Dış ticaret açığı hangi yanlış(!) politikalarla kapanır? (2)

Abone Ol

Dış ticaret açığı hangi yanlış(!) politikalarla kapanır (2)

Bir önceki yazımızda gelişmiş ülkelerin nasıl gelişmiş sanayilere sahip olduğundan ve ne tür sanayi politikaları uyguladığından bahsetmiştik. Bu yazımızda ise bugün dünyada neler olmaktadır Türkiye neler yapabilir Biraz bunlardan biraz bahsedeceğiz.

Bugün, bu ülkelerin geçmişte uyguladıkları bu politikaların “yanlış” olduğu başta IMF olmak üzere birçok uluslararası kuruluş ve bazı ekonomi çevreleri tarafından savunulmaktadır. “Doğru politikalar bunlar değildir” denilmektedir. Bu çevreler, örneğin bugün Çin’in bu “yanlış” politikaları uygulamakla “dünya ekonomisini istikrarsızlığa sürüklediği” ve hemen “doğru” politikalara dönmesi gerektiğini savunmaktadır.

Bunu sadece IMF değil, Çin’e resmi ziyaretlerde bulunan ABD başkanları (örneğin Bill Clinton, George Bush ve Barack Obama) ile ABD Hazinesi ve Merkez Bankası Başkanları da dile getirmiştir. Hem de sıklıkla!

Peki, nedir Çin’in uyguladığı “yanlış” politikalar :

1. Kendi sanayisini korumakta ve sürekli devlet desteği sağlamaktadır.

2. Gelişmiş ülkelerin sanayi ürünlerini taklit etmektedir (Aynı 1800’lerde ABD’nin Alman ve İngiliz makinelerini taklit ettiği gibi).

3. Finans piyasalarını dışa açmamıştır.

4. Parasını konvertibl yapmamıştır. Sabit kur politikası uygulamakta ve parasının değerini bilerek düşük tutmaktadır.

5. Sürekli yeni teknoloji alanlarına yatırım yapmakta, liberal ekonomi savunucularının istediği gibi, önce tekstil sektörü gibi düşük teknolojili sektörlerden başlayıp sanayileşmeye çalışmamaktadır.

İşte size zamanında İngiltere, Almanya, ABD, Japonya, Güney Kore ve Tayvan’ın uyguladığı “yanlış” ekonomi politikaları… Çin bunları birebir uyguluyor bugün…  Birileri de Çin dengeleri bozuyor diye bas bas bağırıyor. Neden Çünkü birileri Çin’in gelişmiş bir ekonomiye ve belki ileride süper güç olmasına neden olacak ekonomi politikaları uygulamasını istemiyor.

Peki, Türkiye olarak biz ne yapmalıyız

Bugün Türkiye’nin ithalatının yaklaşık %60’ı sınai ara mamullerdir. Biz bu ara mamulleri ithal edip, bunlarla sanayi ürünleri üretip, ihraç etmekteyiz; örneğin otomotiv sektöründe olduğu gibi.

Türkiye ne yapabilir:

6. IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların bize dayattığı serbest dış ticaret ve devlet desteği olmadan piyasa koşullarına bağlı sanayileşme modeli bırakılmalıdır. Yukarıda da ifade edildiği gibi hiçbir gelişmiş ülke gelişme dönemlerinde bu tür politikalar uygulamamışlar, hepsi de millî sanayilerini korumuşlardır.

7. Taşıt araçları, elektronik, kimya, savunma sanayi, makine imalatı gibi öncü sanayi sektörleri dış rekabete karşı korunmalıdır. En azından millî sermayenin ürettiği ürünlerden ÖTV alınmamalı ve düşük KDV oranı uygulanmalıdır.

8. Yukarıda bahsettiğimiz sektörlerde sadece bir veya iki firma desteklenmemeli, minimum 5-6 firmanın rekabetçi bir ortamda ürün geliştirmesi; örneğin millî araba üretimi gibi, sağlanmalıdır. İç piyasada rekabet olmalı; ancak dışarıya karşı korunmalıdır.

9. Dış ticaret açığımızın %22’si yani yaklaşık 5’te biri petrol ve doğalgazdan oluşmaktadır. 2013 yılında 56 milyar doları sadece enerji ithalatı için harcadık. Türkiye’nin elektrik üretiminin neredeyse yarısı doğalgaz çevrim santrallerinden gelmektedir. Millî enerji kaynakları daha hızlı seferber edilmeli, nükleer enerjiye daha hızlı geçilmeli (Örneğin Fransa elektrik üretiminin %80’ini nükleer santrallerden karşılamaktadır), millî kaynaklar daha fazla kullanılmalıdır.

Ülkemizin, dış ticaret açığı kaynaklı cari açık ve bütçe açığı olarak sürekli ikiz açık vermektedir. Bu ikiz açığı kapamanın yolu ise, ileri teknoloji ürünü sanayi mamulleri üretmek, bu tür ürünlerin üretimini teşvik etmek ve dış rekabete karşı korumakla mümkündür. Eğer bu tür bir dış ticaret ve sanayi politikası uygularsak, bir Güney Kore, bir Tayvan veya Japonya olabiliriz. Bunu yapmaz isek, her gün “Dolar kaç oldu N’olacak Cari açık büyüyor! Çok fazla ithalat yapıyoruz…” diye feryat edip dururuz.