Diyanet İşleri Başkanlığı?na Açık Mektup

Abone Ol

Nice zamandır ülkemizin en mühim hizmet kuruluşlarından

Diyanet İşleri Başkanlığı na bu sütundan açık mektup yazmak istiyordum.

Kısmet bugüneymiş.

Herkesin tâkip ettiği gibi ülkemizin mühim gündem

maddeleri var. Ancak âcizâne kanaatime göre, fazla ehemmiyet verilmeyen, ihmal

edilen, gerçekte ise ilk sırada yer alması gereken gündem maddesi şudur: Bu

ülke nüfusunu yüzde 99 u Müslümandır. İşte bütün bu Müslümanların inancı çok

ciddi tehlike altındadır. 

Beynelmilel teşkilatlar ve onlara bağlı içimizdeki

uzantıları hayli zamandan beri bu halkın inancı üzerine oyunlar oynamaktadır.

Fazla teferruata girmeyeceğim, şu kadarını söylemekle iktifa edeceğim: Şayet o

komitelerin ve onların içimizdeki uşaklarının ileri sürdüğü, propagandasını

yaptığı görüş kabul edilecek olursa Allah muhafaza insan ebedî Cehennemlik

olur. İş bu kadar ciddidir. Cennetin ve Cehennem in ve din gününün Sâhibi,

Mâliki olan Rabbimiz (cc) göndermiş olduğu dinden ki adı İslâmiyet tir- zerre

miktar sapmayı kabul etmiyor. O zerre miktar beşer bulaşığı görüş, dini bozuyor

ve onun adı İslâm olmaktan çıkıyor.

İslâmiyet i gönderen, Kur an ı inzal buyuran, Kâinatın

Efendisi ni (asm) bütün insanlığa Mürşid, Mürebbi, Muallim ve dininin bu

dünyada nasıl hükümfermâ olacağını yaşayarak gösteren bir devlet reisi olarak

vazifelendiren Cenab-ı Hak, kıyamete kadar dinini koruyacak, dinini koruyanları

bu dünya sahnesinde var edecek ve onları her zaman gâlip edecektir. Âmenna Ne

var ki bu dünya imtihanında her Müslümana ve bilhassa Müslümanların inancını

doğru bir şekilde anlatmak, yaşanmasını sağlamakla görevli müesseselere düşen

görevler vardır.

Diyanet İşleri Başkanlığı na ve bu kuruluşun bünyesinde

vazife yapan bütün görevlilere hüsnü zannı olan biriyim. Mümkün mertebe vakit

namazlarını camilerde kılmaya îtina göstermekteyim. Bu bakımdan pek çok hoca

efendi ile tanışıklığım var. İmam, müezzin, vâiz ve müftü olarak görev yapan

pek çok ahbabım var. Onların nasıl fedakârca çalıştıklarını yakinen müşâhede

etmekteyim.

Sözü şuraya getirmek istiyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı

en kısa zamanda, doğru İslâmiyet i yani Peygamber Efendimizin (asm) Allahu

Azimüşşan dan alıp insanlara açıkladığı dini, hüve hüvesine anlatma ve bu dinin

yaşanmasını sağlama seferberliği başlatmalıdır. Bu konuda Şu ne der Bu ne

der Fincancı katırlarını ürkütür müyüz diye düşünülmemelidir. Hakkın hatırı

âlidir, hiçbir hatıra fedâ edilmez. Kendilerini İslâm ın ve Kur ân ın

hizmetkârı olarak târif eden camiâlar da bu doğru İslâm ı ölçü alarak hizmetlerini

şekillendirmelidirler.

Gayet açık ve net söylüyorum: Allah ın dini,

menfaatperestlerin, dini maddiyata, mevki ve makama, şan ve şöhrete âlet

edenlerin, yanlış inanç telkin edenlerin, ümmetin inancını zedeleyenlerin,

örseleyenlerin, didikleyenlerin elinden kurtarılmalıdır.

Allah ın dinini bozmaya yönelik çalışmaların cezâî bir

müeyyidesi olmayabilir. Bu çalışmaları engelleyici hukûkî mevzuat da

olmayabilir. Bunların olmaması, bu yıkım hareketlerinin meydanı boş

bulmuşçasına ortalıkta cirit atmasını mubah görmemelidir. Bu hareketlerin

vatanın müdafaasını ilgilendiren yönü de vardır. Şöyle ki: Dün yurdumuzu işgâle

kalkışan, bugün de aynı hâinâne emellerinin peşinde koşan mihraklara gerekli

cevabı verdirecek yine İslâmî inançtır. Bu inancın zedelenmesi demek, o ifsat

komitelerine lojistik destek sağlamak demektir. Bu güzide kuruluş, Bismillah

diyerek bütün camilerde İslâm ı, Kur anıyla, hadisiyle, fıkhıyla öğrenme

seferberliği başlatmalıdır. Şimdiden kendilerine teşekkür ediyor ve Allah

râzı olsun diyorum. Hürmetlerimle