Dışa bağlı ekonominin hazin sonu

Abone Ol

 Bismillahirrahmanirrahim;

Okurlarım bilir. Pek ekonomi yazısı yazmam. Çünkü bu alanın uzmanı değilim. Fakat geçen Cuma günü yaşananlar, borca ve tüketime dayalı ekonominin yürümeyeceğini kör gözlere de soktu. IMF’nin kontrolündeki Kemal Derviş modelinin Türkiye’nin derdine derman olmadığını ortaya koydu. Dışa bağlı ekonominin çöktüğüne şahit olduk.

Paramız 10.08.2018 günü yüzde 24 eridi. Trump’ın bir Tweet’inden etkilenen ekonominin kimlerin kontrolünde olduğu açık değil mi? Küresel güçler Türkiye gibi gözde ve merkez bir ülkenin peşini bırakmıyor. Onların hesapları belli! Önemli olan, kendi şartlarından hareketle Türkiye’nin kendi yol haritasını çizmesi. Türkiye düşmanlarıyla kol kola yürüyemez.

Erbakan Hoca yıllar önce borca dayalı ve Amerika’yı memnun etmek üzerine kurulmuş bir ekonomik düzenin zararlarını açıklamıştı: “Türkiye, bu hasta ve yüksek faizli kapitalist düzeni bırakıp adil bir düzene dönmek zorundadır.”

Hükümet, probleme gerçekçi çözümler arayacak yerde, hâlâ soyut, afakî, ayran kabartan sözlerle tribünlere oynuyor. “Dolar molar yolumuzu kesemez”; “kimseye eyvallahımız olmaz”; “ekonomik savaşı kazanacağız” türünden sözler bunlar arasında.

Havuz medyası olaylara “sahibinin sesi” mantığıyla yaklaşıyor. Hükümetin her icraatı doğruymuş gibi. Çözümde aciz kalıyorlar. Doğruları göstermedikleri için hükümete kötülük ediyorlar. Son krizde Güneş gazetesinin çözüm öneren uyarıcı yayını yüreğimize su serpti: “Daha çok üretim; daha çok ihracat; daha çok tasarruf.”

BENCİLLİĞİ BIRAKIN!

HÜKÜMET, “Her şeyi ben bilirim” havasını pompalıyor. Bencillik ve büyüklük kompleksi içinde. Farklı seslere “hain”; “FETÖ’cü”; “terörist” damgasını vuruyor. Çözüm sunanları küçümsüyor. İstişareyi yok sayıyor. Temel Karamollaoğlu 21 Nisan’da hükümetin geldiği noktayı şöyle özetledi: “Ekonomi duvara tosladı. Deniz bitti. Para bulamıyor; çözüm üretemiyorlar. Ranta dayalı politikalarını değiştiremiyorlar. İktidar devam edecek olursa, ülke tahmin edemeyeceğimiz sıkıntılara girer.”

Hükümet, yarım asırlık tecrübenin sahibi Saadet Partisi’nin uyarılarına kulak tıkadı. Doğru çözümlerin revaç bulmasından korktu. Hükümetin bir “bakan”ı seçimi “savaş” olarak niteledi. Troller Saadet Partisi’ni itibarsızlaştırmak, mensuplarını siyasetten izole etmek için hakaret, yalan, iftira, kara propaganda dilini kullandı. Saadet Partisi’nin bayraklarını indirenleri, stantlarını dağıtanları azmettirdi.

Troller, tahrike açık insanları algı yöntemiyle Saadet Partisi’ni hedef gösterdi. Saldırı telkini yaptı. Ankara’da, bir adaylarının da bulunduğu gençler bayrak asarken; bir parti genel başkanı talimat vererek korumalarını üzerlerine sürdürdü. Öldüresiye dövdüler. İçlerinde yaralarına 7-8 dikiş atılanlar oldu. Denizli’de bir vatandaş aracını Saadet Partisi Kadın Kolları’nın açtığı standa sürdü. Bir başkası mahallede broşür dağıtan hanımları demir çubuklarla kovaladı.

Saadet Partisi’ni yıldırmak için neler yapmadılar ki! Hükümeti troller konusunda uyarıyorum. Para, makam, menfaat için hiçbir kural tanımayan bu mafya tipi insanlara; yabancılar para verirse Türkiye’ye ihanetten çekinmezler. Tabii olanı bozan trollere dikkat!

KRİZ İÇİN BİRLİK OLMAK

HÜKÜMET, “Yeni dostlar ararız” diyor. Köklü bir devlet geleneğine sahip Türkiye’nin dost ve düşmanlarını hâlâ belirleyememiş olması ne kadar acıklı! Bloklaşmalar din temeli üzerine oturuyor. Brüksel’deki AB binasının hâkim sembolü “haç”tır. İsrail baştan beri din ekseninde çalıştı. Türkiye Müslüman bir ülke! Yerinin “Müslümanların yanı” olması en tabii olanı.

ABD’ye, “kadim dost”; “stratejik müttefik”; “Amerikalı dostlarımız” gibi ifadelerle yaklaşmak ne büyük gaflet! Hain darbe girişiminde, son krizde ve pek çok olayda ABD’nin stratejik düşman olduğu görüldü. ABD’ye hamasi reddiyeler düzmek halkın gazını almaktan başka ne işe yarıyor? Ayağı yere basan akıllıca politikalara ihtiyaç var.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, krizi aşmak için toplumsal uzlaşı ve mutabakatla “Acil Kriz Toplantısı” yapılmasını öneriyor: “El elden, akıl akıldan üstündür. Yanlış adımın maliyeti ağır olur. Sadece borç alarak ekonomi yönetilmez. Taviz tavizi doğurur. Tehditlere boyun eğilmemelidir.”

Karamollaoğlu’nun ekonomiyle ilgili söylediklerini inceleyin. Uzmanlar öncülüğünde ortaya konulmuş isabetli çözümler olduğunu görürsünüz. Troller, Saadet Partisi’nin seçim öncesi yüzde 5-10 arasında olan oyunu, kara propaganda yöntemiyle yüzde 1.34’de düşürdüler. Hükümete ve ülkeye büyük kötülük yaptılar. Trollerin hassas dönemlerde ülkeye ihanet etmesinden endişeliyim.

Hükümete hatırlatma! Bütün siyasiler olarak ABD’ye karşı el birlik olursanız; bu aziz millet devletimizin tüm borçlarını ödeme yarışına girer.