Dışardan bakınca Taksim!

Abone Ol

Bu konuyu bir defa yazdık, tekrar dönme niyetinde

değildik. Ancak yurtdışında bulunduğumuz süre içerisinde Taksim olayları tüm

şiddetiyle devam ettiğinden herkes Ne oluyor, buna Türk baharı diyebilir

miyiz sorusunu yöneltiyordu.

Bakın Taksim de yaşananlar hakkında neler söylüyorlar

CHP Gezi Parkı nda yapılacak olan düzenlemeler için önce

mecliste evet demiş, sonra sokaklara dökülmüş.

Çatışma AKP-CHP çatışmasıymış. 

İkinci soru Hükümet askeriyeye ait kışlayı yıkacakmış

göstericiler, askeriyeye sahip çıkarak kışlanın yıkılmasına engel olmak için

bütün bu olaylar yaşanıyormuş.

Çatışma asker-hükümet çatışmasıymış.

Taksim e cami yapılacakmış. Eylemciler cami yapılmasına

karşı çıktıkları için eylemler yaşanıyormuş.

Çatışma laik dindar çatışmasıymış.

Hükümetin ipi çekilmiş ve darbe planı başlamış.

Darbelerde planın uygulama süresi ortalama iki yıl olurmuş.

Çatışma darbecilerle siviller arasında imiş.

Müzakereler sonucunda hükümet seçim kararı almak

zorunda kalmış. (Referandumu kastediyorlar)

Dışardan böyle görünüyor da gerçek nasıl

Bilmiyorlar ki, hükümet olayları bitirmeye değil; uzun

bir sürece yayıp, zamana yaymaya böylece gerilim süresini uzatmaya

çalışıyor. 

Sayın Başbakan eylemleri ciddiye almadığından,  Tunus seyahatini yarıda kesme gereği duymadı.

Yurtdışı dönüşü ayağının tozuyla önce Ankara, Adana ve

Mersin mitingleri, sonra Ankara, İstanbul mitingleri, daha sonra da Kayseri,

Samsun ve Erzurum mitingleri ile süreci hem uzatmaya hem de yurt sathına

yaymaya çalışıyor.

Katılımlarda -ilgi azalmazsa- doğu illerine doğru

kaydırarak mitinglere devam edecek gibi görünüyor.

Taksim temsilcilerinin mitingden vazgeç çağrısına

karşılık olarak mitingin mutlaka yapılacağı ısrarı da bunun için olsa gerek.

Taksim temsilcileriyle başbakanlıkta yapılan görüşmelerde

24 saatte tahliye gündemde iken,  iki

saat sonra aniden operasyon başlatılması da bu politikanın bir sonucu olsa

gerek.

Sn. Bülent Arınc ın ortamı yatıştırmaya yönelik

tavırlarına karşılık maruz kaldığı (Ipad kırma ve istifa söylentileri) muamele

de bu politikanın bir sonucu olsa gerek.

Taksim olaylarında idareye düşen görev tansiyonu düşürmek

olmalıydı. Bu da elinde mühür olanların soğukkanlı davranılmasıyla mümkün

olacaktı.  Mitinglerle yangına körükle

gidilmiş oldu. Taksim tahrik oldu.

Ülkede yaşayan herkesin olaylarda taraf olmasını istemek,

George Bush un 11 Eylül sonrası Afganistan saldırısında uyguladığı ya

bendensin ya da karşımdasın politikasının kopyası olarak dikkat çekiyor.

Sokaktaki sebepsiz kavgaya illa ki taraf olalım isteniyor.

Kanaatimizce eylemlerin failleri yanlış adreslerde

aranıyor.  İşbaşındakileri uzun yıllardır

iktidarda tutan güç,  belli ki yeni bir

operasyon peşinde. Kim bilir perde arkasında hangi hesaplar yapılıyor.

Umarız, bu gidişle taksim; yeni bir taksim olmaz.