Diyanet İşleri Başkanlığı Papalığın Özdeşi midir

Abone Ol

Diyanet İşleri Başkanı muhterem Görmez Hoca nın duruşu ve

tutumu Müslümanlar için umut ve heyecan verici oldu belli bir döneme kadar.

Düşünce bağlamındaki bakışı bugüne değin tartışmaların dışındaydı. Ne yazık ki

laik Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerinin durum ve konumlarını meşru gösterme

çabasının kurbanı oldu son zamanlarda. Cumhuriyet rejimi yöneticileri rejimin

ve yapıyı tahkimi konusunda oldukça başarılıdırlar! Ne yazık ki adına gerek sağ

ve gerekse muhafazakâr kesim cehepe paranoyası karışışında sarıldıkları tutamaklar

var. Cehepe ve İnönü fenomeni tam bir açmaz.

Diyanet İşleri başkanı bu gerilimin, öfkenin, şiddetin

taraf konumuna itildi. Şu mersedes olayı bile insanın içini burkan bir duruma

neden oldu. Hocanın bu tartışma içine çekilmesi bile bir tuzak ve önemli bir

sorun. Yürütülen mantık daha şaşırtıcı. Papalığın sahip olduğu imkânlara neden

diyanet başkanlığı sahip olmasınmış! Papa en görkemli bir araca binerken neden

Diyanet işleri başkanımız binmesinmiş!

Papanın elinde altın haç var, korumaları ve kullanılan

araçlar en görkemli olanlar. Böyle bakınca başkanımızın elinde altın bir hilal

mi olmalı Ya da onların yaşadığı hayat ile benzeri özdeşlik içinde mi olmalı.

Bütün bunlar tartışılırken örnek ve rehber alınması

gereken; Sevgili Efendimizin hayatı, hayata bakışı, eşyaya yaklaşımı neden

benimsenmiyor ve örnek alınmıyor. Zamanında kisralar, krallar, kilise

mensupları hayatı ile yapılan kimi karşılaştırmalara Efendimizin nasıl tepki

verdiği biliniyorken. Seküler Müslümanlar dünya saltanatlarını veya gösterişlerini

topluma kabul ettirmek ve içselleştirmek adına yürüttükleri mantık Müslümanlar

açısından üzerinde çokça düşünülmesi gereken bir durum. Günümüz saltanat

sahipleriyle özdeşleşmek Müslüman ca bir tutum mudur Yaşanmakta olan hayatı

onlar ile karşılaştırmak durumu kurtarır mı

Kudüs ün fethinde Hz. Ömer şehre girerken kilise

mensupları pejmürde halini görünce şaşırıyorlar. Altın zırhlar, zırhlı atlar

üzerinde bir Hazreti Ömer beklerken üstü başı dökük, yamalı giysili birini

buluyorlar. Buradan yola çıkarak günümüzde İslâm ı ve Müslümanları temsil

edenlerin görkemli saraylarda, araçlarda ya da yaşama tarzı ile onlara

benzetilmek istenmesi kabul edilebilir bir durum değildir.

Bu seçim sürecinde ise şaşırtıcı bir biçimde daha

yıpratılır bir konuma düşürülmüştür Görmez Hoca. Bu devlet laik, yöneticileri

kısmen da olsa seküler olmasa bu durum üzerinde düşünülebilirdi. Laik rejimi,

yönetimi ve tahkimcilerini konumunu sağlamlaştırma ya da aracı olmamalıydı.

Bu sistem içinde bunları düşünüyor ve tartışıyor olmak

bile sağlıklı bir durum değil.

Peygamberimiz ve arkadaşları dünya saltanatına ne kadar

itibar ettiler, ne kadar bu dünyalık olana sarıldılar Onların sarayları, dünya

mülkleri mi vardı, geriye saltanat oluşturacak çocuklarına ve varislerine büyük

miktarda mülk mü bıraktılar Çocuklarının geleceğini düşünür biçimde bir

davranışa mı girdiler

Müslümanları temsil edenlerin batılı dini kurumlar ve

onların yöneticileriyle özdeş kılınma çabası ne kadar sağlıklıdır Bunu

Müslüman olan siyasanın önde gelenleri için de söyleyebiliriz İlle Papa ile ya

da Obama ile aynı kılığa bürünmek onlar gibi davranmak, onlara benzemek mi

gerekiyor

Muhterem Görmez Hoca mızın o mütevazi ve o ağır bilge

duruşunu daha çok önemsiyoruz. Başkalarıyla değil geleneğimiz, düşüncemiz ve öncülerimiz

ile karşılaştırılması daha sağlıklı olmaz mı