SEVR, BOP/BİP/"ARZI MEV'UD" projeleriyle vatanımız, bir Vatikan/"DİYALOG" projesi ile de dinimiz ("üç hak din, üç semavi din, üç ilahi din, üç İbrahimi din"(?) söylem/inanç virüsleriyle) tehdit ve tehlikede iken, biz birbirimizle didişmede/kavgadayız!
Semavi/ilahi olan tek hak din, İslâm'dır.
Devletimiz, Diyanet’imiz, ilahiyatçılarımız bu projelerin neresinde? Bu büyük vebale öncülükle/destekle nasıl ortak olunabilir?!
*”Diyalog”, sıradan değil; itikadi, son derece hassas bir konu. Cennet hükümlerini, kriterlerini bildirme, belirleme hak ve yetkisi, hiçbir şahsın, makamın değil, Allah Teâlâ’ya aittir. Rububiyet sınırlarını ihlal, ne büyük cüret ve zulümdür... Cennetin, olmazsa olmaz kriteri sahih imandır/tevhittir...
Hak-batıl, iyi-kötü, yararlı-zararlı vb. Değerlendirmeler/ölçüler, ilahi olanlara aykırı olamaz. Olursa, en büyük zulüm/şirk söz konusu olur. Rahman kitaplarla birlikte mizan da bildirdi. Aykırı ölçüleri kimse koyamaz. (Hadid/25, Şûra/17)
İman etmedikçe cennete girilmez (S.A.V.). Sözüne itirazla “teslis” (şirk) inancını da eklemek/karşıt söz ve değerlendirme kimin haddine? (Hucurat/1, Ahzab/35)
Sahih iman olmadıkça, salih amel olmaz. Şirk de affedilmez en büyük zulüm. (Nisa/48, 116, Lokman/13)
Allah Teâlâ, Yahudilerin ve Hıristiyanların kâfir/müşrik olduğunu bildirirken (Maide/17, 72, 73, Tevbe/30-31) buna karşıt sözler/değerlendirmeler (Hucurat/1, Ahzab/35), bizi nereye götürür?
*Biz Müslümanlar olarak, gayrimüslimlere “Kâfirun” Suresi’ni okur ve hidayetleri için de tebliğ, dua ederiz; kendimizin de hidayette/istikamette sebatımız için; tevhidimizi, ”Fatiha”mızı, “İhlâs”ımızı, Al-i İmran/8, vb. ayetleri okumaya devam ederiz, Rabbimizin yardımı /tevfik ve hidayetiyle.
*Biz Müslümanlar olarak, hayat iksiri/ilaçları İslam’ı, hem kendimiz uygulamıyor/yaşamıyor, hem de gayrimüslimlere güzel sunamıyoruz. Böyle olunca, biz onları İslam’a/saadete/tevhide/adalete/cennete çağıramıyorken (Âl-i İmran/64), onlar bizi teslise, ateşe, zulme çağırabiliyorlar. Biz de onları ateşin/uçurumun kenarındayken, onlara elimizi uzatıp, çıkaracağımız yerde, onların çağrısına uyarak, hem kendimizi, hem de onları ateşe atmamalı değil miyiz? Ne yazık ki, davet onlardan geliyor. Nereye?!
*Kur’an-ı Kerim ilahi korumada (Hicr/9) olduğu için, onun kelimelerini değiştirmeye gücü yetmeyen/yetmeyecek, küresel ifsad/zulüm ideolojisi Siyonizm; hem teşri ayetlerle, hem de kevni/tabiat ayetleriyle/düzeni ifsada koşuyor (bitki, hayvan, insan) genleriyle oynuyor, hem de tüm insani, İslami değerleri ifsad edebiliyor, ne yazık ki... Ve projeleri hep ifsada odaklı, şeytani.
Zamanımızdaki ilahi/semavi, korunmuş, batıl bulaşmamış, eksiği, yanlışı, eğrisi, çelişkisi olmayan, insanlara en doğru yolu gösteren, hak ile batılı ayırt eden, hak hükümler ve ölçüler koyan, hükümleri adaletli ve doğru, hikmetli olan, her yönüyle mucize olan tek doğru/hak kitap Kur’an-ı Kerim’dir. (Bakara/2, Hicr/9, Kehf/1-2, İsra/9, Yasin/1, En’am/38, Nahl/89, Kehf/54, Hud/1-2...)
*Cennetin, dünya ve ahiret saadetinin anahtarı tesliste veya başka adreste değil, tevhittedir.
