek istiyordu.

Bir süre önce sevgili dostumun ifadesiyle "Burada havalar puslu. Bu, pek hayra alamet değil. Her an bir patlama olabilir" uyarısında bulunmuştu. Haklıymış, üzerinden çok geçmedi bu konuşmamızın. Üstelik İncirlik hava üssünden 40 otobüs dolusu abede askerinin, conilerin Muş Havaalanı na taşındıklarını yazmıştım. Milletimizin sezgileri kuvvetlidir. Doğrusu bu puslu hava olayıyla, conilerin taşınışı birbirine eklemlenince ne olabileceğini kestirmek zor olmasa gerektir. Kurtlar ortaya çıkıverdi. Ölen militanlar da Bingöl ile Muş sınırında. Otobüslerle taşınanlar sadece coni miydi, merak ediyorum.

Nevruz kutlamaları yapıldı. Kutlamalar ateşgedelerın yarışına döndü. Kocaman kocaman adamlar ateş yalımlarının üzerinden atladı. Bir ara yazmıştım "Nevruz pagan Türklerin mi, pagan Kürtlerin midir " diye.

Dikkatimi çeken bir fotoğraf karesi vardı. Diyarbakır daki pagan ruhluların kutladığı nevruz törenlerinde platformda sakallı amcaların olması. Bu de neyin nesiydi. Diyarbakır ruhen Müslüman dır. Şu anda Müslüman sur içi ile melez sur dışının çatışma ve çekişmesi yaşanmaktadır. Müslüman sur içinin, Kur an-ı Kerim ziyafetleri, Saadet Partisi Kongresi, 31 Aralık Mekke nin fethinin kutlanması, Dünya Kadınlar günü kutlaması, ardından da Efendimize sevgi mitingi Diyarbakır ruhunun yeniden dirilişini, uyanışını ve devinişini göstermişti. Asıl Diyarbakır buydu. Ne olduysa bundan sonra oldu. Bunların ardından sekülerlerin panik hali şöyle dışa vurmuştu: "Diyarbakır da neler oluyor " diye.

Diyarbakır ın dirilişi bölgenin dirilişiydi, Diyarbakır ın uyanışı ve devinişi bölgenin uyanışıydı.

Servisler bundan sonra hareketlendi.

Önce Şemdinli, sonra Van, sonra Diyarbakır ve sonra bütün bölge.

Ankara kaynıyor ve hareketli. Pentagon, CIA, Ankara da toplantı üzerine toplantı yaptılar. Milletvekilleri âdeta sigaya çekildiler. Eyalet yöneticileri gibi Abede konsolosluğuna taşındılar. Giderken de uçakta, gazetecilere söylenen neyin ne olduğunu gösteriyordu. "Türk yetkililerinin gözlerinin içine bakarak ne gerekiyorsa söyledik"

Abede nin sesi olan kurumlar başka olaylara kilitlenmişlerdir. Onların bütün derdi davası, başörtüsü, imam hatipler, Kur an, besmele vesairedir. Bu ateş çemberinde ne ölenler, ne ülke bütünlüğü, ne medeniyet bütünlüğü onları ilgilendiriyor. Şimdilik başka şeylere avunuyorlar, avutuyorlar. Dikkatleri başka yönlere çekiyorlar.

Diyarbakır ın manevi ruhu yeniden manevi ziyafetle onarılmalı. Kılıçlar kına sokulmalı, silahlar yerlerine. Ateş çemberine düşülmemeli. Parti başkanlarının dediği gibi burada söz konusu olan "Devlet in namusu" değildir. Abede nin tezgâhladığı oyun bozulmalı.

Güneydeki kargaşa ve ateş çemberi İran a sıçratılmamalı. Türkiye, İran konusunda zorlanıyor. Sorun budur. Türkiye, Irak ta dışlanmıştır sorun budur. Türkiye ateş çemberinin içinde tutulmak istenmektedir

Türkiye korku psikolojisi altında tutulmaktadır. Türkiye yenilgi psikolojisi altındadır.

Türkiye Diyarbakır a tutunmalı, dışlamamalı. Türkiye Diyarbakırsız düşünülemez. Halkıyla, medeniyetiyle, insanıyla.