Diyarbakır Ateş Çemberinde II

Abone Ol

Epey bir süredir Diyarbakır merkezli düşünüp tartışıyor ve konuşuyoruz. Haksız da değiliz. Diyarbakır da uzun bir süredir yaşanan derin sessizliğin nelere gebe olduğu, nelerin olabileceğinin habercisiydi. Bizler de bunların bir kısmını yorumladık. Son hamlede gelişen olaylara bakıldığında giderek yeni figürlerin ortaya çıktığı ve bu yeni figürlerin yeni bir üslup ve daha farklı bir yöntem geliştirdiği görülüyor.

Abede ye gidip geldiğinden beri öne çıkan isim Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı. Bölgeye o şimdi hükmetmeye çalışıyor.

Abede kaynakları, öteden beri söyleye geldiğimiz bir savlarını yeniden dillendirdiler: "Başkent Diyarbakır". Bu yaklaşım yeni değil, olaylar birbiriyle bağlantılı gelişiyor.

Diyarbakır daki olaylarda halk yoktur, çocuklar vardır. Meydana çıkanların sayısı, haberlerde anlatıldığı kadar değildir, abartılıdır. İletişim araçları olayların bir yüzünü, yönlendirme amaçlı olarak veriyorlar. Bunda bir reklâm mantığı vardır.

Bundan onbeş yirmi gün önce İncirlik Hava Üssü nden 50 otobüs kalkıyor, bu otobüsler taşıdıklarını Muş Havaalanı na götürüyor. Çatışmalar Muş-Bingöl arasında gerçekleşiyor. Ölenler arasında yabancılar vardır. Abede yetkilileri Ankara yı kuşatma altına almışlardır. Yetkililerimizin ve parlamenterlerimizin gözlerinin içine baka baka söyleyeceklerini açıkça söyledikten sonra çekip gidiyorlar. Geçen hafta Ertuğrul Özkök, köşesinde belirttiğine göre Diyarbakır Belediye Başkanıyla aynı uçakta bir saate yakın konuşmuşlar.  Gösterilerde bulunanların yaş grupları 20 yaş altı. Batılı iletişim araçları gösterilerde bulunanların sayısının yüz binleri aştığını ileri sürüyor. Oysa gösteri yapanların sayısı on bini bile bulmuyor. Nevruz gösterileri, sönük geçmişti. Sahneye çıkarılan sakallı Müslüman amcalar olmasına karşın.

Olaylar sınır kentlerine doğru hızla yayılıyor.

Abede, Irak ı kendi kafasında çözmüş bulunuyor artık. İran olayı en önemli sorun olarak görünüyor.

Müslüman Diyarbakır halkı kendini buldu, şimdi terör ve baskıyla yeniden sindirilmeye çalışılıyor.

Devlet in açmazları bölgedeki açmazları daha da büyütüyor. Birbiriyle bağlantılı gelişiyor. Müslüman Diyarbakır halkı, sur içinde aldığı ve beslendiği ruhun dışına götürülmeye çalışılıyor. Halkımız kendi üslubunca direniyor. Sekülerleştirme, Abede nin ve batılıların işine yarıyor. Türkiye geleceğini başkalarının eline teslim edince, bakışında bir tuhaflık olunca olaylar giriftleşiyor ve içinden çıkılamıyor.

Suriye nin yönetimi azınlıkların elindedir.

Güneydoğu daki olayları da benzer durum yönetiyor. Asıl tehlike budur.

Anti tezlerle antitezler oluşturuyor. Söz konusu olan tezler değil. Milliyetçilik ve Kürtçülük bir tez değildir.

Batı, 1000 yılın intikamını alıyor. Malazgirt Meydan muharebesinde 10.000 Kürt askeri Sultan Alpaslan a iltihak edince Bizans yenildi. Urfa nın fethini Nureddin Zengi gerçekleştirdi. Nureddin Türktü. Onun yanında yetişen Selahaddin-i Eyyubi Kudüs ü fethetti, o da Kürttü. Selçuklular, Osmanlı Devletinin temellerini attı. Kürtler Müslüman olunca var oldular. Pagan kültürler ve onlara bağlı ırklar tarihten silinip gittiler.

Derenin taşıyla derenin kuşu vuruluyor. Müslüman Müslüman a kırdırılıyor. Müslüman Müslüman a düşman ediliyor. Tuhaf kavramlarla düşünülüyor. Türkçü, Kürtçü İslâmcı aydınlar Ne tuhaf.

Paganların bahar bayramında yeşermekte olan Diyarbakır ın taze ruhu çiğnenmek isteniyor.

Dilime pelesenk olmuş bir soru vardır, ondan kurtulamıyorum bir türlü. Nevruz bayramı pagan Türklerin mi, pagan Kürtlerin mi bayramıdır Kimindir Müslüman Diyarbakır ve Türkiye, tercihini hangisinden yana kullanacaktır Yerin altı çok karışık, oralar kazılmaya çalışılırsa kim bilir ne putlar ne gelenekler, ne bayramlar çıkar oradan.