Tevhidi/sahih iman olmadıkça cennete girilmiyor. (Hz. Muhammed S.A.V.) Tevhidin/şehadetin iki unsuru var: ”La ilahe illallah, Muhammed’ ür Resulullah.” (Muhammed/19, Fetih/ 29) İki cümle, iç içe bir bütün. Biri, ötekini de anlam olarak içeriyor. Elçi de hak, gönderen de hak.
*Son kitap ve Resul, önceki kitaplara ve elçilere imana çağırdığı gibi, öncekiler de gelecek olana (son Resul’e) imana çağırmışlar.
*Tevhidle/şehadetle; sadece Allah Teâlâ’nın dinini/düzenini/yolunu/hayat tarzını rububiyetini/egemenliğini/kulluğunu seçmiş, tağutlarınkilerini de ret ve inkâr etmiş oluyoruz. Ayrı zamanlarda, coğrafyalarda gönderilen tüm mesajlar aynıdır: Sadece Allah’a kulluk/itaat edilecek, tağutlara kulluktan/itaatten de çekinilecek. (Nahl/36)
"Allah katında (tek hak, doğru, halis, ekmel) din, ancak/sadece İslâm'dır." (Al- i İmran/19, 85)
*Bütün peygamberler (Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa) tevhide/İslam’a/sadece Allah'a kulluğa çağıran Müslümanlardır. (Al-i İmran/67)
*Tevhit çağrısına icabet edenler de Müslümanlardır. (Maide/111, Hac/78)
* İslâm dini; son kitap Kur'an ve son peygamber Hz. Muhammed (S.A.V.) ile tamamlanmıştır. ( Maide/3).
*Peygamberlerden birisini inkâr, tümünü inkâr gibidir. İman, bölünme kabul etmez.
* Son kitap’la; önceki semavî kitapların (Tevrat, Zebur, İncil) itikadi, ahlâkî olmayan hükümleri ilga edilmiş/hükümsüz olmuştur. Zaten, Kur’an'dan başka semavi kitaplar hem tahrif edilmiş (Nisa/46, Maide/13) hem de asılları kaybolmuştur. Kur'an ise, ilahi korumadadır. (Hicr/9).
Kur’an’da eksiklik yok; her şeyin beyanı, örneği vardır. (En’am/38, Nahl/89, Kehf/54, Hud/1-2)
*Önceki peygamberler, belli toplumlara gönderilmiş iken, Son Peygamber (S.A.V.)/son kitapla, son ümmete/bütün insanlara, yeryüzüne ve kıyamete kadar hükümleri geçerli olmak üzere gönderilmiştir. (İbrahim/52, Furkan/1, Sad/87, Sebe/28)
* Gerek Yahudilik, gerekse Hıristiyanlık, tevhidin/(Tevrat ve İncil’in) tahrifiyle üretilmiş/uydurma/batıl dinlerdir.
* İslâm dini; dünya ve ahiret saadetimiz için Rahman’ın teklif ve tavsiye buyurduğu, bizim de ezeldeki "kulluk sözleşmemizle” (Araf/ 172) kabul ettiğimiz/imanımız/hayat düzenimiz ve ahdimizle sınavımızdır. ( Mülk/2, İnsan/2).
*Mümin/Müslim olmadıkça, saadet de, cennet de yoktur. (Nahl/97, 112, Taha/123-124)
*Birileri ifsad görevini yaparken (Bakara/11-12, 205, Nisa/119) biz Müslümanlar olarak neden ıslah (Al-i İmran/104), adalet ( Nahl/90, Hadid /25, Şura/13), imar (Hud/61) görevlerimizi yapamıyoruz.?
*Dine ikrah/zorlama yoktur. (Hak ile batıl) Doğruluk da sapıklık da ortaya çıkmıştır. Herkes özgürce tercihini yapar; iman veya inkâr eder; yolunu seçer. (Bakara/256)
*Müslümanlar olarak; gerek Fatiha’da/5-7/namazda, gerekse tevhidimizle/şehadetimizle aynı gerçeği/sadece Allah'a kulluğu kabul ile mahlukatına/tağutlara kulluğu reddediyoruz. Ezelde verdiğimiz taahhüt üzere… Ahdimizi (Araf/ 172) yeniliyor/tekrarlıyoruz. (Nahl/36)
Sadece Allah’ın doğru yolu/İslam'ı kabul ediyor/beğeniyor, gadaba uğramışların (Yahudiler), sapkınların (Hıristiyanlar) yollarından kaçınmamıza dua ediyoruz. (Fatiha/5-7, Nisa/69)
İlahi/semavi tek hak din, İslâm’dır. “Tevhit” hak, “teslis” batıldır (şirk, küfür), vesselam.